"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2585 E., 2024/198 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 28. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/1191 E., 2023/494 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar ... ,... İnşaat Nakliyat Madencilik Turizm İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi,... Madencilik Turizm İnşaat Nakliyat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalı Sedyol İnşaat Şirketinin ve davalı... Madencilik Şirketinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddi ile davalı ... nün HMK 344/1. maddesi gereğince istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... Madencilik Turizm İnşaat Nakliyat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi Semra Şiner tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin İSKİ'nin Kurtköy Kemiklidere Dere ıslahı çalışmasındaki görevine devam ederken 16.06.2016 tarihinde iş kazası geçirmiş, sağ bacağı diz kapağının 4 parmak üstünden itibaren kesildiğini, iş kazasının meydana gelmesinde kusur tamamen davalılara ait olup davalı işveren, ilgili mevzuatta yer alan işçi sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin yükümlülüklerine uygun davranmadığını, işbu kazanın oluşumunda 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun emredici hükümlerine aykırı davranmış olmakla ve işyerinde alınması gerekli önlemleri almamış olması nedeniyle davalı işveren ” 100 oranında kusurlu bulunmak olduğunu belirterek açılan davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı İSKİ vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı vekilimüvekkilinin iş kazası geçirdiğinden bahisi maddi ve manevi tazminat talep etmekte olduğunu, ancak bu davanın müvekkil İdare aleyhihe açılması doğru olmadığını, müvekkili idare personeli olmadığını, davacının diğer davalının işçisi olduğlu dava dilekçesinde de açıkça belirtilmiş olduğunu, davacı ile müvekkili idare arasında lakdedilen bi sözleşme olmadığını, müvekkil idarenin davacı tarafın işe alınmasında ve de işten ayrılmasında hiçbir dahli bulunmadığından bu dava ile ilgili olarak tarafımıza husumet yöneltilmeki doğru ve yerinde olmadığını belirterek açılan davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Atakan vekili cevap dilekçesinde özetle; Bu bilgiler ışığında müvekkili ...'nün olayın meydana gelmesinde kasta veya ihmale dayalı bir kusuru bulunmadığından, Yargıtayca kabul edilen kusur sorumluluğu ilkesi gereğince herhangi bir tazminat sorumluluğu da bulunmadığını, müvekkili olayın gerçekleştiği esnada olay mahallinde bile olmadığını, bu nedenle, herhangi bir gözetim borcu da söz konusu olmadığını belirterek açılan davanın reddini talep etmiştir.Davalı Sedyol vekili cevap dilekçesinde özetle; İmzalanan sözleşme gereği işe başlamış olan müvekkili öncelikle İş Kanun'u 77. maddesi ve imzalanan sözleşme gereğince kendisine yükümlenen iş sahasında görevlendirilen tüm çalışanlarını iş güvenliği eğitimine tabi tutarak işe başlatmış olduğunu, davacı taraf aldığı iş güvenliği eğitim ve bilgilendirmesine rağmen söz konusu kazaya kendi kusur ve tedbirsizliği ile sebep olduğunu belirterek açılan davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davalılar ...,... İnşaat Nakliyat Madencilik Turizm İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi,... Madencilik Turizm İnşaat Nakliyat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; meydana gelen kazada müvekkil ...’ye izafe edilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, dava konusu kaza davacının ve davacıyı istihdam eden diğer davalı şirketlerin ağır kusurları neticesinde meydana gelmiş olup kazanın gerçekleştiği sırada davacının davalının göremeyeceği kör bir noktada bulunduğu da dikkate alındığında, davalıya izafe edilecek hiçbir kusur bulunmadığını, Kusur ve tazminat hesabına esas teşkil eden bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını, ücretin tespitinin hatalı olduğunu, davacının tazminat hesabında PMF-1931 Yaşam Tablosunun esas alınması gerekirken T.R.H-2010 Türkiye Yaşam Tablosu esas alındığını, davacının maluliyet oranı kesinleşmemiş olup buna rağmen hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davacıya ne kadar ödeme yapıldığı araştırılmadan ve alacak kalemlerinden bu ödemeler düşülmeden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davacının askerlikte geçireceği en az 1 yıllık sürenin yapılacak hesaplamada dışlanması gerekmesine rağmen bu süre dışlanmaksızın yapılan hesaplama doğrultusunda karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı Sedyol şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıya gerekli olan iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verildiğini, kazanın davacının dikkatsizlik ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması sebebiyle meydana geldiğini, davacı tarafa %10 oranında kusur atfedilmesi teDavalı Sedyol şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıya gerekli olan iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verildiğini, kazanın davacının dikkatsizlik ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması sebebiyle meydana geldiğini, davacı tarafa %10 oranında kusur atfedilmesi temayüli değerlendirmeyi çağrıştıracak nitelikte bir tespit olduğunu, mevcut iş ortamı içerisinde saha ortamındaki makineye bu kadar yaklaşılmadığından benzer bir kaza veya tehlike yaşanmadığını, davaı firmanın, meydana gelen iş kazasında herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, kazanç durumu hesaplamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının su veya kanalizasyon borusu döşeme işinde montaj işçisi olduğunu, davacı tarafın herhangi bir diploma, ehliyet veya sertifika sahibi nitelikte bir çalışan olmadığından hesaplamalarda asgari ücret esas alınması ve bu ücretin içinden de agi ücreti dışlanması gerekmekte olup salt tanık anlatımları esas alınarak yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, raporda davacının 45 yıllık maddi zararı yönündeki hesaplamanın usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca pmf-1931 yaşam tablosunun esas alınması gerekirken T.R.H-2010 Türkiye yaşam tablosu esas alınmış olup raporun bu yönüyle hatalı olduğunu, çelişkiler bulunan raporun hükme esas alınmasının hukuka uygun olmayacağını, eksik incelemeye dayalı karar verildiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı... şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı için kontrol muayenesi öngörülüp öngörülmediği, davacının kontrol muayenesine girip girmediğinin tespit edilmediğini, dosyaya ibraz edilen 10.02.2022 tarihli feragatname ve temlik anlaşması içeriğine göre, ilam vekalet ücreti, icra vekalet ücreti ve kdv tevkifatı dikkate alınmasa dahi, yapılan ödeme 320.000 TL tazminat ve 85.000 TL faiz olmak üzere toplam 405.000 TL’dir. ancak 27.03.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda tazminat tutarından 350.000 TL mahsup edildiğini, hükme esas alınan kusur raporu soyut nitelikte olup, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı hükümlerinin alt alta yazılarak, kaza olayı ile alınmamış önlemlerin uygun illiyet bağı dahi kurulamadan kusur sorumluluğu ve oranı dağıtılmıştır. iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili olarak bilirkişi raporunda belirtilen soyut ve genel hükümlerin olayın meydana gelmesine doğrudan bir etkisi bulunmadığını, hesaplamada davacının son dönem ücreti iki seçenekli olarak hesaplanmış olmasına rağmen, isabetli olan birinci seçenekte sgk’ya bildirilen yasal asgari ücret esas alınmışken, ikinci seçenekte tanık anlatımlarına itibar edildiğini, davacının askerlikte geçireceği sürenin hesaplamada dikkate alınmaması gerektiği halde asgari bir yıllık bir süre hesaplamadan dışlanmadığını, davacının istirahat devresi net zararı sosyal güvenlik kurumu tarafından karşılandığı halde ayrıca hesaplanmasının hatalı olduğunu, Yargıtay içtihatlarında, pmf-1931 yaşam tablosu esas alınarak yapılacak hesaplamalarda her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi benimsendiğini, hükme esas teşkil eden bilirkişi raporunda maddi tazminat hesaplamasında T.R.H-2010 türkiye yaşam tablosunun esas alındığını, bilirkişi raporunda, davacının bilinen devre kazançları artırma ve iskonto işlemi yapılmadan, bilinmeyen devre kazançları ise her yıl için ayrı %10 artırılıp, % 10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle hesaplandığını, manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu, işverenin kastı ve ağır ihmali bulunmadığından, tazminattan hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne dair ilk derece mahkemesi kararının tarafların iddia ve savunmalarına, dosya kapsamına, hükmün dayandığı deliller ve kanuni gerektirici sebeplere, delillerin taktirinde isabetsizlik görülmemesine göre HMK 355. maddesi kapsamında kamu düzenine de aykırı bir husus bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davalılar tarafından yapılan istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı... Madencilik firma vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... Madencilik Turizm İnşaat Nakliyat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vekili temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi
3. Değerlendirme
A)Davalı vekilinin davacı yararına hükmolunan manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden ;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre İlk Derece Mahkemesince davacı lehine 150.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda anılan kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde kabulüne karar verilen tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
B) Davalı vekilinin davacı yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden ;
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından; davacı vekilince dava dilekçesinde davacının davalıya ait iş yerinde boru montaj ustası olarak aylık 2.500,00 TL ücretle çalışıldığının beyan edildiği, mahkemece emsal ücret araştırması yapılmaksızın davacının maddi zarar tespiti amacıyla 06.09.2021 tarihli hesap bilirkişi raporu aldırıldığı, aldırılan raporda davacının ücretinin tanık beyanları ile ispatlandığı gerekçesiyle davacı iddiası esas alınarak asgari ücretin 1.92 katı ücretle çalıştığının tespiti ile davacının maddi zararının seçenekli olarak hesaplanması suretiyle 1.seçenekte asgari ücretin 1.92 katı ücretle çalıştığının kabulü halinde 849.306,89 TL, 2.seçenekte ücretin kayıtlardaki gibi asgari ücret olarak esas alınması halinde ise 467.123,39 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilince rapora itiraz edilmediği, takip eden 11.10.2021 tarihli celsede ıslah için süre verilmesinin talep edildiği, 10.11.2021 tarihli dilekçesi ile 06.09.2021 tarihli raporun 1.seçeneği üzerinden talebin arttırıldığı, takip eden 29.12.2021 tarihli celsede talebimiz gibi karar verilsin denildiği, Mahkemece emsal ücret araştırmasının yapılması amacıyla ara karar kurularak dosyanın ek rapora gönderildiği, 28.01.2022 tarihli hesap raporunda davacının ücretinin TÜİK verileri ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı verilerinin ortalamasının alınması suretiyle asgari ücretin 1.446 katı olduğu tespiti ile ve bilinen dönemin ileriye çekilmesi suretiyle zararın 1.028.824,95 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilince 10.11.2021 tarihli dilekçe ile talep edilen miktar ile 28.01.2022 tarihli rapor arasındaki bakiye maddi tazminat talebinin birleşen dava ile istenildiği devamla celse talikleri üzerine asgari ücret dosyanın yeniden ek hesaba gönderildiği, 11.11.2022 tarihli raporda bilinen dönemin ileriye çekilmesi suretiyle seçenekli olarak zararın 1.seçenekte ücretin asgari ücret olduğunun kabulü halinde 1.006.575,98 TL, 2.seçenekte ise asgari ücretin 1.92 katı olduğunun kabulü halinde 1.697.128,20 TL hesaplandığı, davalı vekilince iş bu rapora itiraz dilekçesinin ekinde davacı ile dava dışı işveren mali mesuliyet sigontacısı arasında yapılan 10.02.2022 tarihli feragatname ve temlik anlaşması gereğince davacının 350.000,00 TL 'lik poliçe teminat limiti kadar tazminat hakkından feragat ettiğinin görüldüğü, Mahkemece ödemenin değerlendirilmesi amacıyla dosyanın yeniden hesap bilirkişisine tevdi olunduğu, 27.03.2023 tarihli hesap raporunda bilinen dönem ileriye çekilerek 2.seçenekte davacı ücretinin asgari ücretin 1.92 katı kabul edilmesi suretiyle ve yapılan ödemenin ödeme tarihi itibariyle zararı karşılama oranı bulunarak hesap tarihi itibariyle tespit olunan zarar miktarına uygulanarak 2.069.564,04 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilince raporda belirtilen bu miktar üzerinden 08.05.2023 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini arttırdığı ve Mahkemece 27.03.2023 tarihli raporun 2.seçeneğinin esas alınması suretiyle davacı lehine 2.069.564,04 TL maddi tazminata karar verildiği anlaşılmaktadır.
İş kazasına maruz kalan sigortalının veya ölümü halinde desteği altında bulunanların maddi zararılarının hesabında gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı iş yeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret göz önünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Öte yandan usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2.maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Somut olayda davacının ücret iddiası yönünden emsal ücret araştırması yapılmaksızın yanızca tanık beyanları ile yetinilerek davacı ücretinin asgari ücretin 1.92 katı olduğunun kabulü hatalı olmuştur. Davacı vekilince 06.09.2021 tarihli hesap raporuna itiraz edilmediğine ve rapor gibi karar verilmesi talep edildiğine göre davalı itirazları üzerine hazırlanan ve bilinen dönemin ileriye çekilmesi suretiyle zararın daha fazla hesaplandığı 27.03.2023 tarihli rapora itibarla hüküm tesisi davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlali neticesine yol açmakla hatalıdır. Son olarak davacı tarafça 06.09.2021 tarihli rapora itiraz edilmemekle zararın bu tarih itibariyle belirlendiği anlaşıldığından yargılama sırasında işveren mali mesuliyet sigortacısı tarafından yapılan 10.02.2022 tarihli ödemenin hesaplanan tazminattan yalnızca mahsubu gerekeceğinin gözden kaçırılması suretiyle ( zarar tespit tarihinden önce yapılan ödemeler gibi değerlendirilerek denkleştirme - ödeme tarihi itibariyle zararı karşılama oranı yöntemi uygulanarak ödemenin mahsubu uygun olmayacağından ) denkleştirme yöntemi ile mahsubu yine hatalı olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; işçinin yaşı, işi, iş yerindeki kıdemi, mesleki kıdemi belirtilmek suretiyle meslek odalarından sigortalının alabileceği ücretleri araştırmak ve bu suretle kazalının ücretini yukarıda açıklanan hususları da gözeterek tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlemek bu belirlemede davacının talebinin aşılamayacağını da gözetmek ve yeniden hesap raporu aldırmak alınacak raporda 06.09.2021 tarihli hesap raporundaki bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihlerini aynen esas almak suretiyle davacı kazalının maddi zararını belirlemek, belirlenen tazminattan sigorta şirketince yapılan ödeme tutarı olan 350.000,00 TL 'yi indirmek ve taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakkı da gözeten bir karar vermekten ibarettir.
KARAR :
Açıklanan sebeplerle,
Davalı vekilinin davacı yararına hükmolunan manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
Davalı vekilinin davacı yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.