Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

10. Hukuk Dairesi

Dosya2025/13393 E. 2026/406 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:İş Mahkemesi

SAYISI : 2022/491 E., 2025/40 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkilinin 2002 yılının Ocak ayından 30.05.2017 tarihine kadar davalının işyerinde çalıştığının tespitine ve bu süreler içinde yatırılmayan primlerinin davalı ... tarafından yatırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II.CEVAP

Davalı ... vekili, cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın taleplerinin haksız ve dayanaksız olduğunu, söz konusu sitenin iki bloktan oluşmakta iken uzun süre önce bloklardan birinin yıkılması ile tek bina kaldığını, öte yandan sitede 2002-2007 yılları arasında kapıcı olarak ...'ın çalıştığını, bu yıllar arasında davacının site ile hiçbir bağının bulunmadığını, iddia edilenin aksine davacının kısmi zamanlı olarak haftada bir gün çöp toplama, ayda bir merdiven temizliği ve yılda bir ya da iki kere çim biçme gibi işleri yürüttüğünü ve bu çalışmalarnın karşılığında da ücretinin kendisine tam olarak ödendiğini, davacının bu şekilde aynı anda birçok site ve apartmanda aynı şekilde çalıştığını ve hala da aynı şekillde çalışmaya devam ettiğini, hatta bu sebeple daha kolay iş bulabilmek için kendisine kart bastırdığını ve çalışma şeklini de "mobil kapıcılık" olarak nitelendirdiğini, davacının sitenin yakınlarında Şanverdi Apartmanı, Çalıkoğlu Apartmanı ve ismi daha sonra bildirilecek pek çok site ve apartmanda da aynı şekilde çalıştığını, davacının bu "mobil kapıcılık" işini ek iş olarak yaptığını ve bakkal işlettiğini, bu sebeple Bağ-Kur kaydının bulunduğunu beyanla; davanın reddini talep etmiştir.

Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesine özetle; davanın reddini talep etmiştir.

III.MAHKEME İLK KARARI

Mahkeme tarafından 21.09.2021 tarihli ve 2017/299 Esas, 2021/536 Karar sayılı kararla "Davanın kabulü ile

1-Davacının davalı ... yönetimine ait işyerinde 01.01.2002-30.05.2017 tarihleri arasında hizmet akdine tabi olarak 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi kapsamında zorunlu sigortalılığa tabi şekilde aralıksız olarak çalıştığının tespitine," karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin 21.09.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'î müdahil SGK vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 08.03.2022 tarihli, 2022/119-668 Esas ve Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

1. Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 16.06.2022 tarihli ve 2022/5679 Esas, 2022/9252 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:

"...davacı, davalı ... nezdinde belirtilen tarihlerde kapıcı olarak çalıştığı sürelerin tespitini istemiştir. Mahkemece, davacının tam gün süreyle talebi gibi hizmet akdine bağlı olarak çalıştığına karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Mahkemece re'sen araştırma ilkesi doğrultusunda, öncelikle davacı, 1479 sayılı Kanun ve 2926 sayılı kanun kapsamında zorunlu sigortalılıklarına ilişkin alınan beyanında, anılan sigortalılıkların eşine ait olduğunu belirtmiş ise de, yapılan araştırmalar neticesinde davacının eşinin kuruyemiş ticareti ve lokanta işletmeciliği işleri ile uğraştığına dair somut bir veri elde edilememiş ve bu hususlar sübuta ermemiştir. Sadece davacının beyanına dayanılarak 4b sigortalılıkların iptali isabetsiz olup, bu hususlar yeniden araştırılarak sigortalılıkların geçerli olup olmadığı değerlendirilmelidir. Ayrıca, davalı işyerinin talep konusu dönem başında iki bloktan oluşmasına rağmen, daha sonra bir bloğun yıkıldığının beyan edilmesi üzerine, binanın yıkılma tarihi, kalan bloğun kaç daire olduğu, ferdi ısınma sistemine geçiş tarihi, kapıcılık hizmeti olarak hangi hizmetlerin yerine getirildiği, tam zamanlı mı yoksa kısmi zamanlı mı çalışıldığı hususları irdelenmeli, çalışmanın kısmi zamanlı olduğu anlaşıldığı takdirde bu kez günde kaç saat hizmet verildiği, haftalık ve aylık çalışma süreleri belirlenmeli, sonrasında değinilen 63. madde kapsamında 7,5 saatlik çalışmanın 1 iş gününe karşılık geldiği nazara alınarak hüküm altına alınması gereken aylık çalışma süresi tespit edilmeli, çekişme konusu dönem yönünden başlangıç ve sona erme tarihi belirlenmeli, bu amaçla ikametgah kayıtları getirtilmeli, civar apartmanlarda uzun yıllar oturan komşu ya da yakın yerlerde kayıtlara geçmiş çalışanlar diğer apartmanların kapıcıları ve yöneticileriyle, başta komşu market işleten ve çalışanları ile davacının bu çalışmalarını bilebilecek durumda olan mahalle muhtarı veya azaları tespit edilip tanık sıfatıyla beyanlarına başvurulmalıdır. Kabule göre de, davacının 4b sigortalılıklarının iptaline dair hüküm kurulmadan anılan davanın kabulü yerinde değildir. Açıklanan tüm maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir."

2.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamındaki vergi, işyeri tescili ve ziraat odası kayıtları ile tanık anlatımlarının birlikte değerlendirilmesi sonucunda davacının ihtilaf konusu dönemde eşiyle birlikte seyyar kuruyemiş satıcılığı ve pide salonu işletmeciliği faaliyetlerinde bulunduğu, 14 79... sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılıklarının iptalini gerektirir bir durum bulunmadığı, ayrıca davalı sitede kısmi süreli fiili çalışmasının bulunduğu kabul edilerek bu çalışmalar nedeniyle Kuruma bildirilmeyen süreler yönünden hizmet tespiti isteminin kısmen kabulüne, kalan kısmının ise reddine karar verilmiştir.

VI.TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının talep döneminin tamamında tam zamanlı olarak çalıştığını, her gün çalışması bulunduğunu, vergi kaydı olmasının esnaf olarak çalışmasına karine kabul edilmemesi gerektiğini, davacının eşinin bu faaliyetleri yürüttüğünü, davacının sadece ara sıra yardımcı olduğunu, dinlenen lehe tanık beyanlarının değerlendirilmediğini, kararın bozulmasını talep etmektedir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının davalı apartmanda çalışmadığını, 2002-2007 yılları arasında ...’ın çalıştığını, davacının kendisine kartvizit bastırıp mobil kapıcılık yaptığını, kararın bozulmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmektedir.

3. Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik araştırma ile karar verildiğini, hak düşürücü süreninin tamamlandığını, kararın bozulmasını talep etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, sigortalılık sürelerinin tespiti istemine ilişkindir.

1.506 sayılı Kanun'un 2. maddesinde (5510 sayılı Kanun 4/a), hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanların sigortalı sayılacağı, 3'üncü maddesinde, kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların veya herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların sigortalı sayılmayacağı belirtilmiş; 1479 sayılı Kanunun 24'üncü maddesinde (5510 sayılı Kanun 4/b), kanunla ve kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulu (diğer) sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan, herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar ile, gelir vergisinden muaf olanlardan Esnaf ve Sanatkâr Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar ile A.Ş. kurucu ortakları, yönetim kurulu üyesi ortakları veya Ltd. Şti. ortaklarının sigortalı kabul edileceği, sözü edilen diğer sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödeyenlerin sigortalı sayılmayacağı açıklanmıştır.

Sosyal Güvenlik Hukukumuzda, 'sosyal sigortalarda çokluk', bir başka anlatımla bireylere olabildiğince sosyal sigorta hakkı tanıma, 'yararlanmada ve yükümlülükte teklik' ilkesi egemendir. Buna göre, aynı tarihlerde farklı sosyal güvenlik kuruluşları kapsamında bulunulamaz. Çifte sigortalılık olarak adlandırılan bu statü, kanun hükümleriyle engellenmiştir. Belirtilmelidir ki, anılan düzenlemelerde yer alan 'emekli sandıklarına aidat ödemekte olanlar' ibareleri, 'başka sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olanlar' şeklinde anlaşılmalı, 'sosyal güvenlik kuruluşları' ibarelerinin de aynı zamanda 'sosyal güvenlik kanunları' terimlerini içerdiği kabul edilmelidir.

01.10.2008 tarihinden itibaren yürürlüğe giren, 5510 sayılı Kanun'un 53. maddesi uyarınca; sigortalının aynı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerinden birden fazlasına aynı anda tabi olunmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle (c) bendi kapsamında, (c) bendi kapsamında sigortalılık yoksa, ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılacaktır.

5510 sayılı Kanun'un anılan 53. maddesi, 6111 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değiştirilmiş; sigortalının 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) ile (c) bendinde yer alan sigortalılık statülerine aynı anda tabi olunmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle (c) bendi kapsamında, (a) ile (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde çalışması halinde ise (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacağı düzenlemesi getirilmiş; ancak, değişikliğe ilişkin anılan 33. madde de ayrıca söz konusu değişikliğin maddenin yürürlük tarihinden öncesi için uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır. 6111 sayılı Kanun'un yürürlüğe dair 215/b maddesiyle; '...33... maddesi yayımı takip eden ayın birinci günü' yürürlüğe gireceği düzenlenmiştir. 6111 sayılı Kanun 25.02.2011 tarihinde yayımlanmış olup; bu durumda anılan değişiklikler 01.03.2011 tarihinden itibaren uygulanabilecektir.

2. Somut olayda, davacı davalı sitede 01.01.2002-30.05.2017 tarihleri arasında hizmet akdine tâbi konut kapıcısı olarak çalıştığını iddia etmektedir. Ancak davacının 01.01.2005-31.12.2010 tarihleri arasında seyyar kuruyemişçilik faaliyeti nedeni ile 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalılığı, 17.02.2012-31.03.20 12... .05.2015-30.12.2016 tarihleri arası diğer lokanta ve restoranların faaliyetleri sebebiyle 1479 sayılı Kanun kapsamında bağkur sigortalılığı, 16.05.2011-16.02.2012 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamındaki tarımsal faaliyetleri yönünden ...... Ziraat Odasında 16.05.2011 tarihinde başlayıp halen devam eden üyelik kaydının bulunması nedeni ile Tarım Bağ-Kur sigortalılığı bulunduğu anlaşılmaktadır.

Mahkemece 1479 sayılı Kanun kapsamındaki Bağ-Kur sigortalılığı ve 2926 sayılı Kanun kapsamındaki bildirimleri ile davacının 4/a kapsamında kısmi çalışması çelişmeyeceği gerekçesi ile kısmi bildirim kapsamında 01.01.2002-31.08.2007 tarihleri arasında Aralık, Ocak ve Şubat aylarında aylık 11'er gün, yılın diğer aylarında ise aylık 7'şer gün, dava konusu 01.09.2007-30.05.2017 tarihleri arasında yılın tüm aylarında aylık 7'şer gün olmak üzere davalı ... bünyesinde kısmi süreli olarak çalıştığı kabul edilmiş ise de bozma gereği tam olarak yerine getirilmemiştir.

3. Davacının talebi 01.01.2002 tarihinde işe başlaması yönünde olup bu tarihten Bağ-Kur bildirimi olan 01.01.2005 tarihine kadar kısmi çalışma nedeni ile 4/a sigortalılığının tespiti yapılabilir.

01.01.2005-31.12.2010 arasında ise seyyar kuruyemişçilik faaliyeti nedeni 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığı baskın olmakla bu dönem yönünden talebin reddedilmesi gerekmektedir.

Yukarıda açıklandığı üzere 5510 sayılı Kanun'un anılan 53. maddesi, 6111 sayılı Kanun'un 33. maddesi ile değiştirilmekle yürürlük tarihi 01.03.2011 itibari ile 4/a sigortalılığa üstünlük sağlanması gerektiği için bu tarihten sonraki süreler bakımından 29 26... sayılı Kanun kapsamındaki mevcut bildirimler iptal edilerek tespit kararı verilmesi gereklidir. Bu nedenle, Mahkemece bozma gereği yerine getirilmeden hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırılık teşkil etmekte olup bozma nedenidir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§