"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/624 E., 2025/1169 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Eskişehir 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/44 E., 2023/184 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Kurum sigortalısı ...'nın davalı ...'a ait işyerinde 23.10.2018 tarihinde iş kazası geçirdiğini, ... Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezince düzenlenen 11.11.2020 tarih, 2...1 9 sayılı Sağlık Kurulu Kararına göre kazazede işçinin kaza sonucu sürekli iş göremezlik derecesinin (MKGKO) %100 olduğunu ve yardıma muhtaç olduğunu, kaza ile ilgili olarak SGK müfettişleri tarafından düzenlenen inceleme raporuna göre kazanın iş kazası olduğunu, işverenin iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı davrandığı için kazanın meydana geldiğinin tespit edildiğini, davalı işverenin işçi sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi ile kazaya yol açtığından iş kazasının gerçekleşmesinde tam kusurlu olduğunu, ayrıca davalı işverenin ...'ya ait sigortalı işe giriş bildirgesini yasal süresi içerisinde Kuruma vermeyerek kazazedeyi sigortasız çalıştırdığından hakkında 5510 sayılı Kanun'un 23. maddesinin uygulanmasının da gerektiğini, meydana gelen kaza sebebiyle SGK tarafından sigortalı ...'ya 24.11.2020 onay tarihli 729.193,23 TL peşin sermaye değerli gelir bağlandığını, 809.892,11 TL tedavi gideri yapıldığını, böylelikle Kurum zararının toplam 1.539.085,34 TL'ye ulaştığını, davalı işverenin kazazede ...'yı sigortasız çalıştırdığından ve iş kazasını SGK ya bildirmediğinden 5510 sayılı Kanun'un m.21/2 ile m.23. hükümleri uyarınca SGK'nın zararının tamamından kusursuz olarak sorumlu olduğunu belirterek, Kurum alacağının tam ve kesin olarak belirlenebilir olduğu anda artırılmak ve kusur ve miktar yönünden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 120.000,00 TL Kurum alacağının, bağlanan gelirin onay tarihi olan 24.11.2020 tarihinden, tedavi giderlerinin sarf ve tediye tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan, yargılama sırasında iş kazasının meydana gelmesinde kusuru bulunduğu tespit edilecek kişilerin kusurundan müteselsilen sorumlu olma üzere tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava dilekçesinde ...'ya sürekli iş göremezlik gerekçesiyle bağlanan peşin sermaye değerli gelir tutarının 729.193,23 TL, tedavi giderlerinin ise 809.892,11 TL olduğunun belirtildiği, yani değerinin belli olduğunu, dava dilekçesinde belirsiz alacağa konu tazmini istenen sürekli iş göremezlik karşılığı gelir bağlama zararının 120.000,00 TL olarak belirtildiği ancak tedavi giderleri karşılığı istenen belirsiz alacak miktarının belirtilmediğini, davanın bu yönden de reddi gerektiği, her ne kadar dava dilekçesinde ...'nın davacı Kurumun sigortalısı olduğu iddia edilmiş ise de, ...'nın Kurumun sigortalısı olmadığını, kaza tarihi itibariyle de davalının işyerinde davalıya bağlı işçisi olarak çalışmadığını, olayın Kurum müfettiş raporuna dayanarak "iş kazası" olarak nitelendirilmiş ise de Kurum müfettişinin raporuna itibar edilemeyeceğini, davalı ile ... arasında işçi-işveren ilişkisinin kurulmadığını, bu nedenle de kazanın iş kazası olarak nitelendirilemeyeceğini, SGK davalı ile ... ve ... arasındaki imzalanan sözleşmeyi "iş sözleşmesi" olarak nitelendirmişse de bunun iş sözleşmesi olmayıp eser sözleşmesi olduğunu, ...'ya sürekli iş göremezlik gerekçesiyle bağlandığı iddia edilen peşin sermaye değerli gelir tutarının 729.193,23 TL'nin ...'nın hangi aylık gelirinin esas alınarak hesaplandığının belirsiz olduğunu, sürekli iş göremezlik aylığının ...'ya aydan aya ödenecek, sürekli iş görememezlik şartları ortadan kalktığında veya ... vefat ettiğinde ödemenin durdurulacağını, SGK açısından henüz doğmamış, ileride ne kadar ödeme yapılacağı kesin olmayan hayali bir zararın davalıdan peşin olarak talep edilmesinin hukuka ve Anayasa'ya aykırı olduğunu, bu davanın açılmasından kısa bir süre sonra ...'nın vefat ettiğini, vefat eden kişiye sürekli iş göremezlik gerekçesiyle "gelir" bağlanmasının hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle 729.193,23 TL peşin sermaye değerli gelir bağlanmasından dolayı istenen tazminatın reddi gerektiğini, tedavi giderleri için harcandığı belirtilen tutarın fahiş bir fiyat olduğunu, gerek peşin sermaye değerli gelirin gerekse tedavi giderleri için harcanan tutarın "zarar" olarak nitelendirilerek davalıya rücu edilmesi "sigorta" kavramı, sosyal güvenlik sistemine yüklenen "ödev" ve hakkaniyetle bağdaşmadığını, davalıdan bedel istenmesinin Anayasa'nın eşitlik, sosyal güvenlik ilkelerine ve bağlantılı diğer ilkelerine aykırı olduğunu, davalının %100 kusurlu olduğu husunun doğru olmadığını, zira kazanın meydana gelmesinde tek kusurlu olanın merhum ... olduğunu, Eskişehir 1. İdare Mahkemesinin 12.02.2021 tarih, 2020/439 Esas, 2021/123 Karar sayılı kararında "davacı ile kazaya maruz kalanlar arasında akdedilen sözleşme hükümleri, söz konusu sözleşmenin sonradan düzenlendiğine dair bir tespit bulunmadığı hususu ile davacı ve ... isimli şahıs ile diğer tanıkların işin götürü usulde verildiğine dair ortak beyanları karşısında davacı ile kazazedeler arasında iş ilişkinin netice odaklı olduğundan hizmet akdi bulunmayıp işçi işveren ilişkisinin ortaya çıkmadığı" tespitine yer verilmiş ve dava konusu para cezalarının iptaline karar verildiğini, bu kararın davalı ile ... arasında işçi işveren ilişkisi olmadığını, kazadan davalının sorumlu tutulamayacağını ispat ettiğini, ...'nın kaza tarihi olan 23.10.2018 tarihiden önce iki yıl boyunca davalının iş yerinde çalıştığını iddia etmiş ise de bunun doğru olmadığını, davalının iş yerinin 25.09.2017 tarihinde açıldığını, ...'nın hiçbir zaman davalının yanında çalışmadığını, kaza tarihinde davalının iş yerinde çalışan üç işçinin bulunduğunu ve üçünün de sigortalarının olduğunu, ... ve ortağı ...'ın kendi nam ve hesaplarına dış cephe kaplaması, çelik çatı, demir doğrama, kaynak işleri yapan, bu amaçla yanında işçi çalıştıran kişiler olduğunu, davalı ile de davalının işyerinin çelik çatı ve demir doğrama işlerinin yapımı için 13.06.2018 tarihli 16.000,00 TL bedelli sözleşmeyi imzaladıkları ve davalıya ait işyerinin sözleşmede yazılı imalatlarını yapmayı üstlendikleri, davalının kendilerine iş ilerleyişine ve hak edişlere uygun olarak 11.07.2018 tarihinde 4,500,00 TL, 30.07.2018 tarihinde 4.000,00 TL, 10.08.2018 tarihinde 300 Dolar, 25.08.2018 tarihinde 4.500,00 TL ve 05.11.2018 tarihinde 1.000,00 TL ödeme yaptığını, ödeme makbuzlarının ... ve ortağı tarafından imzalandığını, kazanın ... ve ortağının temin ettiği iskele üzerinde emniyet tedbiri almadan çalıştıkları esnada, ...'nın dikkat ve özensizliğinden kaynaklandığı, iş iskelesinin davalıya ait olmadığını, kazanın meydana gelmesinde davalının hiçbir kusuru bulunmadığı gibi kazayı önlemesinin de mümkün olmadığını belirterek, davanın usul ve esastan reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile sigortalı ...' nın 23.10.2018 tarihinde geçirdiği iş kazasından dolayı; peşin sermaye değerli gelir nedeniyle; anne Şerife nedeniyle 376.104,03 TL'nin davalıdan onay tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte, çocuk...nedeniyle 101.178,42 TL'nin davalıdan onay tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte, çocuk... nedeniyle 83.952,41 TL'nin davalıdan onay tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte, baba ... nedeniyle 33.726,90 TL'nin davalıdan onay tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte, tedavi giderleri nedeniyle 688.408,29 TL' nin davalıdan sarf tarihlerinden itibaren
işleyecek olan yasal faizi ile birlikte, tahsili ile davacı ... Kurumuna verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı SGK Temyizi:
İşverene tam kusur verilmeksizin %70 kusur oranı üzerinden belirsiz alacağın noksan hesap edildiğini belirterek, yapılacak yeni bilirkişi incelemesi sonucu işverenin tam kusuru(%100 oranında) üzerinden belirsiz alacaklarının hesaplanarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyanla kararı temyiz etmiştir.
2.Davalı vekili:
Dava dilekçesinde belirsiz alacağa konu tazmini istenen sürekli iş göremezlik karşılığı gelir bağlama zararı 120.000,00 TL olarak belirtildiğini, ancak tedavi giderleri karşılığı istenen alacak miktarının da belirtilmediğini, bu nedenle davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin hiçbir kusurlu davranışının olmadığını, Mahkemece eksik inceleme yapıldığını belirterek kararı temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.