Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

10. Hukuk Dairesi

Dosya2025/10156 E. 2026/926 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/1837 E., 2024/2472 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Mengen Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

SAYISI : 2019/36 E., 2023/172 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı ... Madencilik .... San. ve .... A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edimekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava ve birleşen dava dilekçesinde özetle; sigortalının 13.01.2013 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.

II. CEVAP

1.Davalı ... ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın taleplerinin zamanaşımına uğramış olduğunun görüldüğü, bu sebeple davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davacının davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı, tensip tutanağında davanın niteliği ve konusunun hatalı belirtildiği, düzeltilmesi gerektiği, dava dilekçelerindeki tüm iddiaların varsayıma dayandığı, somut delile dayanmadığı, bu nedenle ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmesini talep ettikleri, kusurlu kişilerin ve kusur oranlarının kesin ve hiçbir şüpheye yer kalmayacak şekilde tespit edilmesi gerektiği, maluliyet oranının kesin olarak tespit edilmesi gerektiği, SGK tarafından yapılan ödemelerin ve gelirlerin peşin sermaye değerinin tespit ve mahsubu gerektiği, usuli itirazları doğrultusunda haksız davanın reddine, usule yönelik itirazların yerinde görülmemesi halinde ise davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı ...... Ltd.Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın taleplerinin zamanaşımına uğramış olduğunu, kusuru olmadığını belirterek reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile

"A-Davacının asıl davasının (2019/36) kabulü ile davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile toplamda 460.138,55 TL maddi tazminatın (Mahkememizin 2019/69 Esas sayılı birleşen dosyasında hükmedilen tazminat miktarı üzerinden tahsili tekerrür olmamak kaydıyla) olay tarihi olan 13.01.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalı ... .... San. ve .... A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine,

B-Davacının birleşen davasının (2019/69) kabulü ile davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile toplamda 460.138,55 TL maddi tazminatın (Mahkememizin 2019/36 Esas sayılı asıl dosyasında hükmedilen tazminat miktarı üzerinden tahsili tekerrür olmamak kaydıyla) olay tarihi olan 13/01/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalı ....... San. ve .... Şti.'den alınarak davacıya verilmesine,

C-Davacının birleşen davasının (2023/5) kısmen kabulü kısmen reddi ile toplamda 60.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 13.01.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılar ....... San. ve .... Şti. Ve ... .... San. ve .... A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının13.01.2013 tarihinde "... Köyü ... Yolu 17 km .../..." adresinde faaliyet gösteren maden ocağında çalıştığı esnada meydana gelen iş kazasında yaralandığı, davalılar arasında saha sahibi ... ....Şti. ile ile İşletmeci ...İnş. ... San. ve .... Şti. arasında 26.03.2002 tarihli 29 maddelik ... Mukabili İşletme Sözleşmesi bulunduğu, sürekli iş göremezlik oranının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 24.01.2022 tarih ve 1197 sayılı raporu ile %13 olarak belirlendiği, davacının zararını 24.01.2022 tarihli ATK raporu ile öğrendiği, bu kapsamda davacının talebinin zamanaşımına uğramadığı, davalı ... .... San. ve .... A.Ş. rödavas sözleşmesi uyarınca kendilerine atfedilecek bir kusur bulunmadığını, Mahkemenin alacaklardan kendilerini sorumlu tutmasının hatalı olduğunu ileri sürdüğünü, aynı davalılara karşı açılmış olan ve Dairenin incelemesinden geçen emsal nitelikteki Mengen Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi Sıfatıyla) 2019/83 Esas ve 2020/ 66 Karar sayılı dava dosyasında ... sorumluluğu konusunda 24.06.20 10... sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5995 sayılı Kanun'un 17. maddesi ile Maden Kanunu'na eklenen Ek 7. maddesi ile yeni düzenleme yapıldığı, anılan maddede; maden ruhsat sahiplerinin, ruhsat sahalarının bir kısmında veya tamamında üçüncü kişilerle yapmış oldukları ... sözleşmelerinde, bu alanlarda yapılacak madencilik faaliyetlerinden doğacak İş Kanunu, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili idari, mali ve hukuki sorumluluklarının rödovansçıya ait olacağı, ancak bu durumun ruhsat sahibinin Maden Kanunu'ndan doğan sorumluluklarını ortadan kaldırmayacağı, davacı kazalı sigortacı yönünden davalı şirketler arasındaki ilişkinin İş Kanunu 2. maddesinde düzenlenen alt-asıl işverenlik ilişkisi olduğu, bu davalının da iş kazasının hukuki sonuçlarından asıl işveren gibi sorumlu olduğu belirtilerek ... .... San. ve .... A.Ş.'nin husumet itirazının reddedildiği buna ilişkin kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğinin belirlendiği, kesinleşmiş olan Mahkeme kararı uyarınca ... Madenciliğin iş kazasına bağlı tazminatlardan sorumlu tutulmasında hata bulunmadığı, bilirkişiler tarafından tanzim edilen kusur durumunun tespitine ilişkin raporlar da dikkate alındığında Mahkemenin davacının kazanın oluşumunda davalı işveren ...İnş. ... San. ve .... Şti.'nin kazada %50 oranında kusurlu olduğu, kazazede ...'nın önlemleri almaması nedeni ile kazada %50 kusurlu olduğu yönündeki değerlendirmesi ile davalı ... .... San. ve .... A.Ş. asıl işveren sıfatı ile kusurdan sorumlu olduğu yönündeki değerlendirmesinin tarafların somut olaydaki yükümlülükleri ile de örtüştüğünün ve kusur oranının hakkaniyete uygun olarak tasnif edildiğinin belirlendiği, davacı için takdir edilen manevi tazminat miktarında hata bulunmadığı gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;

a. Mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının oldukça düşük olduğunu,

b.Birleşen dava yönünden ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini,

c.Kusur ve hesap bilirkişi raporlarına itirazlarının dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı ... ... A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle;

a.Davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını,

b.Müvekkili şirket yönünden husumet yokluğundan değerlendirilmeden karar verildiğini,

c.... sözleşmesi nevi şahsına münhasır bir sözleşme olup asıl iş veren - alt işveren ilişkisi kurulması hukuken mümkün olmadığını,

d.Sorumluluğun rödovansçıya ait olduğunun değerlendirilmediğini,

e.Müvekkili şirket ruhsat sahibi olarak üzerinde üşen sorumlulukları yerine getirdiğini,

f.Kaza tarihinde müvekkili şirket davacının işvereni olmadığını belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

1.İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir.

2. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde:

"İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;

a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.

b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.

c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.

ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.

d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir.

Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:

a)Risklerden kaçınmak,

b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,

c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,

ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,

d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,

e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,

f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,

g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,

ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır.

3. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise, işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.20 13... /21-1 02... /1456 sayılı kararı).

4. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.

5. Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir.

6. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.20 13... /21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.

7.İş kazası tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Borçlar Kanun'un 74. maddesine göre hukuk hakimi zarar verenin kusuru olup olmadığına karar vermek için ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.

8. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır.

9.Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; kazalı sigortalının, davalı ...İnş. ... San. ve .... Şti. şirket nezdinde çalıştığı, 13.01.2013 günü direk harmanı olarak adlandırılan alandan maden ocağına götürülmek üzere vagona direk taşıdığı esnada zeminin kaygan olması nedeniyle dengesini kaybederek sağ kolunun üzerine düşmesi sonucu yaralanarak kazaya uğradığı, işbu kaza nedeniyle %13 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı anlaşılmıştr.

10. SGK Başkanlığı inceleme raporunda; olayın iş kazası olarak kabul edildiği, işverenin tam kusurlu olduğu, kazazedenin ise kusursuz olduğu yönünde tespitler yapıldığı anlaşımıştır.

11. Eldeki dosyada Mahkemece aldırılan- üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan - 28.04.2021 kök ve 28.07.2021 tarihli ek raporlarda ruhsat sahibi ... Şti. ile işletmeci ...Şti. arasında asıl işveren - alt işveren ilişkisi bulunmadığından, kazalının yaralanmasında ruhsat sahibi ... Şti.'ye atfedilecek bir kusur bulunmadığının, davalı işveren ...Şti.'nin değerlendirme bölümünde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeni ile kazada %50 oranında kusurlu olduğunun, kazazede ...'nın önlemleri almaması nedeni ile kazada %50 kusurlu olduğunun, gerek işveren gerekse kazalı tarafından alınabilecek önlemler bulunduğundan kaza olayında kaçınılmazlık olgusunun bulunmadığının, SGK Başmüfettişi tarafından hazırlanan İnceleme Raporunda sadece işverene %100 kusur verilmesine katılmadıklarının belirtildiği, çelişkiyi gidermek üzere aldırılan 30.01.2023 tarihli farklı heyetten alınan raporda da diğer kusur bilirkişi raporlarını teyit eder şekilde oranlara yer verilerek, kazalının olayın meydana gelmesinde % 50 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Mahkemece işbu raporlara itibar edilerek karar verildiği, ancak dosyada mevcut raporlar arasında çelişir nitelikle veriler bulunduğu ve bu çelişkilerin yeterince giderilmediği anlaşılmaktadır.

12. Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra Mahkemece yapılacak iş; aynı olaya ilişkin varsa ceza dosyası ile rücu dava dosyasındaki kusur raporlarının irdelenmesi suretiyle celbinin sağlanması ile- verilen kararların kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilerek, delillerin toplanması hususunda sigortalı tarafından açılan tazminat davasının özü itibariyle taraflarca getirilme ilkesine tabi davalardan olup re’sen araştırma ilkesinin olmadığı hususunun da göz önünde bulundurulması ve bu şekilde toplanacak delillerle birlikte, yukarıda bahsedilen kusur raporlarını düzenleyen heyetten farklı, A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetine; öncelikle maddi olguyu tam olarak ortaya koydurmak, davalılar arasındaki ilişkiyi ve sorumluluklarını araştırmak, SGK inceleme raporunda belirlenen kusura ilişkin tespitleri irdeletmek, eldeki dosya ile arasındaki çelişkiyi gidertmek, tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını - tarafların dosyada mevcut kusur raporlarına itirazları da göz önünde tutulmak suretiyle- her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek ve sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.

13. Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

14. O halde, davacı ve davalı ... ... A.Ş. vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı ve davalı ... ... A.Ş. vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin yatırılan temyiz harçlarının istek halinde ilgililere iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§