Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

10. Hukuk Dairesi

Dosya2025/7035 E. 2026/193 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2023/87 E., 2025/13 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiş, kararın davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Kapatılan Yargıtay 21. Hukuk Dairesince bozulmuştur.

Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair karar verilmiş iş bu kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmekle anlaşılmakla; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkillerinin murisi TC: 2...6 nolu ve sigorta sicil 2...2 nolu... ... 'ın 22.08.2008 tarihinde ... sicil nolu işveren yanında çalışırken vefat ettiğini, ...... ...'ın et ve et ürünleri ile iştigal eden işveren yanında yurt içi nakliyat şoförü olarak çalıştığını Muris... ...'ın 11.01.2002 tarihinde davalı işveren nezdinde çalışmaya başladığını, muris... ...'ın çalıştığı süre zarfın yıllık izin, resmi tatil, dini tatil gibi izinleri de kullanmadığını ağır şartlar altında stresli bir şekilde çalıştığını ve en son İstanbul'a sefer yaparken 22.08.2008 tarihinde araç içerisinde kalp krizi geçirerek vefat ettiğini ancak ilgili işverenin bu durumu iş kazası olarak yetkili yerlere bildirmediğini bu nedenle geride kalanlarına sadece ölüm aylığı bağlandığını, iş kazası sigortası gelirinin bağlamadığını, murisin 11.02.20 02... .08.2008 tarihleri arasın da ilgili şirkette çalıştığını ancak kendilerine kıdem tazminatı ödenmediğini, kıdem tazminatının yasal mirasçılarına ödenmesi gerektiğini, murisin vefatından sonra ailenin maddi manevi bir çöküntü yaşadıklarını, zarar gördüklerini, murisin son aldığı maaşın 1150 + sefer başı 50 TL olduğunu ve ayda 6 sefer yaptığını üzerine kıdem tazminatı işçi alacaklarına uygulanan en yüksek faiz uygulanarak iş kazası tarihinden itibaren fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 1000TL nin hüküm altına alınmasını ayrıca davacı ... için 20.000TL Sevgi, Emine, Emel, Müslüm, Filiz ve Yusuf için ayrı ayrı 5000TL olmak üzere toplam 50.000TL manevi tazmiatı iş kazası tarihinden işleyecek faizi ile birlikte,...'in ölümünden sonra iş kazasından kaynaklanan gelir bağlanmadığını bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak kaydı ile davacı ..., Filiz, Yusuf, Müslüm,için ayrı ayrı 500TL toplam 2000TL'nin iş kazası tarihinden itibaren en yüksek faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacılara ödenmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaları kabul etmediklerinin, ...... ...' ın ölüm nedeninin iş yoğunluğu ve iş stresi olduğunu kabul etmediklerini, ...... ... müvekkil şirket bünyesinde 16.01.2004 tarihinde işe girdiğini, daha sonra kendi isteği ile 20.06.2007 tarihinde işten ayrıldığını, daha sonra başka bir şirkette çalıştıktan sonra 04.04.2008 tarihinde tekrar kendi isteği üzerine müvekkil şirket bünyesinde tekrar şoför olarak çalışmaya başladığını ve 21.08.2008 tarihinde vefat edip iş akdinin sona erdiğinin, davacıların bu davayı açarken kesinlikle kötü niyetli olduklarının açık ve net olduğunun müteveffanın vefatından 6 yıl sonra açılan bir dava olduğunun, ayrıca davacıların dava dilekçesinde belirttiği alacak kalemleri yönünden 5 yıllık zamanaşımı süresi olduğundan, alacak kalemleri yönünden zamanaşımı itirazlarının bulunduğunun, davacıların dava dilekçesinde belirttiği kıdem tazminatı alacağı yönünden müteveffanın bir hakkı olmadığının, 2008 yılında işe girdikten 4 ay kadar sonra vefat ettiği ve 1 yılı doldurmadığından kıdem tazminatı alacağına hak kazanmadığının, davacı tarafın dava dilekçesinde müteveffanın 1.100,00 TL maaş aldığı yönündeki iddialarının asılsız olduğunun müteveffanın asgari ücret aldığının ve bu hususun müteveffanın da imzası bulunan dönem bodrolarında sabit olduğunun müteveffanın asgari ücret üzerinde çalışıyor ise bunu resmi bir belge ile ispat etmesi gerekmektedir. Söz konusu olayda müteveffanın ölümünde müvekkil şirketin bir kusurunun bulunmadığının, müteveffanın şahsi rahatsızlığından dolayı meydana gelen bir kalp krizinin olduğunun, ayrıca müteveffanın uyurken kalp krizi geçirdiğinin yanındaki şoför arkadaşının beyanları ile sabit olduğunun, davacıların talep ettikleri ücret alacakları zamanaşımına uğramıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini arz ve talep etmiştir.

III. SON BOZMA ÖNCESİ MAHKEME KARARI

Mahkemenin 26.11.2021 tarihli ve 2018/659 E., 2021/419 K. sayılı kararı ile ".. davanın kabulüne,

1-225.316,32 TL nin kaza tarihi olan 2208.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine,

2-26.723,13 TL nin kaza tarihi olan 22.08.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine,

3-3.825,50 TL nin kaza tarihi olan 22.08.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine,.." karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Dairemiz Son Bozma Kararı

Mahkemece verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; "..somut olayda davanın esası bakımından da, bozma kararında açıklanan şekilde; kaza tarihinde sigortalının bünyesini zorlayacak bir çalışma yaptırılıp yaptırılmadığı, özellikle 1979 yılında benimsenen ve Ülkemizce de onaylanan Karayolu Taşımacılığında Çalışma Saatleri ve Dinlenme Sürelerine İlişkin 153 Sayılı İLO Sözleşmesi'nin 5. ve 6. maddelerinde karayolu taşımacılığında sürücü olarak çalışanların azami çalışma saatlerinin belirlendiği, anılan maddelerde hiçbir sürücünün mola vermeksizin ve devamlı olarak dört saatten fazla araç kullanmasına izin verilemeyeceği, her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşunun, özel ulusal koşulları dikkate alarak, sözü geçen dört saatlik süreyi bir saatten fazla olmamak üzere artırabileceği, fazla mesai dahil, azami toplam araç kullanma süresinin günde dokuz, haftada kırksekiz saati aşamayacağı dikkate alınmak suretiyle kamyon şoförü olan sigortalı için çalışma sürelerine riayet edilip edilmediğinin araştırılması, olay günü sigortalıyı işyerinde rutin dışında bir gerginlik ve stres içine sokacak bir olayın cereyan edip etmediği belirlenerek, inceleme yapılması, ayrıca kalp krizi neticesinde gerçekleştiği belirtilen ölüm niteliğindeki iş kazası yönünden bozmadan sonra dosya kapsamına giren Nizip Devlet Hastanesi tedavi kayıtlarına göre, sigortalının sağlığında Göğüs Hastalıkları Kliniğindeki muayenesi neticesinde “ Perinatal dönemden kaynaklanan kronik akciğer hastalığının” bulunduğunun anlaşılmasına göre, bu rahatsızlığın, kalp krizinin gerçekleşmesinde etkisinin bulunup bulunmadığının bu kapsamda “bünyesel faktörün” iş kazası olayının gerçekleşmesindeki etkisinin raporda gerekçesiyle uzman hekim bilirkişiler (Akciğer Uzmanı ve Kardiyolog Hekim) ve İş Güvenliği Uzmanlarından müteşekkil heyet vasıtasıyla tartışılarak, rapor düzenlenmesinin temini gerekirken bu yönde değerlendirme içermeyen bilirkişi heyetlerince düzenlenmiş raporlara itibarla karar verilmesi de uyulan bozma gereğinin yerinde getirilmemesi nedeniyle hatalı olmuştur.

Ayrıca önceki bozma kararında da açıkça “usuli kazanılmış hakka” vurgu yapılmasına karşın tespit edilen kusur oranının bir önceki kararın davacı yanca temyize getirilmemiş olması nedeniyle önceki hükme esas alınan 19.03.2015 tarihli hesap raporuna uygulanması (bu rapordan sonra yürürlüğe giren asgari ücret değişikliklerinin rapora yansıtılmaması) ve aynı bozma kararında işaret edildiği gibi davacılara bağlanan gelirlerin rücuya kabil kısımlarının da bu hesaptan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 55.maddesi gereğince tenzil edilmesi gerekirken bu yöndeki tespitlere aykırı olarak yapılan hesabın hükme esas alınması da uyulan bozma gereğinin yerinde getirilmemesi nedeniyle hatalı olmuştur..." gerekçesi ile bozma kararı verilmiştir.

B. Mahkemenin Son Kararı

Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında; "..1-Maddi tazminat davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine

a)89.025,74 TL nin kaza tarihi olan 22.08.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a

b)9.744,15 TL nin kaza tarihi olan 22.08.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine,

c)9.225,30TL nin kaza tarihi olan 22.08.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine,

2-Manevi tazminat açısından davanın kısmen kabulü ile kısmen reddi ile 30.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak veraset ilamındaki payları oranında davacılara ödenmesine,.." karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;- Müvekkil lehine usuli kazanılmış haklar gözetilmeden karar verildiğini,

-Nizip 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin26.10.20 21... /659 Esas ve 2021/419 Kararında; ..... lehine 3.825,50 TL destekten yoksun kalma tazminatına hükmedildiği, Yerel Mahkeme tarafından verilen bir önceki karar davacılar tarafından temyiz edilmediğinden, sadece müvekkil şirket tarafından temyiz edildiğinden ve Yerel Mahkeme de bozma ilamına uyduğundan müvekkil şirket lehine usuli kazanılmış hak doğduğunu,

-Davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesine ve kabul ret oranı % 50 - 50 olmasına rağmen hatalı miktarda yargılama giderine hükmedildiğini,

-Kusur raporunun hatalı olduğunu belirterek temyiz talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının desteğinden yoksun kalan eş ve çocuklarının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

Dosya kapsamından; davacıların murisinin... ...’ın, işverene ait araç içerisinde ve işverene ait işi yaptığı sırada kalp krizi neticesinde ölmesi şeklinde meydana gelen olayın iş kazası olduğu,... ...’ın kalp krizi geçirmesinde, çalışma şartlarının olumsuzluğunun etkisi olduğu, çalışma ve dinlenme sürelerinin belirlenerek uyulup uyulmadığının denetlenmemiş olması, (mevzuatın öngördüğü şekilde, sefer halinde ne kadar süre ile araç kullanacağı, ne kadar süre ile istirahat yapması gerektiği vb konularında talimat verilmemiş olması,) verilen görevi yapmaya sağlık açısından engelinin olup olmadığına bakılmaksızın görevlendirilmesi, nedenleriyle işveren ... Et, Et ürünleri Yan San. ve Tic. Ürünleri Ltd. Şti.’nin, %70 (yüzde yetmiş) oranında kusurlu olduğu,... ...’ın da sağlık sorunları olduğunu gizlemekle, kendi sağlığı ve güvenliği için tedbirsizce hareket etmekle %30 (yüzde otuz) oranında kusurlu olduğuna ilişkin Dairemiz son bozma kararına uyularak rapor aldırıldığı ancak hak sahiplerine bağlanan peşin sermaye değerinin SGK dan sorulmasına Kurum tarafından bildirilmediği takdirde mahkemece hesaplanarak mahsup edilmediği, Kurum tarafından düzenlenen 28.05.2019 tarihli denetmen raporunda olayın iş kazası olarak kabul edildiği ancak buna ilişkin Kurum tarafından olayın iş kazası sayıldığına ilişkin ünite kararı gönderilmediği gibi Kurum tarafından müzekkere cevabında "..Peşin sermaye değerli gelir hesaplamaları 506 sayılı Kanun'un 22. maddesi gereğince 01.03.1965 tarihinde yürürlüğe giren peşin sermaye değerli gelirlerin hesaplanmasına ait tarife hükümlerine göre yapılmaktadır. Sözü edilen tarife hükümleri ise 506 sayılı Kanun'un 26. maddesindeki sigorta olayları için söz konusudur. Sigortalının hak sahiplerine bağlanan aylıklar rücu'ya tabi olmayan peşin değerli gelire dönüştürülemeyecek aylıklardır. Bu sebeple ilgide kayıtlı müzekkerenizde talep edilen peşin sermaye değerli gelir hesaplamaları yapılamamaktadır.." belirtildiği gibi dava konusu olaya ilişkin denetmen raporu doğrultusunda iş kazası sayılıp sayılmadığına ilişkin ünite kararı olmadan hüküm kurulması hatalı olmuştur.

İş Kazasından Kaynaklı Tazminat davalarının görülmesi için ön koşul zararlandırıcı olayın Kurumca iş kazası niteliğinde olduğunun tespit edilmesidir. İş kazasının tespiti ile ilgili ihtilaf Sosyal Güvenlik Kurumunun hak alanını doğrudan ilgilendirmekte olup tazminat davasında kurum taraf değildir.

Yukarıda yapılan açıklamalar gereğince, Mahkemece dosyada mevcut denetmen raporu ve Kurum yazı cevabı doğrultusunda kurum tarafından dava konusu olayın iş kazası sayılıp sayılmadığının tespit edilmeksizin yargılamaya devam olunarak karar verilmesi hatalı olmuştur.

Öncelikle Mahkemece yapılacak iş, Kuruma dava konusu olayın denetmen raporu da gözetilerek iş kazası sayılıp sayılmadığı sorulacak, Kurumca iş kazası sayılmadığı takdirde davacı tarafa, maruz kaldığı olayın iş kazası olduğunun tespitine ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumuna ve hak alanını etkileyeceğinden işveren aleyhine “iş kazasının tespiti” davası açması için usulüne uygun kesin önel vermek, kesin sürenin sonuçlarını ihtar etmek; tespit davasının verilen kesin önel içinde açılması halinde bu dava için bekletici sorun yaparak çıkacak sonuca göre ;

1.İş kazasının bulunmadığı kesinleşirse mahkemece dairemizin 20.09.2022 tarih ve 2022/34 66... /10875 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere "Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununu 1 maddesinde “İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur” düzenlemesine yer verilmiştir.

Benzer şekilde yargılama sırasında yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 5. Maddesinde “(1) İş mahkemeleri; a)5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22.05.2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına, b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanun'un geçici 4. maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara, c) Diğer Kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere ....”düzenlemesine yer verildiği, bu açıklamalar kapsamında davacılar her ne kadar davaya konu sigortalının ölümüyle neticelenen olayın bir iş kazası olduğu iddiasıyla iş bu davayı açmış iseler de kesinleşen tespit hükmü çerçevesinde olayın iş kazası olmadığının anlaşılması karşısında yargılamaya konu olayın gerek 4857 sayılı İş Kanunu, gerek ise de 5510 sayılı Kanun kapsamında İş Mahkemelerince görülerek sonuçlandırılabilecek nitelikte bir dava olmadığı açıktır.

O halde dava konusu eylemin bir haksız fiil olduğu, bu yönüyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunun 41. ve devamı maddeleri çerçevesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ise 49. ve devamı maddeleri) genel hükümlere tabi bir tazminat davası olarak görülerek, çözüme kavuşturulması, bu kapsamda da aynı kanunun 55. maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ise 66. maddesi) kapsamında davalının adam çalıştıran ve/veya işleten olarak sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ile ilgili incemle yaparak karar verme görevinin genel mahkemelere ait olduğunun dosyadan açıkça anlaşılabilir olmasına göre, İş Mahkemesince genel mahkemeler lehine görevsizlik kararı verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yargılamanın esası hakkında yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur." şeklindeki gerekçede dikkate alınarak mahkemenin görevliliği hususu nun değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi ,

2. İş kazasının varlığının kesinleşmesi halinde ise ;

SGK gelirlerinin ( geçici iş göremezlik ödeneği ve ilk peşin sermaye değerli gelir ) tenzilinde kamu düzeni ilkesi kapsamında uygulanma imkanı bulunan 6098 sayılı TBK'nun 55 inci maddesi kapsamında rücu edilebilir olan kısmının hesaplanan tazminat alacağından tenzil edilerek davacının netice tazminat alacaklarının belirlenmesi gerektiği açıktır. Bu nedenle hak sahiplerine bağlanan peşin sermaye değerinin SGK dan sorulmasına Kurum tarafından bildirilmediği takdirde mahkemece hesaplanarak mahsup edilmesi gerekmektedir.

Kabule göre de ayrıca önceki bozma kararında da açıkça “usuli kazanılmış hakka” vurgu yapılmasına karşın tespit edilen kusur oranının bir önceki kararın davacı yanca temyize getirilmemiş olması nedeniyle önceki hükme esas alınan 19.03.2015 tarihli hesap raporuna uygulanması (bu rapordan sonra yürürlüğe giren asgari ücret değişikliklerinin rapora yansıtılmaması) ve aynı bozma kararında işaret edildiği gibi davacılara bağlanan gelirlerin rücuya kabil kısımlarının da bu hesaptan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 55.maddesi gereğince tenzil edilmesi gerekirken bu yöndeki tespitlere aykırı olarak Davacı ... Yönünden Yerel Mahkemece 26.10.2021 tarihli kararından 3.825,50-TL hükmedildiği ve davacı tarafça temyiz konusu yapılmadığı halde usuli kazanılmış hakka aykırı olarak karar verilmesi hatalı olmuştur.

Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, bozma sebebine göre temyiz eden diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığı, Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK'nun 428.maddesi gereğince Mahkeme kararının BOZULMASINA,

2. Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

3. Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine,

20.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§