"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/74 E., 2023/356 K.
2-... 3-...Seyahat Taşımacılık Petrol Ürün. İnş. Tur. San. ve Tic. A.Ş.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ...28. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/494 E., 2021/689 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların desteği ...in 25.8.2013 tarihli iş kazasında vefatı nedeniyle davalı şirket aleyhine ...8. İcra Müdürlüğünün 2014/3054 Esas sayılı dosyası ile maddi ve manevi tazminat talebi ile icra takibi yaptığını,davalının takibe itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptaline, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla anne için 150.000 TL,baba için 150.000 TL maddi (cenaze masrafları ve destekten yoksun kalma) ve 200.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 500.000 TL tazminatın olay tarihinden yasal faizi ile birlikte tahsili ve İİK md.72 uyarınca %40 dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; olayın iş kazası olmadığını, olayın gelişiminde hiçbir kusurlarının bulunmadığını, desteğin iş çıkışı kendi taşıma şirketleri olan...Tur Taşıma Şirketi aracına binmediğini, yolcuların taşınması için tahsis edilen ...Şirketi aracına bindiğini, kaza nedeniyle üzerlerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirdiklerini sorumluluğun sözleşme gereği ...Şirketine ait olduğunu, davacı tarafın taleplerinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile "...8.İcra Müdürlüğü'nün 2014/3054 takip sayılı dosyasında davalı borçlunun itirazının taleple bağlılık ilkesi gereğince 316.619,93 TL asıl alacak yönünden iptaline ve belirtilen tutar üzerinden icra takibinin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; kusur durumunun tespiti için alınan raporda davalının kazada %20, dava dışı şirket ve kişilerin %80 kusurlu oldukları, davacıların miras bırakanının kusurunun olmadığının açıklandığı, kusur bilirkişisinden alınan raporun gerekçeli, açıklayıcı ve olaya uygun olduğundan hükme esas kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarının dosya kapsamına uygun olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 61. maddesi kapsamında davalının eylemden dolayı dava dışı şahıslarla ve şirketlerle birlikte müteselsilen sorumlu olduğu gözetilmeden maddi tazminatın belirlenmesinin hatalı olduğu, davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf talebinin yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile yeniden esas hakkında karar verilerek; davanın kısmen kabulüne, "...8.İcra Müdürlüğü'nün 2014/3054 takip sayılı dosyasında davalı borçlunun itirazının kısmen iptali ile asıl alacak 481.139,86-TL ve işlemiş faiz 10.536,97-TL üzerinden icra takibinin kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; SGK ve ... sigorta tarafından, yaşanan kaza sonrası davacılara herhangi bir ödemede bulunulup bulunulmadığı yönünde araştırmaya gidilmesi, varsa yapılan ödemelerin hükmedilecek tazminattan indirilmesi gerektiği yönündeki talebinin dikkate alınmadığını, davacı taraf icra takibinde işleyen faiz talebine dava dilekçesinde yer vermediğinden, bu yöndeki taleplerin dikkate alınmasının hatalı olduğunu, olayın iş kazası olmadığını, ... yolcuları taşıyan servise binmişse de bu durumun olayın iş kazası sayılması için yeterli olmayacağını, ... Şirketi ile asıl alt işveren ilişkisi bulunmadığını, meydana gelen kazadan sorumlu olmadığını, ne müteveffanın içinde bulunduğu aracın işleteni ne de kazanın meydana gelmesine sebebiyet veren aracın şoförü olduğunu, yalnızca ... ...in işvereni olup, somut olayda bir iş kazasından söz edilemeyeceğinden, hiçbir sıfatla sorumluluğu bulunmadığını, müvekkili Şirket'in kusurlu olduğu varsayımında bile üçüncü kişinin ağır kusurunun illiyet bağını ortadan kaldıracağını, kazaya sebep olan dava dışı kişilerin kusurundan dolayı müteselsil sorumlu kabul edilmesinin hatalı olduğunu ,gerekçeli kararda hangi tazminat kalemi açısından hangi davacı lehine ne kadar manevi tazminata hükmedildiğinin açıkça belirtilmesi gerektiğini, hesap raporuna esas alınan ücretin doğru belirlenmediğini, manevi tazminat talebinin şartları oluşmadığını, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazası sonucu vefat eden ...in anne ve babası tarafından maddi ve manevi tazminat istemiyle davalı aleyhine yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
1.Dosya kapsamından; davacıların çocuğu ...in davalı ...Ş. firmasında yolcu hizmetleri görevlisi olarak çalıştığı, mesai sonrası işveren ile yapılan sözleşme gereği ...Seyahat Taşımacılık firması tarafından işletilen ve şoför ... sevk ve idaresindeki servise bindiği, plakası ve sürücüsü bilinmeyen bir aracın servisin önüne kırması sonucu meydana gelen trafik kazasında araçta yolcu olarak bulunan davacıların oğlunun vefat ettiği, davacılar vekilince ...8. Dairesi 2014/3054 Esas sayılı icra dosyasından gönderilen 500.000 TL asıl alacak (Maddi-Manevi Tazminat) ve 18.739,73 TL asıl alacak faizi (25.8.2013-24.1.2014) toplam 518.739,73 TL takip tarihinden itibaren yasal faizi, icra masrafları ,vekalet ücreti ve asıl alacağa işleyecek yasal faiz ile tahsiline ilişkin ödeme emrinin davalıya 18.2.2014 tarihinde tebliğ edildiği, davalının itirazı ile takibin durduğu, itirazın iptali istemi ile iş bu davanın süresinde açıldığı, Mahkemece hükme esas alınan kusur raporunda davalı ... Taş. A.Ş.'nin asıl işveren sıfatıyla %20, dava dışı ...Sey.Taş...A.Ş.'nin alt işveren sıfatıyla %30 (bu oranın %10'luk kısmı dava dışı sürücü ...’e ait olduğu), kimliği tespit edilemeyen sürücünün %50 kusurlu olduğu, ölenin kusuru olmadığı, olayda başka kimsenin kusuru olmadığı kanaatinin bildirildiği anlaşılmaktadır.
2.Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir.” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK)'ya da geçmişe etkili yeni bir Kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.( HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.19 59... /5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2021 tarih ve 2018/10(21)-94 E. - 2021/111 K. sayılı ilamında da açıkça belirtildiği gibi "Bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile diğer (bilirkişi raporuna itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar. Yani, bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır ve ikinci bilirkişi raporu birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla diğer taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753)"
Somut olayda; her ne kadar davacı anne ve babaya iş kazası nedeniyle gelir bağlanmayacağı SGK tarafından bildirilmiş ise de, davalının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemede; 14.5.2019 tarihli kök hesap raporunda hesaplamaya esas ücretin asgari ücretin 2.43 katı olarak belirlendiği ve işlemiş ( bilinen) dönem sonunun 25.8.2020 olarak kabul edildiği, maddi zararın davacı ... için 100.668,04 TL, davacı ... Demirel için 156.765,38 TL olarak belirlendiği, anılan raporun 27.5.2019 tarihinde davacı vekiline tebliğ edildiği, davacı vekilinin bilirkişi raporuna itiraz etmediği, ayrıca davacı vekilinin 7.1.2020 tarihli celsede" davamız subuta ermiştir, rapor doğrultusunda maddi tazminata hükmedilmesini talep ediyoruz" şeklinde beyanda bulunduğu , hesap raporuna itiraz edilmemiş olması nedeniyle davalı lehine usuli kazanılmış hak doğduğu anlaşılmış olup, Mahkemece davalıların itirazı üzerine daha sonra alınan hesap raporları ile bilinen dönem sonu ileri çekilerek ve taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hak oluşturan ücret katı aşılmak suretiyle belirlenen maddi tazminat tutarlarına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.
3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55. maddesinde, “ Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.”hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, dava dışı sigorta şirketi tarafından davacılara 07.07.20 14... .12.2020 tarihlerinde yapılan ödemenin işveren yerine ve onun sorumlu olduğu maddi zararın ifasına yönelik yapılıp yapılmadığı konusunun öncelikle açıklığa kavuşturulması gerekir.
Mahkemece öncelikle düzenlenen poliçenin dosyaya celbinin sağlanması, giderek bu tür poliçe nedeniyle sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin ifaya yönelik olup olmadığının tartışılması ve yukarıda bahsedilen açıklamalar ışığında oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları ile dikkate alınarak Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.