Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

10. Hukuk Dairesi

Dosya2025/1651 E. 2026/640 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI : 2024/71 E., 2024/282 K.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı Şirketin 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı İşsizlik Sigorta Kanuna eklenen Geçici 10. madde ve Sosyal Sigortalar İşlemleri Yönetmeliği md. 103/4f hükümlerine dayanak 2011/6-12 arası, 2012/1-12 arası, 2013/1-12 arası, 20 14... -12 arası, 20 15... -12. aylar arası ile 20 16... -9. aylar arası aylarına ilişkin olarak sigorta prim teşvikinden yararlanmaya çeşitli tarihlerde her bir işlem için ayrı ayrı olmak üzere başvurularının davalı Kurum tarafından 2015/10 sayılı Genelge gerekçe gösterilerek reddedildiği iddiasıyla başvuru dilekçelerinin hukuka uygun olduğuna karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II.CEVAP

Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından Kuruma verilen dilekçenin 6111 sayılı Kanun'la yapılan sigorta prim desteği düzenlemelerinin uygulanmasına esas olmak üzere başvuru tarihinde 2011/45 sayılı genelgenin yürürlükte olduğu, bu genelgenin "4.1.1 Destekten yararlanılabilmesi için gerekli genel şartlar" başlığı altında (g) bendinde "Aylık prim ve hizmet belgesinin Kurumumuza yasal süresi içinde gönderilmesi" bölümünde "4447 sayılı Kanun'un Geçici 10. maddesinde öngörülen sigorta primi işveren hissesi desteğinden yararlanılabilmesi için 6111 Kanun numarası seçilmek suretiyle düzenlenmiş olan aylık prim ve hizmet belgesinin yasal süre içinde Kuruma verilmiş olması gerekmektedir." hükmünün bulunduğu, Kurum işlemlerinin yerinde olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III.İLK DERECE MAHKEMESİ İLK KARARI

İlk Derece Mahkemesi tarafından 03.07.2017 tarihli ve 2017/21 Esas, 2017/245 Karar sayılı kararla davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin 03.07.2017 tarihli ve 2017/21 Esas, 2017/245 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesinin 29.12.2017 tarihli ve 2017/2598 Esas, 2017/1691 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

1. Bölge Adliye Mahkemesinin 29.12.2017 tarihli ve 2017/2598 Esas, 2017/1691 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 25.06.2018 tarihli ve 2018/3425 Esas, 2018/5756 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:

"...Mahkemece, yukarıda açıklanan ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren Ek m. 17 hükmüne göre, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davaların konusuz kalacağı ancak bu konuda karar verme yetkisinin ilk derece mahkemesi'ne ait olduğu, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun temyiz talebinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğinden anılan yasa maddesi kapsamına göre bir karar verilmesi gerekir..."

2.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak 06.11.2018 tarihli ve 2018/205 Esas, 2018/323 Karar sayılı kararla davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

3.İlk Derece Mahkemesinin 06.11.2018 tarihli ve 2018/205 Esas, 2018/323 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 13.04.2021 tarihli ve 2019/1329 Esas, 2021/5218 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:

"...mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş ise de, 5510 sayılı Yasanın ek 17. maddesinin 4. fıkrasının iptali ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ve davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılması veya fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından yasal tüm şartların varlığı incelenmeli ve sonucuna göre işin esası hakkında bir karar verilmelidir..."

3.İlk Derece Mahkemesi tarafından 08.10.2021 tarihli ve 2021/371 Esas, 2021/29 Karar sayılı kararla davanın kabulüne karar verilmiştir.

4.İlk Derece Mahkemesinin 08.10.2021 tarihli ve 2021/371 Esas, 2021/29 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 27.09.2022 tarihli ve 2021/11395 Esas, 2022/11336 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:

"...mahkemece bozma sonrasında duruşma yapılmış ise de, bozmaya uyulup uyulmama konusunda herhangi bir karar verilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..."

5.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak 22.03.2023 tarihli ve 2023/26 Esas, 2023/131 Karar sayılı kararla davanın kabulüne karar verilmiştir.

6.İlk Derece Mahkemesinin 22.03.2023 tarihli ve 2023/26 Esas, 2023/131 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 28.11.2023 tarihli ve 2023/11916 Esas, 2023/11980 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:

"...1.Dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması; eş söyleyişle tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması halinde, bu olayın hükümde göz önüne alınması ve Mahkemenin, davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir. Dava tüm tarafları bakımından konusuz kalmadıkça inceleme yapılması ve uyuşmazlığın sonuçlandırılması gerekir.

2.Eldeki davada, mahkemece uyulan bozma ilamı sonrasında davacı şirketin davalı Kurumdan ek 17. Maddenin ikinci fıkrası kapsamında başvurusunun varlığı sorulmuş ve davalı Kurumun 29.09.2023 tarihli ve 81336323 sayılı cevabi yazısında davacı şirketin ek 17 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında başvuruda bulunduğu ve davacının davaya konu ettiği tüm dönemler bakımından 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinden faydalandırılmaya dair Kuruma verdiği belgelerin işleme alındığı ve mahsuplaşma işlemlerinin dahi tamamlandığının belirtildiği hususu ile birlikte, dosya arasından davacı hakkında bozmaya konu edilen 31.07.2017 tarihli 2017/21 E. 2017/245 K. sayılı Mahkeme kararı gereğince, davacı tarafından verilen belgelerin işleme alındığı ve tahakkuk işlemlerinin tamamlandığına ilişkin belge ve Kurum içi yazışmanın tespit edilmesi karşısında, öncelikle davacı hakkında kurum tarafından gönderilen bu belgeler arasındaki çelişkinin giderilmesi ile bozmaya konu mahkeme kararına göre mi, yoksa ek 17 nci maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları kapsamında mı işlem yapıldığı hususu netleştirilmeli, davacı şirketin ek 17 nci madde hükümlerine göre talebine davalı Kurumca işlem yapıldığının belirlenmesi halinde, bu davanın konusuz kalıp kalmadığı hususunun değerlendirilmesi, bozmaya konu edilen mahkeme kararına göre işlem yapılmış olması halinde ise, dava konusunun ortadan kalkmadığı dikkate alınarak, işin esasına girilmesi ve davalı Kurumdan asıl teşvik maddesi olan 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesindeki şartları belgelerde adı geçen tüm sigortalılar yönünden taşıyıp taşımadığı hususunda yapılacak irdeleme ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..."

7.İlk Derece Mahkemesi bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile konusu bulunmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

VI.TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinin yerinde olduğu, yargılama giderlerinin Kuruma yüklenmemesi gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, prim teşvik hükümlerinden yararlandırılması gerektiğinin tespitine ilişkindir.

1.Temyiz olunan nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen kararın, bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

03.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§