"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2024/383 E., 2025/195 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 48. İş Mahkemesi
SAYISI: 2021/113 E., 2024/213 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne birleşen davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle dosyada tespit edilen noksanların ikmali için dosya mahalline geri çevrilmekle, noksan tespit edilen hususların ikmali üzerine yapılan incelemede; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 2012 yılından itibaren davalı işverenlikte torna tefsiye kalıp ustası olarak aylık net 2.800,00 TL ücretle çalıştığını, 27.06.2015 tarihinde davalıya ait iş yerinde işverenin gerekli iş güvenliği tedbirlerini almaması, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hükümlerine aykırı davranışı neticesinde freze tezgahında çalışırken sol elinin 1. ve 4. parmağının koptuğunu, söz konusu olayın bir iş kazası olduğunu, hiçbir iş güvenliği tedbiri alınmadığından davalının asli ve tam kusurlu olduğunu, bilirkişi raporu doğrultusunda taleplerini ıslah dilekçesi ile arttırdığını, asgari ücretin artması üzerine 30.07.2023 tarihli bilirkişi raporundaki miktarın ıslah edilen tutar düşülen ve kalan miktarı yönünden Ankara 55. İş Mahkemesinin 2023/397 Esas sayılı dava dosyasında maddi tazminat talep ettiğini, asıl dava ile birleştirilmesi gerektiğini ileri sürerek asıl ve birleşen davada maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının Şubat 2014 tarihinde müvekkili davalı yanında işe başladığını, çalışırken Temmuz 2014 tarihinde işten ayrılarak Ocak 2015 tarihinde tekrar çalışmaya başladığını, müvekkili firmada asgari ücretle çalışma yaptığını, 27.06.2015 tarihinde tamamen kendi ihmalkarlığı ve dikkatsizliği ile hiçbir emir ve talimat yok iken kendi görevi dışında bir iş yaparak iş kazasına sebebiyet verdiğini, müvekkili yanında çalışırken daha önceden geçirmiş olduğu bir kaza nedeniyle sağ el parmaklarının olmadığını, Amatem kliniğinde davacının kayıtlarının mevcut olduğunu, işyerinde vasıfsız işçi olarak çalıştırıldığını, torna ustasının eldivenle bu makinede iş yapılmaması gerektiğini gayet iyi bildiğini, kazanın asıl sebebinin eldiven ile bu makinede işin yapılması olduğunu, kaza tarihinden işten çıkış tarihine kadar ki dönemde iş yerine ara sıra geldiğini, hiçbir iş yapmadığını, her ay düzenli ücretinin ödendiğini, tedavi süresi içerisinde firma tarafından her türlü yardımın yapıldığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında toplanılan deliller ve bilirkişi raporlarına dayanılarak kararda belirtilen gerekçelerle asıl davada maddi tazminat ve manevi tazminatın kabulüne, birleşen davada maddi tazminatın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..1-Tarafların istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353-(1) b) 1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine,.." karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin asgari ücret üzerinden çalıştığına yönelik tespitlerin hatalı olduğunu, müvekkiline atfedilen kusurun hatalı olduğunu, SGK müfettişi tarafından düzenlenen raporda, davalı işverenin %90 oranında, müvekkilinin ise %10 oranında kusurlu olduğu tespiti yapıldığını, kusur oranları arasında büyük fark, itiraz ve çelişki oluştuğunu, müvekkilinin maluliyet oranının %24 olarak kabul edildiğini ve hükmün buna göre kurulduğunu, ancak, maluliyet oranının %26 olarak tespit edildiğini, bilirkişi raporunda terditli hesaplama yapılarak %24 ve %26 oranlarına göre ayrı ayrı alacak hesaplandığını, herhangi bir haklı gerekçe belirtilmeksizin maluliyet oranının %24 olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu beyan ederek temyiz talep etmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının gerekçeden yoksun olduğunu, dosyadaki itirazlara ilişkin herhangi bir gerekçe getirilmediğini, kusur raporuna karşı itirazlarının dikkate alınmadığını, müvekkiline atfedilen kusur oranının çok fazla olduğunu, hesap bilirkişi raporunda esas alınan %5 iskontalama ve %5 arttırım yapılmak suretiyle yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, hesaplamanın %1,8 teknik faize göre yapılması gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından gelirlerin peşin sermaye değerinde de işbu formülün kullanıldığını, bu hesaplamanın yapılmaması ve söz konusu raporun hükme tercih edilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, itirazlar hakkında gerekçe oluşturulmadığını beyan ederek temyiz talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, meydana gelen iş kazası sonucu maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle, dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere, delil ve ispat durumuna göre Dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenlerin istinaf sebepleri olarak da dermeyan edildiği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçesi açıklanarak itirazların karşılanmış olmasına göre, ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olması karşısında hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harçlarının ilgililerinden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.