"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2514 E., 2025/977 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 29. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/1491 E., 2023/194 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalıya ait iş yerinde pasta ustası olarak 01.10.2001-20.09.2016 tarihleri arasında çalışmasına rağmen sigorta girişinin 01.02.2003 tarihinde yapıldığını, bu tarihten sonra da primlerinin düşük gösterildiğini, davacının 2003 yılında 1.400 TL, 2004 yılında 1.700 TL, 2005 yılında 1.900 TL, 2006 yılında 2.000 TL, 2007 yılında 2.450 TL, 2008 yılında 2.600 TL, 2009 yılında 2.800 TL, 2010 yılında 2.900 TL, 2011 yılında 3.000 TL, 20 12... yılında 3.500 TL, 20 14... yıllarında 4.000 TL ve son olarak da 2016 yılında net 4.350 TL ücret almasına rağmen hizmetlerinin asgari ücret üzerinden SGK'ya bildirildiğini ileri sürerek sigortalı gösterilmeyen süreler ile bildirimi yapılan sürelerin belirtilen ücretleri üzerinden tespitini dava ve talep etmiştir.
Davacı taraf 14.06.2022 tarihli dilekçe ile taleplerini 01.02.2003-20.09.2016 tarihleri arasındaki prime esas kazancın tespiti yönünde ıslah ettiklerini bildirmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirkette 2003-2016 yılları arasında çalıştığını, 20.09.2016 tarihinde müvekkili şirketten ayrılma kararı aldığını, akabinde İstanbul Anadolu 2. İş Mahkemesinde açtığı 2016/714 esas sayılı işçilik alacakları davasının sulh ile sonuçlandığını, davacının davasından feragat ettiğini, davacı ile müvekkili şirketin 2003 yılında asgari ücret üzerinden çalışmak üzere anlaştıklarını, ödemelerin TEB bankası üzerinden yapıldığını, davacının dava dilekçesinde yer alan net ücret iddialarının kabulünün mümkün olmadığını ileri sürerek haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,
"Somut olayda, davacının 01.10.2001-20.09.2016 tarihleri arasındaki çalışmasının Kuruma 01.02.20003 tarihinde geç bildirildiği, kazancın asgari ücretten gösterildiği belirtilerek bildirilmeyen hizmetin ve tüm çalışma dönemindeki prime esas kazancın tespiti talebiyle dava açılmış ise de; 14.06.2022 tarihli dilekçe ile 01.02.2003-20.09.2016 tarihleri arasındaki prime esas kazacın tespiti yönünde ıslah edildiği, 2003 yılında 1.400 TL, 2004 yılında 1.700 TL, 2005 yılında 1.900 TL, 2006 yılında 2.000 TL, 2007 yılında 2.450 TL, 2008 yılında 2.600 TL, 2009 yılında 2.800 TL, 2010 yılında 2.900 TL, 2011 yılında 3.000 TL, 20 12... yılında 3.500 TL, 20 14... yıllarında 4.000 TL ve 2016 yılında net 4.350 TL ücret üzerinden prime esas kazancın tespitinin istendiği, ön inceleme duruşmasında da uyuşmazlığın prime esas kazancın tespiti olarak nitelendirildiği, yargılama sırasında başvuru dava şartının tamamlandığı, davalı işverenin 2006/10- 2016/10 ayları arasındaki dönemi kapsayan davacı da dâhil bir kısım çalışanların eksik bildirilen gün ve kazançlarına ilişkin ek aylık prim ve hizmet belgelerinin davalı Kurum tarafından ticari defter ve kayıtlarla doğrulanmaması sebebi ile işleme alınmadığı anlaşılmıştır.
Yukarıda yer alan açıklamalar ışığında; 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nın 200. ve 202. maddeleri uyarınca senetle ispat sınırı 2.500 TL olup tespiti istenen brüt ücretin hukuksal niteliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla sigortalının imzasını da içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanamadığı, işçilik alacağı davasında Kurumun taraf olmadığı, kesinleşmesi halinde güçlü delil sayılır ise de davacının işçilik alacakları davasından sulh sözleşmesi ile feragat edildiği anlaşılmakla, istinaf başvurusunda bulunan taraf ve istinaf sebepleri de gözetilerek yapılan istinaf incelemesine göre; incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili özetle,
Prime esas kazancın tespiti davasında gerçek ücretin tanıkla ispatlanabileceğini, tüm tanıkların iş yerinde asgari ücretin bankadan, geriye kalan kısmın elden ödendiğini, davacının kendilerinden çok daha yüksek maaş aldığını, elden ödemelerin zarf ile ödendiğini açıkça belirttiklerini, dosya kapsamındaki tanık beyanlarına itibar edilerek davanın kabulünün gerektiğini,
Ücret hesabına ve ödemesine ilişkin davalı şirket yetkililerinin el yazısını içeren elden ödemelere ilişkin zarfların dosyaya sunulduğunu, elden ödemelere ilişkin söz konusu zarfların en azından yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğunu, Yargıtay kararlarına göre ispat sınırını aşan durumlarda yazılı delil başlangıcı varsa tanık beyanlarının hükme esas alınabileceğini,
Davalı iş yerinde, maaşların asgari ücret miktarının bankadan, kalanının elden ödenmesi yönünde uzun yıllardır süregelen iş yeri uygulamasının söz konusu olduğunu,
Davalı işverenin 27.09.2017 tarihli dilekçesi ile Kuruma başvurarak müvekkili davacı ve diğer çalışan ... ile ilgili olarak 2006/10-2016/10 dönemlerine ilişkin sehven eksik bildirimde bulunduklarını beyan ettiğini, davalı şirketin işbu ikrarının mahkeme dışı ikrar niteliğinde olduğunu,
Müvekkili ile davalı işveren arasında görülen İstanbul Anadolu 2. İş Mahkemesi 2016/714 E. sayılı dava için tarafların vardıkları 02.11.2016 tarihli sulh sözleşmesindeki bedelin işbu davanın haklılığını ortaya koyduğunu,
Emsal ücret araştırması yapılmadığını, defaatle istenmesine rağmen Mahkemece gereğinin yapılmadığını, bu yönü ile eksik incelemenin söz konusu olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisinden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.