Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

10. Hukuk Dairesi

Dosya2024/8478 E. 2026/630 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/887 E., 2024/802 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 19. İş Mahkemesi

SAYISI: 2020/27 E., 2020/105 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüyle duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin ...Bankası A.Ş. kuruluşu olup, destek hizmetleri, tesis yönetimi, bina işletme hizmeti, yönetim, temizlik ve teknik hizmetleri vermekte olduğu, davacı şirketin kurulduğu 1999 yılından bugüne kadar faaliyet gösterdiği 18 yıl boyunca sigorta prim yükümlülüklerini zamanında ve tam olarak yerine getirdiği, sigorta primi dahil hiç bir yükümlülüğünde temerrüde düşmediği, davacı şirketin . ... sicil numaralı İş Merkezleri Yönetim ve İşletim A.Ş. (... Şubesi) iş yeri için 2017 yılı Ocak ayına ilişkin sigorta priminin ödenmediği iddiasıyla davacı şirketin 73.666,17 TL olan Ocak 2017 ayına ilişkin sigorta prim teşvikinden yararlanması gerektiği, gecikme zammına ilişkin işlemin iptaline ve gecikme zammı borcu bulunmadığının tespitinie karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II.CEVAP

Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiği, davanın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre Hazineye açılması gerektiği, davanın görev yönünden de reddi gerektiği, davacının 6111 sayılı teşvik indiriminden faydalanmak amacıyla Kuruma müracaat ettiği, talebinin reddedildiği, ayrıca davanın geriye dönük prim alacakları yönünden davanın zamanaşımına uğradığını savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İstanbul 19. İş Mahkemesi tarafından 22.10.2020 tarihli ve 2020/27 Esas, 2020/105 Karar sayılı kararla taraflarca konusuz kaldığı belirtilen davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin 22.10.2020 tarihli ve 2020/27 Esas, 2020/105 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 02.12.2021 tarihli ve 2021/1388 Esas, 2021/1723 Karar sayılı kararı ile Kurumun 03.05.2017 tarihli yazısıyla davacının ... sicil numaralı iş yeri ile ilgili olarak 2017/1. ay borcunu süresi dışında 23.03.2017 tarihinde ödediği tespit edildiğinden 2017/1. ay teşvikten yararlanmasının mümkün olmadığının bildirildiği, davacının Ocak 2017 priminin banka talimatında iş yeri sicil numarasının yanlış yazılması, SGK'nın getirdiği prim erteleme uygulamasına bağlı olarak banka ödeme makbuzunda toplam sigorta prim yükümlülüğünün yer alması ve sadece erteleme sonrası kalan ödenecek sigorta prim tutarının görünmesi nedeniyle, prim ve hizmet bildirgesindeki sigorta prim tutarı ile banka ödeme makbuzundaki sigorta prim tutarının karşılaştırılması suretiyle, ödenmesi gereken ve ödenen sigorta prim tutarından hareketle kontrol ve teyit olanağının bulunamamış olması sonucu sehven Ocak 2017 ayına ilişkin sigorta prim borcu yerine davacının ... sicil numaralı iş yerine ilişkin 7.679,70 TL'lik Ocak 2017 ayına ait ve Kasım 2017'ye ertelenmiş sigorta prim borcunun ödendiğini belirterek itiraz ettiği, prim borcunun zamanında ödenmemesinin davacının ihmal ve hatasından kaynaklanması nedeniyle Kurum işleminin yerinde olduğu gerekçesiyle davacı şirketin istinaf talebinin reddine, davalı Kurumunun istinaf talebinin kabulüne, İstanbul Anadolu 19. İş Mahkemesinin 2020/27 Esas, 2020/105 Karar sayılı 22.10.2020 tarihli kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

1. Bölge Adliye Mahkemesinin 02.12.2021 tarihli ve 2021/1388 Esas, 2021/1723 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 28.09.2022 tarihli ve 2022/8083 Esas, 2022/11457 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur:

"...4447 sayılı Yasanın geçici 10. maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılma ile fazladan ödenen primlerin faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsili istemine ilişkin olarak açılmış olan davada, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yargılama ve temyiz aşamasında 01.04.2018 tarihi itibari ile 5510 sayılı Yasanın ek 17. maddesi yürürlüğe girmiş, olup, bu maddenin ilk fıkrasında aynen: 'Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” Hükmü ve ikinci fıkrasında ise; “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.' şeklinde belirtilmiş hükümler mevcuttur.

Ek 17. maddenin üçüncü fıkrasında ise; 'Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yılsonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.' hükümleri mevcuttur.

Diğer taraftan Ek 17.Maddenin 4. Fıkrası hükmündeki 'Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında ...'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.' ibaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. Sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır.

Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33. maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.

Diğer taraftan, şartların varlığı anlaşıldıktan ve belgelerin işleme alınması gerektiği tespitinden sonra davacı lehine oluşan primlerin de üçüncü fıkra kapsamına uygun şekilde değerlendirilmesi ve mahsup veya iadenin ancak bu madde çerçevesinde mümkün olacağının dikkate alınması gerekmektedir.

Eldeki davada ise, mahkemece, yazılı şekilde davanın kabulüne dair karar verilmiş ise de, kurumca 01.04.2018 tarihine kadar yapılan bütün teşvikleri bünyesinde topladığı anlaşılan Ek 17. maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun gözetilmesi ve maddenin 4. fıkrasındaki hükmün iptal edildiği ve ilk üç fıkranın halen yürürlükte olduğu dikkate alınarak, özellikle üçüncü fıkra hükümlerinin davaya konu uyuşmazlığa ilişkin olmak üzere teşvik hükümlerinden faydalandırılma ve faydalandırılma sonrasında fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından, ek 17. maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, davalı Kurumun da bu madde kapsamında resen veya davacı şirketin başvurusu üzerine, işlem yapıp yapmadığı, yapmış ise anılan ek 17. Maddenin 4. fıkra hükümleri dışında, davanın konusuz kalıp kalmadığı hususları araştırılmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir..."

2.Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından 5510 sayılı Kanun'un Ek 17. maddesi kapsamında başvurusu bulunmadığı, iade ve mahsup işlemi yapılmadığı, dava konusu olayda prim borcunun zamanında ödenmemesinin davacının ihmal ve hatasından kaynaklanması nedeniyle Kurum işleminin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

VI.TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurumun karışık ve devamlı değişen uygulamaları nedeniyle davacının cezalandırılamayacağı, davacının 4 farklı iş yeri için 27.02.2017 tarihinde talimat verdiği, ancak davaya konu iş yeri için sicil numarasının hatalı bildirilmesi nedeniyle ödemenin başka sicilli iş yeri hesabına yapıldığı ve diğer işyerinin Ocak - Kasım 2017 ertelenmiş borcuna mahsup edildiği, hiç ödeme yapılmamış gibi gecikme zammı uygulandığı ve %5 indirimden de yararlandırılmadığı, kendilerine kusur yüklenemeyeceği, teşvikten yararlanma koşullarını haiz olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, prim teşvik hükümlerinden yararlandırılması gerektiğinin tespitine ilişkindir.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

03.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§