Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

10. Hukuk Dairesi

Dosya2025/18123 E. 2026/6364 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1931 E., 2024/1101 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Erzincan 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

SAYISI : 2014/554 E., 2023/646 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1.Davacı vekili dava dilekçesinde, iş kazası sonucunda müvekkilinin vücut bütünlüğünün zarar gördüğünü, müvekkili ...'nin maden işçisi olafak çalıştığını, ... ili, .. beldesi, ... Mahallesi bölgesinde bulunan .... Madencilik şirketinin ruhsat sahibi ve ... Madencilik Şirketinin işleteni olduğu maden ocağında 17.06.2014 günü saat 16.30 sıralarında krom araması yapılırken galeri içerisinde patlama meydana geldiğini, bu patlama sonucunda müvekkilinin hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığını, vücudunun büyük kısmına ve cilt altına taş parçaları geldiğini, gözlerini kaybetmiş ve işitme duyusunun da büyük derecede zarar gördüğünü, davaya konu iş kazasında davalıların kast derecesine varan ağır kusur ve ihmali bulunduğunu, iş kazasının meydana gelmesinde kusur tamamının davalılara ait olduğunu, davalı işvecenler ilgili mevzuatta yer alan işçi sağlığı ve iş güvenliğine ilişki yükümlülüklerine aykırı davrandığı, müvekkilinin çalışma ve meslekte kazanma gücünü kaybettiğini, söz konusu kaza nedeniyle müvekkilinin manevi yönden zarar gördüğünü, davalılar adına kayıtlı taşımaz ve taşınır olup olmadığı araştırılarak varsa kayıtlı taşınmaz mal ve araçlara tedbir konulmasını, geçici ödeme taleplerinin kabulüne, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 1.000,00-TL maddi, 80.000.TLmanevi tazıninatın kazanın meydana geldiği 17.06.2014 tarihinden itbaren işleyecek en yüksek banka mevduatı faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müleselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... ve .... Madencilik ve Uluslar Arası Dış Ticaret Ltd. Şti vekili cevap dilekçesinde, müvekkili ...'a karşı işbu davanın açılmasının mümkün olmadığını zira, davada müvekkili ..., .... Maden Ltd. Şirketinin temsilcisi olduğundan İş Hukukundan kaynaklanan sorumluluktan kanunen şahsi olarak sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, bu hususta sorumluluğun, soyut işverene ait olduğunu ve bu alandaki muhatabın tüzel kişi, ticari şirkete ait olduğu Yargıtay kararları ile de benimsendiğini, müvekkilinin işbu kazadan dolayı sorumlu tutulabilmesi için kusura dayanan bir sorumluğu da bulunmadığını, zira bu kaza olayı sırasında ve öncesinde müvekkili İstanbul'da bulunduğundan, bu patlama olayının yapılması işinden müvekkilinin bilgisinin olmadığını ve yapılacak bu işe izninin de bulunmadığını, dava dilekçesinde iddia edildiği gibi, davacı ...'nin bu kaza olayında gözlerini ve işitme duyusunu kaybetmediğini, maden kazasından dolayı müvekkillerinin kast derecesine varan ağır kusur ve ihmalinin olduğu ve işçi sağlığı ve güvenliğine ilişkin yükümlülüklere uyulmadığı yönündeki iddiaların da doğru olmadığını, kaza olayında kusurlu olanın tamamen davacının kendisi olduğunu, meydana gelen patlamada müvekkilinin sorumluluğunun olmadığını, davacının çalışma ve meslekte kazanma gücünü kaybetmediğini, davacıının şu an çalışabilecek güçte olduğunu ancak emekli olduğundan ve işbu davayı açtığından dolayı kötüniyetli olarak işe dönmediğini, çalışmadığını, iddia edilenlerin aksine; müvekkilinin davacıya sürekli olarak maddi ve manevi destek olduğunu, bu olay sebebi ile talep edilen 80.000,00 TL manevi tazminatın da haklı bir gerekçesi bulunmadığından reddinin gerektiğini, davacının geçici ödeme talebinin ve ihtiyati tedbir taleplerinin reddine, müvekkili davalı ... aleyhine açıları davanın öncelikle husumet yönünden aksi hasıl olursa esastan tüm talepler yönünden reddine, müvekkili ... Madencilik Ltd. Şirketi aleyhine açılan davanın esastan tüm talepler yönünden reddine, davacı hakkında rapor aldırılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı ...' in cevap dilekçesinde, her ne kadar davacının açmış olduğu davada, davalı ... Madencilik yanında davayı kendisine yönlendirmiş ise de, bu durumun hatalı ve yanlış olduğunu, zira kendisinin ... Madencilikte yalnızca işçi olarak çalıştığını, bu durumın sigorta kayıtlarında ...'dan istenilmesi ile ortaya çıkacağını, kendisinin patlama olayını da bir kusurunun bulunmadığını, patlamanın olmuş olduğu sırada madeni ziyarete gelen Japon arkadaşları Erzincan'a yollandırmak için asfalta çıktığını ve bu patlamanın yaşandığı günün öncesinde de 3 gün boyunca madende olmadığını, zira ilk yardım kursuna ilişkin sertifika almak için başvuru yaptığından bu işlerle meşgul olduğunu, bu olayın tamamen davacı ...'nin kendi kusurundan kaynaklandığını, bu olayın sonradan maden çavuşu ... ve madende çalışan diğer arkadaşlardan duyduğunu, olay günü ...'nin kendi çalışmış olduğu madende bizzat kendisinin patlatma yapmasından kaynaklandığını, büyük olasılıkla davacı ...'nin patlatma sonrası kontrol etmeden çalıştığından, çalıştığı hiltt (makine) ile patlamayan maddeyi sıkıştırarak patlattığını düşündüğünü, davacı ...'nin sağlık durumunun şu an iyi durumda olduğunu, kendisinin çok rahat şekilde herkesi görebildiğini ve duyabildiğini, çalışma gücünün yerinde olduğunu, meslekte kazanma gücünü kaybettiği yönündeki beyanların doğru olmadığını, bu olaydan sonra iyileşinceye kadar maden sahibi ...'un da kendisine yardımcı olduğunu ve ilgi gösterdiğini, davacının çocuk ve yakınlarını göremediği ve duyamadığı” yönündeki iddiaların doğru olmadığını, haklı cevaplarının kabulü ile açılan davanın öncelikle husumet yönünden aksi kanaat hasıl ise esas yönden hem maddi hem de manevi tazminat yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile

A-) Maddi tazminat yönünden; 1.267.521,51 TL maddi tazminatının 1.000,00 TL'sine kaza tarihi olan 17.06.2014 tarihinden itibaren bakiye 1.266.521,51 TL'sine ıslah tarihi olan 23.06.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,

B-)Manevi tazminat yönünden; 80.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 17.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ..., ... Madencilik ve Uluslar Arası Dış Ticaret Ltd. Şti. ile davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı ..., davalı ... vekili temyiz dilekçesinde, davanın husumet yönünden reddinin gerektiğini, kusur oranlarına itirazlarının olduğu,sigortalının maluliyet oranını kabul etmediklerini, hesap raporunda PMF yaşam tablosunun kullanılması gerektiği, manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyetine) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler.

Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır.

Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru-Ramazan Arslan-Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, Ankara 1995, s. 231).

Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder (Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, İstanbul 2000, s.288).

Ticaret şirketlerinin taraf ehliyetinin son bulması konusuna ilişkin; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun “Tüzel kişiliğinin devamı” başlıklı 269. maddesine göre; “ (1) Tasfiye hâline giren şirket, ortaklarla ilişkilerinde de, 293'üncü madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, ehliyeti tasfiye sonuna kadar bu amaçla sınırlı olarak tüzel kişiliğini korur ve ticaret unvanını buna “tasfiye hâlinde” ibaresini ekleyerek kullanmakta devam eder.” yine aynı Kanunun “Tasfiyenin sonu” başlıklı 303. maddesinde; “ (1) Tasfiyenin sona ermesi üzerine, şirketin ticaret unvanının sicilden silinmesi ve bunun tescil ve ilanı için durum, tasfiye memurları tarafından ticaret sicili müdürlüğüne bildirilir.” denilmektedir.

Bir ticaret şirketinin, taraf bulunduğu bir dava devam ederken şirket tasfiye haline girerse, şirketin taraf ehliyeti son bulmaz. Zira, şirketin tüzel kişiliği tasfiye amacıyla sınırlı olmak üzere devam eder. Şirket, davada taraf olarak kalmayı sürdürür; yalnız, şirket davada tasfiye memurları tarafından temsil edilir (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. I, İstanbul 2001, s. 935, aynı yönde görüş için bkz. İlhan E. Postacıoğlu, Medeni Usul Hukuku Dersleri, 6. Bası, İstanbul 1975, s. 209 ). Ancak ortaklık, ticaret sicilinden kaydı silininceye kadar tüzel kişiliğini korur. Bu nedenle, gerek infisah gerekse fesih kararı, ortaklığın sonunu değil, tasfiye işlemlerinin başlangıcını ifade eder ( Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuku Temel Esaslar, 10. Baskı, 2011, s. 511; İsmail Doğanay, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C. II, 4. Baskı, 2004, s. 1309)

Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.06.2009 gün ve 2009/11-173 Esas -2009/247 Karar sayılı ve 14.3.2012 tarih ve Esas 2011/12-8 50... /147 sayılı ilamlarında da; iflas eden şirketin ticaret sicilinden kaydı silinmekle dava ve taraf ehliyetinin sona ereceği kabul edilmiştir.

Somut olayda; dosya kapsamına alınan bilgi ve belgelere göre, davalılardan Tasfiye Halinde ... Madencilik ve Uluslar Arası Dış Ticaret Ltd. Şti' nin tasfiye işlemlerinin tamamlanarak 11.06.2019 tarihinde ticaret sicilinden terkin edildiğinin anlaşılması sebebiyle, taraf ehliyeti bulunmayan şirket aleyhinde hüküm kurulmuş olduğundan, davalı Tasfiye Halindeki .... hakkında işbu dosya için ihya işleminin yapılması gerekmekte olup bu kapsamda ihya yapılması için yasal prosedür işletilmek suretiyle şirketin ihyasına dair karar alınıp ve bu kapsamda tasfiye memuru da belirlenmek suretiyle usulüne uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanması ve sonrasında karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, davalılar ..., davalı ... vekili vekilinin sair temyiz itirazları incelenmeksizin bozma nedenidir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının sair temyiz itirazları incelenmeksizin BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§