"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2844 E., 2025/172 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 35. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/115 E., 2018/538 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili, davalı ... vekili, davalı ... Şirketi vekili ve davalı ...Şirketi vekili tarafından temyiz edilmek ve de davalı ... Şirketi vekili tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne, duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekilleri özetle; müvekkillerinin murisinin iş kazası nedeniyle vefat ettiği kazanın meydana gelişinde davalıların kusurlu olduklarından bahisle asıl dava dosyasında eş ... lehine 191.867,21 TL maddi, 250.000,00 TL manevi, çocuk ... lehine 1.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi, çocuk ... lehine 16.622,01 TL maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tashilini, aynı davalılara karşı açılan birleşen dava dosyasında anne Halime için 75.000,00 TL manevi, kardeşler Mehmet ... ve... için 50.000,00’er TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmişlerdir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.11.2018 tarih, 2016/115 Esas, 2018/538 Karar sayılı kararında özetle iş kazasının meydana gelişinde ... sigortalının bir kusurunun bulunmadığı, işveren ...'in %35, ...Şirketinin %20, ... Şirketinin %10, ...Şirketinin %10, ... Şirketinin %25 oranında kusurlu oldukları kabulünden hareketle asıl dava dosyasında davacılar eş ve çocuk ...'ın maddi tazminat istemlerinin kabulüne, davacı çocuk ... lehine 17.649,84 TL maddi tazminat ödenmesine, eş lehine 60.000,00 TL, çocuklar lehine 30.000,00'er TL manevi tazminat ödenmesine, davalılardan ... in yapmış olduğu 10.000 TL maddi tazminat ödemesinin davacı ...’ye ödenecek maddi tazminat miktarından mahsubuna, yine davalılardan ...’in davacı ... için yapmış olduğu 5.000 TL ile çocuklar için toplam olarak yapılan 5.000 TL manevi tazminat ödemesinin yazılı miktarlardan mahsubuna, birleşen dava dosyasında anne Halime lehine 10.000,00 TL, kardeşler Mehmet ... ve... lehine 5.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 26.01.2021 tarih, 2019/1175 Esas, 2021/178 Karar sayılı kararı ile mahkemece son alınan kusur raporuna değil de dosya kapsamında alınan 26.11.2016 tarihli ilk bilirkişi kusur raporuna itibar edilmesi ve hesabın da buna göre resen düzeltilmesi gerektiği, davalı ... tarafından yapılan ödemelerin hükümde mahsup edilmesi gerektiği, hükme esas hesap raporunda davacı çocuk ...’un maddi zararının bulunmadığı tespit edilmesine karşın bu çocuk lehine maddi tazminata karar verilmesi, birleşen dava dosyasının davacısı anne dışındaki diğer davacıların manevi tazminatlarının az olduğu, yargılama gideri ve vekalet ücretleri yönünden mahkeme kararının hatalı olduğundan bahisle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl dava dosyası yönünden eş lehine 153.087,64 TL maddi, 70.000,00 TL manevi, çocuk ... lehine 7.428,70 TL maddi, 37.500,00 TL manevi, çocuk ... lehine 37.500,00 TL manevi tazminat ödenmesine, çocuk ... maddi tazminat istemin reddine, birleşen dava dosyası yönünden davacılar anne ve kardeşler lehine 10.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 26.01.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, davalılar ... vekili, ... İnş. ve Malz. San. Tic. A.Ş. vekili ve ...Müt. Mim. Müh. ve Eml. Tic. Ltd. Şti. vekilince temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 06.02.2024 tarih, 2023/12483 Esas, 2024/823 Karar sayılı kararı ile temyiz eden tarafların sair temyiz itirazları incelenmeksizin somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesince 26.11.2016 tarihli bilirkişi kusur raporunun hükme esas alınması gerektiğine karar verilmiş ise de anılan kusur raporunda davalılar ..., ...ve ... şirketlerine kusur atfedilmediği, her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesinde davalı ...şirketinin asıl işveren olduğu belirtilmiş ve bu nedenle kendi kusuru bulunmasa bile alt işverenin çalıştırdığı işçilerin uğradığı zararlardan asıl işveren olarak sorumlu olacağı belirtilmiş ise de diğer davalıların durumları hakkında hukuki bir nitelendirme yapılmadığı gibi kendilerine kusur verilmeyen davalıların hangi hukuki sebebe dayanılarak hüküm altına alınan tazminatlardan sorumlu tutulduklarına dair gerekçe oluşturulmadan sonuca gidilmesinin hatalı olduğu, bu haliyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesine uygun bir gerekçe içerdiğinden bahsedilebilmesinin mümkün olmadığı gerekçeleri ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyulduktan sonra verilen temyiz incelemesine konu 15.01.2025 tarihli kararla davacıların murisinin kaza geçirdiği inşaatın müteahhidinin ...Şirketi olduğu, ...Ltd. Şti. ile ... A.Ş. arasında asıl-alt işveren ilişkisinin kurulduğu, ... Şirketinin ...Ltd. Şti.'ye ait inşaatın mantolama işlerini işçilikli iş teslimi olarak birim fiyat üzerinden yapmak üzere ...Ltd. Şti ile anlaştığı, ...Şirketinin bu işi yapmak üzere hareketli iskele kurması için ... Şirketi ile kira sözleşmesi yaptığı, bu sözleşme gereği kurulum için ... Şirketinin de ...’e işi taşere ettiği ve ... Şirketinin sözleşmesine göre, hareketli cephe platformunun ... Şirketi tarafından kullanılacağı yere kurularak peyderpey işletmeye alınması gerektiği, kurulum esnasında ihtiyaç duyulabilecek kaldırma ekipmanı ve yardımcı personeli temin etmekten kiracının sorumlu olacağı, kurulum ve sökümün sadece kiraya veren tarafından yapılacağı, kurulum ve eğitim için montaj personeli görevlendirmesinin kiraya verene ait olduğu, cephe platformuna Dorukuplift (...) dışında hiçbir kimsenin hiçbir teknik müdahalede bulunamayacağı, kira sözleşmesinin sadece cephe asansörünün kullanılmasına ilişkin olduğu, kullanım sırasında meydana gelebilecek iş kazalarından kiracının sorumlu olduğu, makinenin ilk kurulumu ve sökülmesi işinin Dorukuplift firmasınca yapılacağının kararlaştırıldığı hususunun uyuşmazlık dışı olduğu, bu durum karşısında hareketli dış cephe platformunun kurulumu sırasında kazanın oluşmasında kusurları bulunmasa da davalı şirketler ..., ...ve ... şirketlerinin de asıl işveren olarak sorumlu olduklarının kabul edildiği, her ne kadar ...Müteahhitlik şirketi asıl işveren olarak sözleşme imzaladığı ve alt işvereni olan ...Firması ile yaptığı sözleşmede işin başka alt işverenlere taşere edilmemesi gerektiğine dair hüküm bulunması sebebiyle kusursuz olduğu bu olay sebebiyle tazminatlardan sorumlu tutulamayacağı ileri sürülmüş ise de, taraflar arasında yapılan sorumsuzluk hükmünün 3. kişilere karşı ileri sürülemeyeceği, bu durumun ancak bu iki davalı arasında görülecek rücuan tazminat davasında değerlendirilmesinin mümkün olduğu gerekçeleri ile 26.11.2016 tarihli bilirkişi kusur raporunun hükme esas alınması gerektiği kabullerinden hareketle asıl dava dosyası yönünden eş lehine 153.087,64 TL maddi, 70.000,00 TL manevi, çocuk ... lehine 7.428,70 TL maddi, 37.500,00 TL manevi, çocuk ... lehine 37.500,00 TL manevi tazminat ödenmesine, çocuk ... maddi tazminat istemin reddine, birleşen dava dosyası yönünden davacılar anne ve kardeşler lehine 10.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu, maddi tazminat talepleri yönünden İlk Derece Mahkemesince hükmedilen miktarların, manevi tazminat talepleri yönünden ise dava dilekçesinde talep edilen miktarların esas alınarak davanın tümden kabulü şeklinde düzeltilerek onanması gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesince maddi tazminatların azaltılmasının hukuka aykırı olduğunu, birinci kusur raporuna karşı ileri sürdükleri itirazlarını tekrarladıklarını, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan kusur raporunun oluşa uygun olduğunu, ceza dosyalarında verilen mahkûmiyet kararları ve bu kararların kesinleşmesi ile davalıların kusurlu olduklarının açıkça ortaya konulduğunu, müvekkilinin kusursuz olduğunu ve kendisine izafe edilebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığını, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesince esas alınan 26.11.2016 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, hükme esas alınması gereken raporun müvekkilinin kusursuz olduğunu belirleyen 08.03.2018 tarihli bilirkişi heyet raporu olduğunu, dosyada alınan ve kazalı ...’e kusur izafe eden ve bazı davalılara hiç kusur yüklemeyen bilirkişi raporlarını kabul etmediklerini, aynı olayda farklı bilirkişiler tarafından kusurlu kişilerin dahi farklı şekilde belirlenmesinin hukuken kabul edilemez olduğunu, kazalı ...’e kusur izafe edilmesinin mümkün olmadığını, zira kendisine koruyucu ekipman verilmediğini, yüksekte çalışma eğitimi verilmediğini ve iş sahasında yalnız bırakıldığını, bu haliyle kazanın meydana gelmesinde davalıların gerekli özen ve ihtimamı göstermediğini, asıl işveren olan ...şirketinin asli kusurlu olduğunu, kazada kazalının hiçbir kusurunun bulunmadığını ve tüm kusurun davalılara ait olduğunu, davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını ve yetkililerinin de ceza aldıklarını, müvekkillerden ... Gökçül lehine hükmedilen maddi tazminatın kaldırılmasının hukuka aykırı olduğunu, hatalı bilirkişi raporunun esas alınarak müteveffaya %15 kusur izafe edilmesi suretiyle maddi tazminatların azaltılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca maddi tazminata ilişkin hükümlerde faize hükmedilmemesinin usul ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu ve faizin açıkça hüküm altına alınması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, diğer davalı ...Şti.’nin kusursuz olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, kaza günü şantiyede söz konusu şirketin işçisi olan ve bekçi olarak çalışan şahıs ile birlikte bir taşeronun da bulunduğunu, bu nedenle müvekkilinin çalışanlarının şantiyeye yüklenicinin bilgisi dışında ve yasak şekilde girerek çalışmaya başladıkları yönündeki iddianın hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, yapılacak işe ilişkin malzemelerin kazadan bir gün önce şantiyeye getirildiğini ve o gün iskele kurulum ve montaj işinin yapılacağının ilgili şirket tarafından bilindiğini, denetim yükümlülüklerini yerine getirmeyen davalılar yönünden kusursuzluk değerlendirmesi yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasında asıl işveren–alt işveren ilişkisi bulunmadığı kabul edilse dahi işyeri güvenliğine ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle davalıların kusurlu olduklarının açık olduğunu, mahkemece 26.11.2016 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu ve raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, davaya konu iş kazasının işçinin kullanması zorunlu koruyucu donanımları beklemeden tek başına çalışmaya başlaması sırasında meydana geldiğini, işverenlerin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alma yükümlülüğü bulunduğu gibi işçilerin de bu önlemlere uyma yükümlülüğü bulunduğunu, somut olayda can halatı ve bağlantı ekipmanlarını beklemeden işe başlayan ve gerekli montaj unsurlarını tamamlamayan işçinin kendi kusurunun da bulunduğunu, kendisine verilen talimatlara aykırı davranan işçiye kusur izafe edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin şantiyede ... Mühendislikten aldığı talimat doğrultusunda çalışmaya başladığını ve dış cephe iskelesi kurulum işinin belirli süre içinde tamamlanmasının kendisinden istendiğini, bu haliyle işçinin davranışlarının kazanın meydana gelmesinde etkili olduğunu ve ağır kusurunun bulunduğunu, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkilinin davalı ...şirketinin taşeronu olduğunu ve herhangi bir şirketin asıl işvereni sıfatını taşımadığını, bu nedenle müvekkili yönünden müştereken ve müteselsilen sorumluluk kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, istinaf mahkemesinin Mahkeme kararını kaldırma gerekçesinin dosyadaki kusur raporları arasındaki çelişki ve kusur oranlarındaki farklılık olduğunu, ancak dosyada bulunan 26.11.2016 tarihli bilirkişi raporunun olaya en uygun ve sağlıklı rapor olduğunu, anılan raporda ...’in %50, ... Firmasının %35 ve ... işçinin %15 oranında kusurlu olduğunun, diğer davalıların ise kusursuz olduğunun tespit edildiğini, buna rağmen Bölge Adliye Mahkemesince kusur izafe edilmeyen ve asıl işveren sıfatı bulunmayan müvekkili şirket yönünden de müştereken ve müteselsilen sorumluluk tesis edilmesinin hukuken hatalı olduğunu, kazanın meydana gelmesinde tek kusurlunun muris olduğunu ve murise atfedilen %15 kusur oranının düşük olduğunu, ayrıca hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ...Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda müvekkili aleyhine herhangi bir kusur belirlemesi yapılmamış olmasına rağmen müvekkilinin kusurlu olduğu kabul edilerek hüküm kurulmasının isabetsiz olduğunu, müvekkilinin yüklenici olarak asıl işin bir bölümünü sözleşme ile diğer davalı şirkete devretmesi nedeniyle asıl işveren sayılarak kusuru bulunmasa dahi sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin şantiye alanında kendi sorumluluğu kapsamındaki işçiler yönünden gerekli tüm iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini aldığını, sözleşme ile devredilen işlerde ise kendi çalışanı olmayan ve hatta taşeron firma işçisi dahi olmayan müteveffanın çalışma koşullarını denetleme imkânının bulunmadığını, ayrıca bayram izni nedeniyle şantiyede çalışmaların durdurulduğunu ve müteveffaya talimat veren kişinin müvekkili olmadığı halde bu hususun göz ardı edildiğini, müvekkilinin mantolama ve boya işlerini ... Firmasına devrettiğini ve bu devrin sözleşmede açıkça başka kişi ve firmalara devredilemeyeceğinin düzenlendiğini, buna rağmen işin sözleşmeye aykırı şekilde üçüncü kişilere devredildiğini ve müvekkilinin bu devre rızasının bulunmadığını, bu nedenle sorumluluğun yalnızca müvekkilinin bilgi ve rızası dahilinde devredilen işler ile sınırlı olması gerektiğini, müvekkilinin tamamladığı iş bakımından mantolama ve boya işlerinin ayrı teknik uzmanlık gerektirdiğini ve bu nedenle asıl iş kapsamında değerlendirilemeyeceğini, müvekkilinin anlaşmalı denetim firması aracılığıyla iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini sağladığını ve gerekli denetimleri yaptığını, buna rağmen müvekkilinin kusurlu kabul edilmesinin hatalı olduğunu, davacılar murisine verilen kusur oranının düşük olduğunu, zira muris ile birlikte çalışan tanık beyanlarına göre eksik ekipmanların temini beklenmeden çalışmaya başlandığını ve müteveffanın uyarılara rağmen kendi iradesiyle işe başladığını, bu nedenle kusur oranlarının hatalı belirlendiğini, hükmedilen tazminatların fazla olduğunu ve sonuç olarak müvekkilinin kusursuz olmasına rağmen sorumlu tutulmasının hukuka aykırı bulunduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
a.Davacılar Vekilinin Bölge Adliye Mahkemesinin Tavzih Talebinin Reddine Dair 19.02.2025 Tarihli Ek Kararına Yönelik Temyiz İtirazları Yönünden;
Davacılar vekili 18.02.2025 tarihli dilekçesi ile müvekkilleri ... ve ... lehine hüküm altına alınan maddi tazminat tutarlarına işletilecek faiz yönünden kararın eksik olduğu, anılan maddi tazminatların kaza tarihi olan 23.09.2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine karar verilmesi gerektiği ne var ki Bölge Adliye Mahkemesince davacı eş ... için 153.087,64 TL maddi tazminatın, kaza tarihi olan 23.09.2015 tarihinden itibaren davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine. davacı ... için 7.428,70 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 23.09.2015 tarihinden itibaren davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine karar verildiğinden bahisle hükmün tashihen tavzihini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin 19.02.2025 tarihli kararı ile tarafların yasal yükümlülüklerini artırır şekilde tavzih yapılamayacağından, 6100 sayılı HMK 305/2 "Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez." hükmü dikkate alınarak, davacılar vekilinin tavzih talebinin reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamından Bölge Adliye Mahkemesinin Dairemizce bozulmasına karar verilen 26.01.2021 tarih, 2019/1175 Esas, 2021/178 Karar sayılı kararında da davacılar ... ve ...'ın maddi tazminat istemleri yönünden davacı eş ... için 153.087,64 TL maddi tazminatın, kaza tarihi olan 23.09.2015 tarihinden itibaren davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine. davacı ... için 7.428,70 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 23.09.2015 tarihinden itibaren davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine karar verildiği davacılar vekilinin bu anılan Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz yoluna başvururken bu hata yönünden herhangi bir temyiz nedeni ileri sürmediği anlaşılmaktadır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin Bölge Adliye Mahkemesinin tavzih talebinin reddine dair 19.02.2025 tarihli ek kararının onanmasına,
b.Temyiz Eden Taraf Vekillerinin Davacılar Anne ve Kardeşlerin Manevi Tazminat İstemleri Hakkında Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İtirazları, Temyiz Eden Davalılar Vekillerinin Eş ve Çocukların Manevi, çocuk ...'ın maddi Tazminat İstemleri Hakkında Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İtirazları ile Davacılar Vekilinin Davacılar Eş ve Çocukların Maddi Tazminat İstemleri Hakkında Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İtirazları Yönünden;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Aynı zamanda Hukuk Muhakemeleri Kanununda kararın bozulması üzerine uygulanacak temyiz kesinlik sınırı noktasında 14.11.2024 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7531 sayılı Kanun'un 22. maddesi ile 6100 sayılı HMK'nın ek 1/3. maddesi olarak getirilen düzenlemenin yürürlük tarihinin 7531 sayılı Kanun'un geçici 1/6. maddesi gereği Yargıtayın bozma kararları üzerine bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yeniden verilen kararlar hakkında uygulanacağı, yine 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nın ek 1 maddesinin 7550 sayılı Kanun'la değişik 2 numaralı fıkrasında yer alan "200. ve 201. maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341., 362. ve 369. maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." düzenlemesinin değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren verilen kararlar hakkında uygulanacağı, temyiz incelemesine konu kararın 15.01.2025 tarihinde verildiği, o halde yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri kapsamında, uygulanması gereken temyiz (kesinlik) sınırının 26.01.2021 tarihi itibariyle değerlendirilmesi gerektiği açıktır.
Somut olayda; bozma üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacılar anne ve kardeşlerin manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlerin temyiz eden taraflar yönünden, eş ve çocukların manevi tazminat istemleri ile davacı çocuk ...'ın maddi tazminat istemi hakkında kurulan hükümlerin temyiz eden davalılar yönünden, davacılar eş ve çocukların maddi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlerin ise temyiz eden davacılar yönünden ayrı ayrı karar tarihi olan 26.01.2021 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 78.630,00 TL'lik kesinlik sınırı altında kalması nedeniyle temyiz eden taraf vekillerinin anılan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
c.Temyiz Eden Taraf Vekillerinin Diğer Hükümlere Yönelik Temyiz İtirazları Açısından;
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, temyiz eden davalılar vekillerinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Gerek mülga BK’nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı TBK’nun 56. maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hakimin manevi zarar adı ile ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde, davacılar eş ve çocuklar lehine asıl dava dosyasında hükmedilen manevi tazminatlar azdır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1-Davacılar vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi'nin tavzih talebinin reddine dair 19.02.2025 tarihli ek kararının ONANMASINA,
2-Temyiz eden taraf vekillerinin davacılar anne ve kardeşlerin manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı miktardan REDDİNE,
3-Temyiz eden davalılar vekillerinin davacılar eş ve çocukların manevi tazminat istemleri ile çocuk ...'ın maddi tazminat istemi hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı miktardan REDDİNE,
4-Temyiz eden davacılar vekilinin davacılar eş ve çocukların maddi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı miktardan REDDİNE,
5- Davacılar eş ve çocukları lehine asıl dava dosyasında hükmedilen manevi tazminat yönünden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Aşağıda yazılı fazladan alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalılara iadesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacılara iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine,
20.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.