Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

10. Hukuk Dairesi

Dosya2025/257 E. 2026/139 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1534 E., 2024/1566 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. İş Mahkemesi

SAYISI : 2019/488 E., 2022/160 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, asıl davanın davalısı / birleşen davanın davacısı Kurum vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA

1.Asıl davanın davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı Kurumun değişik tarihlerde gönderdiği yazılar ile davacının geçmişten kalan borcu olduğu iddiası ile sırasıyla ilk yazıda 38.086,73 TL, ikinci yazıda 17.953,22 TL ve üçüncü yazıda 8.763,68 TL borç tebliğ edildiği, davacının böyle bir borcu olmadığı, tüm borçlara ve ferilerine itiraz ettiği, davacının şartlar oluştuktan sonra babasından dolayı maaş almak için talepte bulunduğu ve maaş bağlandığı, böyle bir borç var ise bile zaman aşımına uğradığı, davacının eşi ile geçinemediği ve şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşandığı, boşandıktan sonra ayrı yaşadığı, davacının babasından almakta olduğu maaşın kesildiğinden ve başkaca bir geliri olmadığından zor durumda olduğu iddiasıyla Kurum işleminin iptaline, davacıya kaldığı yerden yeniden maaş bağlanmasına ve birikmiş maaşının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

2.Birleşen davanın davacısı Kurum vekili dava dilekçesinde özetle; Kurum tarafından davalı borçlu aleyhine ... 1. İcra Müdürlüğü'nün 2019/1524 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun icra takibine haksız olarak itiraz edildiği, Kurumun 3...2 T.C. Kimlik numaralı sigortalısı ...'a yersiz olarak 5.016,07 TL sağlık yardımı aldığının tespit edildiği, ancak davalı borçlu tarafça takibe haksız yere itiraz edilmesi üzerine iş bu davanın açılmasının zorunluluğunun doğduğunu, arz ve izah edilen nedenlerle ... 1. İcra Müdürlüğünün 2019/1524 Esas sayılı dosyasına davalı borçlu tarafça yapılan itirazın iptaline, davalının alacağın %20 inden aşağı olmamak üzere belirlenecek icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II.CEVAP

Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça açılan davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğu, davaya konu işlem ile ilgili olarak Kurum denetmenlerince yapılan denetimler sonucunda hazırlanan raporlara dayalı olarak tesis edildiği, 5510 sayılı Kanun'un 56. maddesi lafzı ve ruhundan açıkça anlaşıldığı üzere burada söz konusu edilen hususun boşanmanın muvazaalı olması olgusundan ziyade, boşandığı eş ile fiilen birlikte yaşama olgusunun gerçekleşmiş olması olduğu, Kurum işlemlerinin mevzuata uygun olarak tesis edildiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI

İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; davacı ...'un boşandığı eşi ...n dosya kapsamında celp edilen SGK hizmet dökümlerinden 23.01.2009 tarihinde işe başladığı 17.02.2009 tarihinde işten ayrıldığı ...'a ait işyerinin ... ilinin...ilçesinde olduğu, 28.10.2011 tarihinde işe başladığı, 13.12.2011 tarihinde işten ayrıldığı ...'a ait işyerinin ... ili...ilçesinde olduğu, 27.07.2012 tarihinde işe başladığı, 15.08.2012 tarihinde ayrıldığı ...a ait işyerinin ... ili ...ilçesinde olduğu, 28.08.2012 tarihinde işe başladığı 20.10.2012 tarihinde ayrıldığı ...'a ait işyerinin ... ili ...ilçesinde olduğu, 07.10.2012 tarihinde işe başladığı 25.10.2012 tarihinde ayrıldığı ...-S...'a ait işyerinin ... ili...ilçesinde olduğu, 06.11.2012 tarihinde işe başladığı, 01.12.2012 tarihinde işten ayrıldığı ...'e ait işyerinin ... ili...ilçesinde olduğu, 13.12.2012 tarihinde işe başladığı, 05.01.2013 tarihinde işten ayrıldığı ...'e ait işyerinin ... ili...ilçesinde olduğu, 06.01.2013 tarihinde işe başladığı, 13.02.2013 tarihinde işten ayrıldığı...' a ait işyerinin ... ili...ilçesinde olduğu, bu tarihten sonra devam eden çalışmalarının değişik işyerlerinde olmakla birlikte işyerlerinin ... ili...ilçesinde olduğu anlaşılmış, ...'e ait İş Bankasına ait kredi kartı 2014/Şubat dönemi hesap özetinde harcamaların İstanbul, ... ve ... illerinde olduğu, Yüksek Seçim Kurulu yazı cevabında ...'un oy kullandığı adresin 2007 yılında ... ... ilçesi, 2009-2010-2011 yıllarında ... ..., 2014-2015 yıllarında ... 2018 yılında ...ayseri, 2019 yılında ...... de olduğu, ...n 2007- 2009 - 2010 - 2011 - 2014 yıllarında kayıtlı adresin aynı olduğu, 10.08.2014 Cumhurbaşkanlığı seçiminden itibaren sonrası yıllarda...... olduğu, ...İlçe Emniyet Müdürlüğü'nden celp edilen tutanakta ise davacının 1996 yılında evlendiği, 5 yıl kadar... ilinde kaldığı, Kanser hastası olması nedeniyle ... ilinde tedavi görmeye başladığı, ... cad. No:49 iç kapi no; 24 ...... adresinde annesi ve iki oğlu ile birlikte yaşamaya başladığı, boşandığı eşinin ise 2004 yılına kadar belirtilen adreste kalmadığı,... ilinden geçici zamanlarda çocuklarını görmek için geldiği, 2004 yılında boşandıkları, belirtilen adreste ikamet etmediği sadece çocukların ihtiyaçlarını karşılamak için geldiği, ... isimli şahsın İzmir ilinde olduğu ve kanser tedavisi gördüğü binadan ve çevreden yapılan araştırma ile tespit edildiğinin bildirildiği görülmüş, Kaski'den celp edilen bilgilere göre ... adına su aboneliğine rastlarılmadığı, ... adına... adresinde 2019 yılında devam eden aboneliğe rastlanıldığı, Kcetaş'tan celp edilen bilgilere göre ... adına elektrik aboneliği kaydına rastlanılmadığının, ... adına ...adresinde aboneliğe rastlanıldığının bildirildiği, ...gaz'dan celp edilen bilgilere göre ... adına 12.11.2008 tarihinden itbaren devam eden...adresinde abonelik kaydının mevcut olduğunun bildirildiği, ... adına...adresinde 412.11.2008 de kulanım sözleşmesi, 17 10.2008 tarihinde abone bağlantı bedeli ödemesi yapıldığının bildirildiği, Nüfus Müdürlüğünden celp edilen kayıtlara göre ... ile ...'un 12.03.2007 tarihinde bildirilen ...adresinin aynı olduğu, ...n 02.05.2014 tarihinde...adresinin beyan edildiği görülmüş, dosya kapsamında dinlenen davacı tanıklarının davacının boşandığı eşi ile yaşamadığına dair tutarlı ve samimi beyanları birlikte değerlendirildiğinde dosya kapsamında celp edilen bütün bilgi ve belgelerden davacının ikametgahının ...'de olduğu, ...'de oy kullandığı, ...'de sağlık yardımlarından yararlandığı ve tedavisinin ...'de yapıldığı, eski eşinin ise yıllardır ... dışında olduğu,.../...'da çalıştığı ve ikamet ettiği resmi belgelerle özellikle de SGK hizmet cetvelleri, bordrolar ve belgeleriyle, seçim kurulu belgeleriyle ve ayrıca kolluk tarafından yapılan araştırma dikkate alındığından asıl davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile, Kurumun davacının maaşının iptaline ilişkin işlem ve kararlarının iptaline, davacının kesilen maaşının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanılarak, ödenmeyen maaşların yasal faiziyle ödenmesine, davacıdan kurumca talep edilen maaş ve faizlerinin davacıdan talep edilemeyeceğinin tespitine, asıl dava dosyası üzerinde birleşen 2019/584 Esas sayılı davanın reddine karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davanın davalısı / birleşen davanın davacısı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ

A.Temyiz Sebepleri

Asıl davanın davalısı / birleşen davanın davacısı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; 5510 sayılı Kanunun 56 ncı maddesi gereğince boşandığı eşiyle birlikte yaşadığı tespit edilen davacının hak etmediği aylıkları tutarı, yine aynı dönem içerisinde yersiz sağlık ödemesi yapılarak Kurumun zarara uğradığı, Sosyal Güvenlik Denetmeni tarafından düzenlenen rapor ile davalının, boşandığı eşi ile, birlikte yaşadığı sonuç ve kanaatine varıldığını ve bu nedenle davacının aylığı iptal edildiği, denetmen raporu içeriği, toplanan belgeler, keza yargılama safahatında dinlenen tanık beyanları yanılgılı değerlendirilmek sureti ile sonuca ulaşılmış olup, Mahkeme tarafından verilen karar eksik incelemeye dayalı olmakla, kararda hukuka uyarlık bulunmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, asıl davada kesilen ölüm aylığının yeniden bağlanması gerektiğinin ve yasal faiziyle ödenmesi gerektiğinin tespiti ve aksine Kurum işlemlerinin iptali ile birleşen davada yersiz aylıklar nedeniyle oluşan Kurum zararının tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile takibin devamına ilişkindir.

1.Davanın, yasal dayanağını oluşturan 5510 sayılı Kanun'un 2. fıkrasında eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkların kesileceği ve bu kişilere ödenmiş olan tutarların, 96. madde hükümlerine göre geri alınacağı düzenlenmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Anayasa Mahkemesinin 28.04.2011 tarihli ve 2009/86 Esas, 2011/70 Karar sayılı kararı ile 5510 sayılı Kanun'un 56. maddesinin anılan 2. fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle yapılan itiraz isteminin reddine karar verilmiştir.

2. 5510 sayılı Kanunu'nun 56. maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir / aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir / aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun / durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan / olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir / aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan / yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır.

3. Anılan 56. maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma / irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun'da “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek / samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin / aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.

4. Gelirin / aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanunun 96. maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56. maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir.

5. Sonuç olarak 5510 sayılı Kanun'un 56. maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20., 5510 sayılı Kanun'un 59., 100., 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 28., 45., 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 3., 45 – 53., 4857 sayılı İş Kanununun 32., 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6 ., 24 – 33., 189., 190., 191., 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6., 19., 20., maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğünden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi / özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü / Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle / köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.

6. Somut olayda; davacının 5434 sayılı Kanun kapsamında iştirakçi babasının 27.08.1996 tarihinde vefat ettiği, 14.12.2004 tarihinde boşanması üzerine babasından ölüm aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır. Davacının eski eşiyle birlikte yaşamaya devam ettiğinin ihbarı üzerine başlatılan denetimde davacının "eşiyle anlaşmadığından boşandığını, eşinin çocukları görmeye geldiğini, bu sürede kendisinin annesinin evine gittiğini, eşinin de bu sürede çocuklarla evde kaldığını, halen evin ihtiyaçlarını eski eşin karşıladığını, şu an oturduğu evi de boşandıktan sonra eski eşinin aldığını, evin tapusunun eşinde olduğunu, binadaki komşuların eşiyle boşandığını bilmediklerini, birlikte yaşadıklarını zannettiklerini, evin elektrik su vs faturalarının kendisi üzerine olduğunu ancak eşinin ödediğini, yılda 2-3 kez geldiğini" beyan etmiştir. Ayrıca davacı ile eski eşinin 2004 yılında boşanmalarına rağmen 12.03.2007 - 13.01.2012 tarihleri arasında .../ ... adresinde ikamet ettiklerine dair Nüfus Müdürlüğüne beyanda bulundukları anlaşılmaktadır. Davacı ölüm aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ile aylığın kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.

7. Mahkemece, öncelikle davacının denetim sırasındaki beyanı ile adrese dayalı kayıt sisteminde veriler bağlamında hangi adreste ne kadar süreyle ikamet ettikleri ve özellikle davacının eşinin davacı ile aynı adreste yaşamıyorsa Nüfus kayıt sistemine beyanda bulundukları adres dışında hangi adreslerde yaşadığı, tüm bu adreslerdeki komşular, apartman görevlileri, muhtar ve azalar gibi kişiler dinlenerek tespit edilmeli, birlikte yaşama olgusu yukarıda açıklanan düzenlemeler ışığında da araştırılarak elde edilecek sonuca göre bir karar verilmelidir.

8. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§