Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

10. Hukuk Dairesi

Dosya2025/12685 E. 2026/387 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/1369 E., 2025/1338 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ: Manavgat 2. İş Mahkemesi

SAYISI : 2024/127 E., 2024/78 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının işveren ...'a ait...Restaurant'da 12.02.2019 tarihinde aşçı olarak çalışmaya başlayarak 04.08.2020 tarihinde işlerin kötü olması sebep gösterilerek işten çıkartıldığını, davacının sigortasının başlatılmadığını ve işbu hizmet tespiti davasının açılmasının zorunlu hal aldığını beyanla, davanın kabulü ile sigortalı hizmetinin tespitine ve bu süreler içerisinde yatırılmayan sigorta primlerinin davalı tarafından yatırılmasına karar verilmesini dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı her ne kadar davalıya ait restoranda çalıştığından bahsetmiş olsa da, davacının eşinin çalışmasının söz konusu olduğunu ve davacının bu nedenle ara sıra iş yeri olan restorana gelmesinin, zaman zaman hatıra binaen yardıma gelmiş olmasının taraflar arasında işçi işveren ilişkisi olduğu anlamına gelmeyeceğini, ailevi ya da arkadaşlık ilişkisine dayanan, yardımlaşma, hatır ya da ahlaki amaçla yapılan ücretsiz çalışmaların iş sözleşmesine dayanmaması nedeni ile iş hukukunun kapsamı dışında kaldığını, davacının iş yerine gelme sebebini açıkça kötüye kullanmak ve haksız kazanç elde etmek isteminde olduğunu, 2020 yılı Mart ayından yaz ayına dek ülkede iş yerlerinin kapatıldığını ve davacının bu kapatılan tarih aralığında dahi çalıştığını iddia ettiğini, kayıtlar getirtildiğinde anlaşılacağı üzere 2020 yılı Ocak ayında davacının bildikleri kadarı ile 1 ay kadar belki daha fazla süre ile yurt dışına çıkabildiğini ve böyle bir işçi işveren ilişkisi mevcut olsa bu durumun mümkün olamayacağını, haksız davanın reddinin gerektiğini beyan ve iddia etmiştir.

Feri müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinden özetle; Kurum kayıtlarında yapılan incelemede davacının talep ettiği döneme ilişkin çalışmasının bulunmadığını, sigortalılığın oluşumu açısından asıl olanın fiili çalışma olduğunu, davanın niteliği gereği özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerekli, kamu düzenini ilgilendirir nitelikte olduğunu, işyerinin gerçekten var olup olmadığının, davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediğinin, kanun kapsamına alınacak nitelikte bir iş yerinin olup olmadığının özel bir duyarlılıkla araştırılması gerektiğini, çalışmanın konusu niteliği hususunda tanık sözlerinin değerlendirilmesinin gerektiğini, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde iş yerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlarına geçmiş bordro tanıkları ya da komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmesi gerektiğini, bu tanık anlatımları ile de çalışma olgusunun hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerektiğini beyan ve iddia etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılamada toplanan deliller, dinlenen davacı tanıklarının ve resen tespit edilen bordro tanıklarının yeminli beyanları bir bütün halinde değerlendirildiğinde; 2019 yılı Şubat, Mart, Nisan ayları ve kısmen Mayıs ayı açısından davacının eşi ve bordro çalışanı olan ... ve ...'ın anlatımı dışında davacının çalışmasını ortaya koyan kesin bilginin bulunmadığı, buna göre davacının tanıkların çalıştıkları süreler de nazara alınarak bu süreler arasında çalıştığının ispatlanamadığı, bilirkişi tarafından 01.01.20 20... .07.2020 tarihleri arasında hesaplanan 18... gün için ise davacının 2020 yılında “ pide ustası “ olarak çalışma yaptığı, davacının görev tanımının tanıklarca doğrulandığı, buna göre değinilen tarih aralığında davacı ile davalı arasında zaman, ücret ve bağımlılık unsurlarını taşıyan bir hizmet akdinin olduğu, davacının ücret tutarı açısından bir iddia ve ispatta bulunmadığı anlaşılmakla, asgari ücret tutarı olarak dönemsel ücretlerin kabulünün gerektiği, davacının iddia ettiği bu çalışma döneminde bir başka işveren nezdinde sigortalı çalışmalarının da olmadığı, davacının dava edilen dönem aralığında 18.01.2020 tarihinde ... Havalimanından çıkış yaptığı ve tekrar 16.02.2020 tarihinde giriş yaptığının görüldüğü, ... Bölge Adliye Mahkemesinin 27.04.2023 tarih ve 2023/10 55... /1248 Karar sayılı ilam uyarınca yapılan yargılamada davalının isticvap beyanında '' Davacının eşi benim yanımda çalışırdı. Davacı da bazen yardım etmeye gelirdi. Davacı Kıbrıs'a çalışmaya gitmiştir. Eşi de bunu duruşmada söylemiştir. Davacının benim yanımda devamlı çalışması yoktur. Davacı 12:00'de gelir 14:00 gidi giderdi.'' şeklinde beyanda bulunduğu, davacı asilin isticvabında '' 18/01/2020- 16/02/2020 tarihleri arasında Kıbrıs'taydım. Patronum bana izin verdiği için Kıbrıs'a tatil için gitmiştim. 16/02/2020 tarihinde tekrar döndüm ve 17/02/2020 tarihinde tekrar işe başladım. Başka bir işte çalışmak için gitmedim çünkü çalıştığım bir işim vardı ve sahibi ...'tu, restoran da...adını taşımaktaydı'' şeklinde beyanda bulunduğu, davacı ... ...'ın davacının eşi olduğu aynı zamanda bordro tanığı olduğu, davalı taraf davacının eşi olan tanığın yurt dışında olduğu dönemde çalışmadığını iddia etse de tanığın beyanlarından bu anlamın çıkarılamadığı, zira davacının isticvap beyanında Kıbrıs'a izin alarak gittiğini beyan ettiği, tanığın da davacının yurt dışından dönünce çalışmaya devam ettiğini beyan ettiği anlaşılmakla, davacının 01.01.2020-31.07.2020 tarihleri arasında davalı uhdesinde hizmetini ispatladığı anlaşılmış;

1-Davacının davalıya ait ... sicil numaralı iş yerinde; 01.01.2020 - 31.07.2020 tarihleri arasında toplam 183 gün prime esas asgari ücret ile çalıştığının tespitine,

2-Davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar vermiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamından; yurt dışı giriş çıkış kayıtları gözetilerek, bir kısmı çalışan olmamakla zaman zaman iş yerine gelen tanıklar (..., ... ...,...), bir kısmının ise düzenli iş yerine gelen tanık (...), komşu iş yeri tanığı..., davalı tanıkları ve aynı zamanda davacının eşi olan bordro tanığı Yasemin beyanlarına göre 165+18 olmak üzere toplam 183 gün üzerinden iş akdine tabi çalışmanın tespitine ilişkin hükmün dosyadaki yazılara, Dairemizce de benimsenmiş bulunan kanuni ve hukuki gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca davalı vekilinin ve feri müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın tüm talepler yönünden reddine karar verilmesi gerektiği, fiili olarak çalışma kabul edilebilecek somut ve tartışmasız deliller ile ispatı gerçekleşemediği, kamu düzenini ilgilendiren davalar olması sebebi ile aynı dönem çalışma yapan bordro tanıklarının seçilmesi gerektiği, tanıkların somut beyanlarda bulunamadıkları, davacının eşinin davalıya ait işletmede çalışmış olmasından ötürü ara ara restauranta geldiği, bir işçi- işveren ilişkisi olduğunu göstermeyeceği, davasını ispat edemediği, bir ay kadar süre ile Kıbrıs gibi bir yerde tatilde olduğu iddiasının kabulü mümkün olmadığı, döner dönmez işe başladığı iddiasının Mahkemece kabul görmesi doğru olmayıp hayatın olağan akışına aykırı olduğundan kararın bozulması gerektiğini belirtmiştir.

Feri müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; tespiti yapılan dönemlere ilişkin çalışmaların gerçek ve fiili çalışma olgusuna dayanmadığı, ayrıca tespitlerin uygulamada kabul edilen geçerli delillerle ispat edilemediği, bordro tanıkları çalışma süreleri konusunda net ifadeler vermeyip, muğlak beyanlarda bulundukları, tek bir tanık beyanı üzerine, (o da davacının eşidir) hüküm kurulduğu, kamu düzenini ilgilendiren bu davada tespiti istenen sürelerle ilgili olarak açıklayıcı ve yeterli nitelikte tanık beyanı bulunmadığından ve tespit edilen döneme ilişkin Kurum kayıtlarının aksi eşdeğer nitelikte belgelerle ispat edilemediğinden davanın reddi gerektiğinden bahisle kararın bozulması gerektiğini belirtmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ve feri müdahil Kurum vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgilisine yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§