Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

10. Hukuk Dairesi

Dosya2025/6902 E. 2026/648 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/888 E., 2024/1133 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 6. İş Mahkemesi

SAYISI : 2023/19 E., 2024/71 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalıya ait iş yerinde 22.06.1998 – 20.09.2000 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.

II.CEVAP

1.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, davacının davalıya ait iş yerinde dava konusu dönemde çalışmasının olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.... müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum kayıtlarının tetkikinden, davacının davalı iş yerinde 20.09.2000-31.01.2006 tarihleri arasında çalışmasının bulunduğunu, bu haliyle tespit edilen sürenin üzerinden 5 yıldan fazla zaman geçmiş olduğundan, davanın hak düşürücü süre yönünden reddini istemiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığından reddine karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, davacı 22.06.1998-31.01.2006 tarihleri arasında davalı yanında çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiş olup, hizmet döküm cetvelinden davacının çalışmasının geçtiğinin iddia edildiği iş yerinden ilk defa 20.09.2000 tarihinde bildirim yapıldığı ve bu iş yerindeki çalışmasının 31.01.2006 tarihinde sona erdiği anlaşılmakla, dosyada hak düşürücü sürenin 01.01.2012 tarihinde dolduğu, bu haliyle 19.01.2023 tarihinde açılan davada verilen hükmün kanuna ve olaya uygun olduğu anlaşıldığından, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükmün eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğunu, davalı iş yerinde çalışmış olmasına rağmen yönetmelikte sayılan belgelerden birisinin dahi verilmemiş olmasının sorumluğunun davacıya yüklenmesinin hakkaniyetle bağdaşmadığını, davacının davalıya ait iş yerinde geçen çalışmalarının blok çalışma niteliğinde olduğundan hak düşürücü süreden söz edilemeyeceğini, tanık beyanları ile davanın sübut bulduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.

C. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan Vekili ... ile Üyeler ..., ..., ... oyları ve oyçokluğuyla,

03.02.2026 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY GEREKÇESİ

1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık hizmet tespit davasında 22.06.1998-31.01.2006 tarihleri arasında blok çalışması olduğunu iddia eden, ancak 20.09.2000 tarihinden sonra hizmeti Kuruma bildirilen davacı sigortalının bildirim tarihi 20.09.2000 öncesi hizmetinin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.

2. Somut uyuşmazlıkta davacının hizmeti 20.09.2000 tarihinde davalı işveren üzerinden Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Mahkemece blok çalışmada kayıt öncesi hak düşürücü süreye uğradığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine ise Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.

3. Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine çoğunluk tarafından blok çalışmada kayıt öncesi 20.09.2000 öncesinin hak düşürücü süreye uğradığı, gerekçesi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.

4. Çalışmanın blok çalışma niteliğinde olması yani kesintisiz devam etmesi halinde hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi, mevsimlik çalışmanın bulunması ve bu çalışmanın yıllar itibariyle kesintisiz sürdüğünün kabulü halinde de çalışılmayan dönemde hizmet akdi askıda olduğundan hükme esas alınan 5 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak, mevsimlik çalışmanın sona erdiği yılın sonu esas alınması gerekir(Y. HGK. 01.07.2019 tarih ve 2016/21-1238 E, 2019/834 K). Belirtmek gerekir ki “hak düşürücü süre, bildirimsiz kalan çalışmalar yönünden öngörülmüştür. Belgelerden birisinin dahi Kuruma verilmiş olması veya Kurumca, fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti hâlinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir. Sigortalının kayda dayanan çalışması bildirilmiş veya Kurumca saptanan çalışması var ise bu bildirilen veya saptanan hizmeti ile blok çalışmanın da zamanaşımına uğramadığı kabul edilmelidir.

5. Dairemizin 2021/10293 E., 2022/1056 Karar sayılı karşı oy gerekçelerinde ayrıntılı olarak açıklandığı gibi blok çalışmalarda Kuruma bildirilen süre var ise sonraki çalışma için hak düşürücü süreye uğramaz kabulü önceki çalışma içinde kabul edilmeli ve hak düşürücü süre uygulanmamalıdır. Davacının 22.06.1998 tarihi ile sonrası kayda giren 20.09.2000 tarihini takip eden çalışmaları blok çalışmaya dayanmaktadır. Bu blok çalışma içinde Kuruma intikal eden süreler olduğuna göre hak düşürücü süre önceleri içinde geçerli olmayacaktır. Blok çalışmanın bölünmezliği söz konusudur. Bu nedenle çoğunluğun hak düşürücü süre yönündeki onama gerekçesine katılınmamıştır.

§