"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/296 E., 2025/709 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 40. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/445 E., 2024/407 K.
Bölge Adliye Mahkemesinin asıl ve birleşen davalara ilişkin kararının taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde, davalıya ait iş yerinde iş sözleşmesi ile çalışırken 12.09.2012 tarihinde kuyruk kapağı muhafaza sacına kılavuz çekme işlemi sırasında kılavuzun kırılması ve parçasının sol göze isabet etmesi biçiminde meydana gelen iş kazasında sol gözünü organik ve fonksiyonel yitirdiğini, davalıların olay sebebiyle sorumlu olduğunu, kusur dereceleri ve sorumlulukları ne olursa olsun, mevcut ve muhtemel tüm zincirleme sorumlular yönünden müteselsil mesuliyete dayandıklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 1.000 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili birleşen Ankara 6. İş Mahkemesinin 2017/448 Esas sayılı 09.08.2017 tarihli dava dilekçesinde, 05.06.2017 tarihli hesap bilirkişi raporunda birinci alternatifteki tutara göre 355.155 TL maddi tazminat ile 100.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
3.Davacı vekilince, asıl dava ile talep edilen maddi tazminat talebi 24.09.2022 tarihli bedel artırım dilekçesi ile 1.808.896,02 TL olarak artırılmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davalı şirkette rulo ayar istasyonunda montaj işçisi olarak kuyruk kapağı muhafaza sacına kılavuz çekerken, kılavuzun kırılması ve sol gözüne çarpması sonucu davacının sol gözünün yaralandığını, davacının gözünde gözlük olmaması nedeniyle doğrudan gözüne kırılan kılavuzun isabet ettiğini, havalı tabancaya kılavuz takılarak çalışılmasının yasak olduğunu, davacı işçi tarafından aldığı eğitimler ve uzun yıllara dayanan mesleki tecrübesi dahilinde bu hususun bilindiğini, iş kazasının bu yasak çalışma şekli yüzünden meydana geldiğini, dava konusu olayda davacının gözlüğünü takmadığının kendi beyanları ile ortada olduğunu, davaya konu olayda davacının tam ve ağır kusurlu olduğunu, illiyet bağının kesildiğini beyan ederek asıl dava ve birleşen davaya ilişkin cevabında da, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... dava konusu kazanın gerçekleşmesinde tarafların kusur oranlarının tespiti amacıyla alınan 02.01.2023 tarihli kusur bilirkişi heyet raporunda; olayın iş kazası olduğu, kazalı işçi ...’ın; yaşı ve mesleki tecrübesine rağmen çalışırken kendisine verilen koruyucu gözlüğü kullanmaması/doğru şekilde kullanmaması ya da daha ergonomik gözlüklerin kullanımına yönelik herhangi bir talepte bulunmaması, havalı tabanca ile emniyetsiz usullerde kılavuz çekmeye çalışarak oluşabilecek risk ve tehlikeleri göz ardı etmesi, dikkatsiz ve tedbirsiz davranarak şahsi güvenliğini tehlikeye atması sebebiyle %60 oranında kusurlu olduğu, davalı işveren Türk Traktör ve Ziraat Makineleri A.Ş.’nin; işçilerin güvensiz usuller kullanarak kılavuz çekme işinde çalışmasını önleyici tedbirler alınmaması, kılavuz çekme işinde parça fırlama riskine karşı kişisel koruyucu olarak verilen gözlüklerin kullanımı/doğru kullanımı konusunda gerekli tedbirlerin alınmaması, çalışanın yeterli seviyede bilinçlendirilmemesi, tehlikeli davranışlar ve hatalı/yanlış uygulamaların engellenmesine ilişkin işyerinde geniş bir denetim ve gözetim sistemi tesis edilmeyerek işin yürütümünün çalışanın dikkat ve inisiyatifine bırakılması, sebebiyle %40 oranında kusurlu olduğu, mütalaa edilmiştir. İlgili raporun, olayın gerçekleşme şekline uygun ve denetime elverişli olduğu görülmüş, bu nedenle Mahkememizce söz konusu rapora itibar edilmiştir.Dava konusu iş kazası sebebiyle davacının maluliyet oranının tespiti hususunda tanzim edilen Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunun 05.06.2023 tarih ve 12861 sayılı raporunda; davacının 12.09.2012 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazasına bağlı olarak maluliyet oranının %38 olduğu, başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, geçici iş göremezlik süresinin olay tarihinden 10.06.2013 tarihinde kadar geçen süre olduğu mütalaa edilmiştir. Söz konusu raporun, SGK Kurum Sağlık Kurulu ve Yüksek Sağlık Kurulu raporları ile aynı yönde olduğu, alınan tüm raporların birbirini teyit ettiği ve raporlar arasında herhangi bir çelişki bulunmadığı görüldüğünden, davacının maluliyet oranının %38 olarak kesinleştiği kanaatine varılmıştır.
... maddi tazminat hesabı yapılması için dosya bilirkişiye tevdii edilmiş; 11.06.2024 tarihli bilirkişi raporunda, davacının dava konusu iş kazası nedeniyle maddi zararının 1.808.986,02 TL olduğu mütalaa edilmiştir. İlgili raporun, dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olduğu görülmüş, bu nedenle Mahkememizce söz konusu rapora itibar edilmiştir..." gerekçesiyle,
İlk Derece Mahkemesince,
Asıl davanın ve birleşen davanın kabulü ile
1.808.986,02-TL maddi tazminatın 12.09.2012 itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
100.000,00-TL manevi tazminatın 12.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyize cevap dilekçesi ile katılma yoluyla vermiş olduğu temyiz dilekçesinde, davacıya yüklenilen kusur oranının fahiş olduğunu ve iş kazaları ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplamanın temelini teşkil eden ücretin kamu düzenine ilişkin olduğunu, tazminat raporunda TRH-2010 yaşam tabloları esas alındığını, mevcut uygulamanın davacı lehine değişmesi halinde usuli kazanılmış hakka sebebiyet vermemek için olası bir kaldırma ve/veya temyiz sonrası bilirkişi raporuna davacı lehine olan yaşam tablolarının kullanılması gerektiğini, usuli kazanılmış hakka sebebiyet vermemek için olası bir kaldırma ve/veya temyiz sonrası bilirkişi raporuna temel teşkil eden davacının ücretinin yeniden belirlenmesi gerektiğini, gerçeğin veya gerçeğe yakın ihtimalin (olayda ücretin) belli olması halinde %10 varsayımsal artış yerine gerçek ücretlerin tazminat hesabında esas alınması, %10 varsayımsal artışın, %100’ü aşan yıllık enflasyon ve enflasyona yakın reel ücret atışları karşısında yetersiz ve zayıf bir varsayım olduğunu beyan ederek kararı temyiz etmiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde, dava belirsiz alacak davası niteliğindeyken, ilk davada geçici talep sonucunu, talep artırım dilekçesi ile arttırması mümkün iken, ikinci bir dava açarak aynı hususa ilişkin talepte bulunmasının usule aykırı olduğunu, ikinci davanın derdestlik gerekçesiyle dava şartı noksanlığından reddi gerekirken birleştirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kusur oranlarının hatalı belirlendiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı harçların ilgililerden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.