Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

10. Hukuk Dairesi

Dosya2024/812 E. 2026/241 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2021/1825 E., 2023/1949 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ: Konya 4. İş Mahkemesi

SAYISI : 2020/221 E., 2021/82 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının 506 sayılı Kanun kapsamında hizmet akdine dayalı olarak ilk kez 01.08.1997 tarihinde çalışmaya başladığını, sigortalılığının 42-01-199709370 sigorta sicil numarası ile tescil edildiğini, dava konusu çalışmanın...sicil numaralı...Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğüne ait iş yerinde olduğunu, müvekkilinin işe giriş bildirgesinin davalı Kuruma 01/08/1997 tarihinde verildiğini, çalışmanın gerçek ve fiili olduğunu, bu hususun işe giriş bildirgesi, dönem bordroları, tanık ifadeleri ve gerektiğinde zabıta marifetiyle tespit edilecek komşu işyeri tanıkları ile sabit olacağını beyanla müvekkilinin 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığının 01/08/1997 tarihinde başladığının tespiti ile ayrıca 01.08.1997 tarihi itibari ile 1 gün hizmet akdine dayalı çalıştığının tespitini ve varsa aksi yönde yapılan Kurum işleminin iptalini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde, müvekkili Kurum işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya münderacatına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığının 01.08.1997 tarihinde başladığının tespiti ile ayrıca 01.08.1997 tarihi itibari ile 1 gün hizmet akdine dayalı çalıştığının tespitine ve varsa aksi yönde yapılan Kurum işleminin iptaline ilişkin olup;

Davacının 01.08.1997 tarihinde dava dışı...Halk Eğitim Merkezi ve ... Müdürlüğünde çalışmaya başladığına dair işe giriş bildirgesinin Kuruma intikal ettirildiği ancak bordrolarda davacının isminin bulunmaması nedeniyle davalı Kurumca çalışmanın fiili çalışmaya dayanmadığı şeklinde değerlendirildiği,...Kaymakamlığından gelen yazı cevabında davacının talebine konu tarihte çırak öğrenci olduğunun belirtildiği ve davacının da adının bulunduğu "çırak veya öğrenci" listesinin mahkememize gönderildiği,

Bordro tanığı olarak dinlenen ...'nin kendisinin Halk Eğitim Merkezi bünyesinde usta öğretici olarak çalıştığını, davacının da kendisi gibi usta öğretici olduğunu ve kesinlikle öğrenci sıfatının da bulunmadığını beyan ettiği,

...Kaymakamlığının gönderdiği listede davacı ile birlikte adı geçen tanık...'nın, kendisinin ve davacının usta öğretici olduğunu beyan ettiği,

...Kaymakamlığının gönderdiği listede davacı ile birlikte adı geçen tanık ...'ın, kendisinin ve davacının halı dokuma işinde çalıştıklarını ve halıyı dokuyup bitirince ücret aldıklarını beyan ettiği,

Köy Muhtarı...'ın, 25-30 sene kadar önce davacının Halk Eğitim Merkezinin açtığı kursta halı dokuduğunu ne kadar çalıştığını bilmediğini beyan ettiği,

Her ne kadar dava dışı Kurum tarafından kendi kayıtlarında çırak ya da öğrenci olarak belirtilmiş ise de, dinlenen tanık beyanlarından davacının usta öğretici olarak fiilen çalışmada bulunduğu..." gerekçeleriyle;

"Davanın kabulüne, davacının 01.08.1997 tarihinde...işyeri sicil numaralı işyerinde 1 gün 506 sayılı Yasa'ya tabi çalıştığının ve bu tarihin davacının sigortalılık başlangıç tarihi olduğunun tespitine" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir.

1.Davanın yasal dayanakları, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanun'un 2., 3. maddesinin II. fıkrasının D bendi, 6., 9., 79., 108.i maddesi hükümleridir.

Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Kanun'un belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun'un 2. maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1999/21-549-555, 2005/21-437-4 48... /21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının iş yerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.

Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği iş yerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir tereddüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir.

Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmelidir.

Bu da dava konusu çalışmaların sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, sigortalı çalışma niteliğinde ise çalışmanın varlığı yönünden dönemde bordrolu olan tanık, yoksa komşu iş yeri tanığı araştırarak ifadelerinin alınması, varsa bu döneme ilişkin makbuz, fatura, defter gibi tüm kayıt ve belgelerin incelenmesi, 5 06... sayılı Kanunlar ile Yargıtayın yerleşik içtihatları gereğidir.

Öte yandan, 506 sayılı Kanun'un 3. maddesinin II numaralı fıkrasına, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle eklenen (D) bendinde “El halıcılığı dokuma işlerinde çalışanlar hakkında yalnız iş kazaları ile meslek hastalıkları, analık ve hastalık sigorta kolları uygulanır. Ancak bunlar istekleri halinde malullük, yaşlılık ve ölüm sigorta kolları bakımından 85. madde hükmüne göre isteğe bağlı sigortalı olabilirler.” düzenlemesine yer verilmiş, sonrasında 06.08.2003 günü yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanun'un 57. maddesiyle söz konusu bent ilga edilmiş olup yürürlükten kaldırmaya yönelik yasama işleminin geriye yürütüleceğine ilişkin herhangi bir yasal düzenleme bulunmadığından, şu durumda 09.07.1987–05.08.2003 (dahil) dönemi bakımından bentte yazılı nitelikteki hizmetin 506 sayılı Kanun hükümleri gereğince uzun vadeli sigorta kollarına tabi zorunlu sigortalılık olarak değerlendirilemeyeceği belirgindir.

2.Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır.

2.Mahkemenin yazılı hükmü, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalıdır.Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde,...Halk Eğitim Merkezi ve Akşam Sanat Okulu Müdürlüğü ünvanlı işverenin ... sicil no.lu işyerinden 01.08.1997 tarihli işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu,"usta öğreticilik" mahiyetindeki işyerinin 01.02.1981 tarihinde kanun kapsamına alındığı, dava konusu 1997/2. dönem bordrosunda 18 kişinin bildirilmiş olduğu, öte yandan...Halk Eğitim Merkezinden dosyaya gönderilen cevabi yazıda davacının 1997 yılı Temmuz ayında açılan 3308 sayılı Kanun'a tabi "Halıcılık ve makine nakışı kursuna" çırak/öğrenci olarak katılmış olduğu belirtilerek dava konusu dönem ile daha sonraki dönemlere ait aylık prim bildirgeleri ile özellikle dava konusu dönem olan 15.07.1997-15.08.1997 arası "3308 sayılı Kanun'a tabi 16 yaş üstü(... köyü" başlıklı listede davacının adının karşısında 15 gün ibaresinin yer aldığı,yine 18.08.1997 tarihi ita amirine sunulduğu anlaşılan üst yazıda ise aralarında davacının da adının bulunduğu 29 kişi halıcılık kursuna katılan olarak 15 kişi de makine nakışı kursuna katılan olarak toplam 46 kişi adına kısa vadeli sigorta kollarına tabi prim ödemesi yapılması hususunun makama arz edildiği ve 18.08.1997 tarihinde de belirtilen bu prim tutarı için verile emrinin düzenlendiği,öte yandan dinlenen tanıkların çelişkili beyanda bulundukları, dinlenen tanıklardan ...... ve ...'ın davacının halı dokuma kursunda halı dokuduğunu beyan ederken ... ve... isimli tanıkların davacının halı dokuma kursunda usta öğretici olduğu yönünde beyanda bulundukları, Mahkemece beyanlar arasında çelişkinin de giderilmediği böylelikle eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.

3.Tüm bu açıklamalara göre Mahkemece, 1997/2. dönem bordrosunda yer alan başkaca bordro tanıkları da dinlenmek ve dosyada toplanan tüm deliller değerlendirilmek suretiyle yine bozma öncesi dinlenen tanık beyanları arasında da çelişki giderilmek suretiyle davacının “el halıcılığı dokuma işi”yapıp yapmadığı hususu hakkında kısa vadeli sigorta bildirmi yapılması hususundaki dosyadaki belgeler de değerlendirilmek suretiyle tereddütsüz şekilde belirlendikten sonra yapılan işin el halıcılığı dokuma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde davanın reddine, aksi halde elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.

Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle,

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§