"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/95 E., 2022/30 K.
Mahkeme kararı, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalılardan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Halk Eğitim Merkezi Müdürlüklerinde halı usta öğreticisi olarak 2000 tarihinden bu yana çalıştığı, çalıştığı dönemde aylık ücret almasına ve tam gün çalışmasına rağmen çalışmalarının SGK kayıtlarına eksik yansıtıldığı, sigortalı çalışmalarının aylık 30 gün şeklinde Kuruma bildirilmesinin yaptığı iş ve çalışma şekli açısından yasal bir zorunluluk iken buna uyulmadığı iddiasıyla davacının davalılardan ...'na bağlı Halk Eğitim Merkezi Müdürlüklerinde çalıştığı dönemlerdeki çalışmalarının tam aylar için 30 gün, ayı tamamlayan çalışmalarının ise bittiği döneme kadar kesintisiz sürdüğünün tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının Halk Eğitim Merkezinde usta öğretici sıfatıyla 6 57... . maddesi kapsamında geçici personel statüsünde çalıştırıldığı, Milli Eğitim Temel Kanunu 47, Uzman ve Usta Öğreticiler Hakkında Yönetmelik 5. madde ve 8. maddeye göre çalışma esasları ve ücretlerinin düzenlenip ödendiği, davacının hizmetlerinin buna göre bildirildiği, tespiti istenen hizmetin 5 yıllık hak düşürücü sürenin kapsamına girdiği, yapılan işlemlerde hukuka aykırılık olmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; 5 yıllık hak düşürücü süre yönünden davanın reddedilmesi gerektiği, yaptığı çalışmaların düzenli bir şekilde Kuruma bildirildiği, davacının çalışmalarının 657 SK'un 89. maddesi, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 47. maddesi, mülga 1475 sayılı Kanun'un 61. maddesi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 63. maddesi ve 5510 sayılı Yasa'nın 4 ve 80. maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, usta öğreticilerin 4857 sayılı Kanun'a tabi oldukları dikkate alınarak part-time suretiyle çalışan bu kimseler hakkında bir günlük çalışma karşılığının 7,5 saat kabul edilip işlem yapıldığı, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Halk Eğitim Merkezlerinde usta öğretici olarak part-time çalışan sigortalıların tam gün esası ve aylık karşılığı olmayan çalışmalarının, günlük çalışma saatine göre ve kısmi zamanlı çalışma olması nedeniyle tam gün karşılığı olarak değerlendirilmesine imkân bulunmadığı, davacının talebinin Kurum kayıtlarıyla çeliştiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.MAHKEME İLK KARARI
Mahkeme tarafından 18.01.2012 tarihli ve 2010/501 Esas, 2012/8 Karar sayılı kararla davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Mahkemenin 18.01.2012 tarihli ve 2010/501 Esas, 2012/8 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuş ve Yargıtay 21. (kapatılan) Hukuk Dairesince 17.06.2013 tarihli ve 2012/7427 Esas, 2013/12677 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:
"...Davanın 5510 sayılı Yasa'nın 4/I-a bendi kapsamındaki sigortalılara ilişkin olduğu, geçiş hükümlerini içeren aynı yasa'nın Geçici 7. maddesi hükmünde 'Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanun'un geçici 20. maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler' hükmü gözetildiğinde, eldeki somut uyuşmazlığın dayandığı mevzuat hükümlerinin 506 sayılı Yasanın 79. maddesi ile 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununun 47. maddesidir. Milli Eğitim Temel Kanununun 47. maddesi hükmüne göre, örgün ve yaygın eğitim kurumlarında ve hizmetiçi yetiştirme kurs, seminer ve konferanslarında uzman ve usta öğreticiler de geçici veya sürekli olarak görevlendirilebilir. Öğretim tür ve seviyelerine göre uzman ve usta öğreticilerin seçimlerinde aranacak şartlar, görev ve yetkileri, yönetmeliklerle tespit edilir. Bu yasal düzenleme uyarınca çıkarılan Yönetmeliğin 5. maddesi, 'Uzman ve usta öğreticiler aşağıdaki şekillerde görevlendirilirler.
1-Geçici personel olarak: Geçici personel olarak görevlendirilecek uzman ve usta öğreticiler ile yapılacak sözleşme esasları 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 15.05.1975 gün ve 1897 sayılı Kanunun 1. maddesi ile değiştirilen 4. maddesine göre Bakanlıkça hazırlanır.
2-Ek ders görevi verilmek yoluyla: 4. maddede belirtilen esaslara göre ek ders görevi verilmesi yoluyla görevlendirilecek uzman ve usta öğreticilere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 89. maddesi uyarınca 02.12.1998 tarihli ve 98/12120 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan ... Öğretmen ve Yöneticilerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Esaslarda belirtilen miktarda ek ders görevi verilebilir.' ; aynı Yönetmeliğin 8. maddesi, 'geçici sözleşmeli olarak görevlendirilen uzman ve usta öğreticilerin haftalık çalışma süresi 40 saattir'; aynı yönetmeliğin 9. maddesi ise, 'uzman ve usta öğreticilerin günlük çalışma süresi en fazla 8 saattir. Kurum müdürü, cumartesi, pazar günleri de dahil olmak üzere, uzman ve usta öğreticilere günün 08.00-23.00 saatleri arasında görev verebilir.' hükümlerini içermektedir.
Davacının, çalışma esasları ile çalışması sırasında tabi olacağı statü yukarıda sıralanan mevzuat çerçevesinde ayrıntılı bir düzenlemeye tabi tutulmuş olup, anılan düzenlemelere egemen ilkeler ve 4857 sayılı İş Kanununun 13. maddesinde yer alan “işçinin normal haftalık çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumunda sözleşme kısmi süreli iş sözleşmesidir.” hükmü de gözetildiğinde, çalışma ilişkisinde, “tam süreli iş sözleşmesi” olarak nitelenmeye olanak verecek bir bağımlılık ilişkisinin bulunmadığı, usta öğreticilerin öngörülen ve önceden belirlenen süre dahilinde bir çalışma yükümlülüğünü kabullendikleri ve ders saati karşılığında da ücrete hak kazandıklarını göstermektedir.
Bu konuda ortaya çıkan uyuşmazlık sonucu Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca verilen 17.09.20 08... /10-5 55... /530 sayılı kararda da, 'dinlenen tanıkların da aynı davacı gibi başka köylerde usta öğretici olarak çalışan kişiler olduğu, resmi belgeler ve davacının imzasını taşıyan belgelerle çelişkili tanık beyanlarına itibar edilemeyeceği anlaşıldığından; tam gün esası ve aylık karşılığı olmayan çalışmaların, günlük çalışma saatine göre ve kısmi zamanlı çalışma olması nedeniyle bu çerçevede değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmek gerektiği' belirtilmiş olup, bu şekildeki bir çalışma ilişkisinde, tam süreli çalışmaya ilişkin hakların doğduğunu kabule olanak yok ise de, yasa ve sözleşmelerde belirtilen sınırlamalara aykırı, tam süreli hizmet sözleşmesinin unsurlarının gerçekleştiği bir çalışma durumunun, eylemli olarak oluştuğunun iddia edilip kanıtlanması olanak dahilinde bulunmaktadır. Ancak, bu yöndeki iddia, hizmet tespiti davalarının kamu düzenine ilişkin niteliği gözetilerek kanıtlanmalı; işverenin resmi kurum niteliği, ücret ödemelerinin kayıtlara dayalı olma gerekleri dikkate alınarak; Kurum kayıtlarına yansıyan bilgilerin aksinin kanıtlanmasına yönelik kanıtların hüküm kurmaya elverişli olup olmadığı, sosyal güvenlik hakkının yaşama geçirilmesine yönelik davanın özelliklerinin gerektirdiği duyarlılık uyarınca denetlenmelidir.
Öte yandan, davacının çalışmalarının geçtiğini ileri sürdüğü işyeri bir kamu kuruluşuna aittir. Kamu kuruluşlarında çalışanların kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılması asıldır.Nitekim, davacıya ait çalışmaların resmi kayıtlara intikal ettirildiği de tartışmasızdır. Mahkemece, davacının kayıtlarda gözükmeyen çalışmaların hangi nedenle bildirim dışı kaldığı gereğince ve yeterince araştırma konusu yapılmamıştır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, ...'na bağlı Halk Eğitim Merkezlerinde usta öğretici olarak görev yapan davacının sigortalı çalışmalarının işe giriş bildirgelerine uygun olarak Kuruma kesintili ve kısmi süreli olarak bildirildiği, tanıkların beyanlarında davacının günlük 6 saat üzerinden çalışması bulunduğunu beyan etmelerine karşın ders saati karşılığında ücrete hak kazanan davacının hangi nedenlerle tam gün çalıştığını açıklamadıkları, ders programları ile devam-devamsızlık ve puantaj kayıtlarının ve ücret, prim bordrolarının, puantaj kayıtlarının getirtilmediği, davacı ile birlikte çalışan müdür, müdür yardımcısı, şef ve öğretmenlerin dinlenmediği, davacının kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenle bildirim dışı kaldığının yeterince araştırılmadığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacının davalı işyerinde hizmet akdine bağlı olarak çalıştığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır Uyuşmazlık, davacının çalışmalarının kısmi süreli ya da tam süreli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 13.maddesine göre işçinin normal haftalık çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumunda sözleşme kısmi süreli iş sözleşmesidir. Emsal işçi, işyerinde aynı veya benzeri işte tam süreli çalıştırılan işçidir. Yukarıda anılan yasa hükümleri doğrultusunda, usta öğreticilerin ders saati karşılığında ücrete hak kazanmaları esas olduğundan kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalıştıkları kabul edilmelidir. Ancak, davacının ders saatleri dışında kurumun kendisine verdiği görev ya da işin niteliği gereği çalışmasını sürdürdüğü hallerde günlük mesaisinin tamamını bu işe ayırdığı ve aynı işyerinde tam gün süreli çalışan emsal çalışanlarla aynı işi yaptığı belirlendiği takdirde davacının tam süreli çalıştığı kabul edilebilir ise de mahkemenin yeterli ve gerekli bir araştırmayla davacının çalışmasının kısmi süreli ya da tam süreli olup olmadığını aydınlığa kavuşturmadan yazılı şekilde karar vermesi yerinde değildir.
Yapılacak iş, davacının günlük mesaisinin tamamını bu işe ayırıp ayırmadığının ve aynı işyerinde tam gün süreli çalışan emsal çalışanlarla aynı işi yapıp yapmadığının ya da tam gün süreli çalışan emsal çalışanlara göre önemli ölçüde daha az çalışıp çalışmadığının belirlemek için davalı işyerinden ücret bordrolarının, puantaj kayıtlarının, görevlendirme çizelgelerinin davacı adına düzenlenen ders programları, devam-devamsızlık çizelgesi ve kursa geliş ayrılış saatlerini gösterir belgelerin de getirtilerek, davacı ile birlikte çalışan müdür, müdür yardımcısı, öğretmen ve usta öğreticileri dinlemek, davacının kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenle bildirim dışı kaldığını araştırmak, dosyada bulunan diğer belgelerle birlikte değerlendirilmek suretiyle, okula geliş ve ayrılış saatleri de göz önüne alınarak, davacının günlük girilen ders saati itibariyle mesaisini tam gün olarak davalı işveren nezdinde geçirip geçirmediği, diğer bir anlatımla, bir günlük çalışma mesaisinin tümünü davalı işyerine hasredip etmediği saptanmalı, daha az saat derse girilen günlerde tam gün mesaisinin davalı işveren nezdinde geçtiği kabul edilemeyeceğine göre, 7,5 saatlik çalışmanın 1 gün kabul edilmek suretiyle hesap yapılması gerekirken, mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın, yanlış değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..."
2.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak 11.07.2018 tarihli ve 2017/86 Esas, 2018/392 Karar sayılı kararla davanın kabulüne karar verilmiştir.
3.Mahkemenin 11.07.2018 tarihli ve 2017/86 Esas, 2018/392 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 22.02.2021 tarihli ve 2020/5695 Esas, 2021/1925 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur.
"...Mahkemenin 18/01/2012 tarih ve 2010/501- 2012/8 sayılı ilamı ' ...davacının günlük mesaisinin tamamını bu işe ayırıp ayırmadığının ve aynı işyerinde tam gün süreli çalışan emsal çalışanlarla aynı işi yapıp yapmadığının ya da tam gün süreli çalışan emsal çalışanlara göre önemli ölçüde daha az çalışıp çalışmadığının belirlemek için davalı işyerinden ücret bordrolarının, puantaj kayıtlarının, görevlendirme çizelgelerinin davacı adına düzenlenen ders programları, devam - devamsızlık çizelgesi ve kursa geliş ayrılış saatlerini gösterir belgelerin de getirtilerek, davacı ile birlikte çalışan müdür, müdür yardımcısı, öğretmen ve usta öğreticileri dinlemek, davacının kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenle bildirim dışı kaldığını araştırmak, dosyada bulunan diğer belgelerle birlikte değerlendirilmek suretiyle, okula geliş ve ayrılış saatleri de göz önüne alınarak, davacının günlük girilen ders saati itibariyle mesaisini tam gün olarak davalı işveren nezdinde geçirip geçirmediği, diğer bir anlatımla, bir günlük çalışma mesaisinin tümünü davalı işyerine hasredip etmediği saptanmalı, daha az saat derse girilen günlerde tam gün mesaisinin davalı işveren nezdinde geçtiği kabul edilemeyeceğine göre, 7,5 saatlik çalışmanın 1 gün kabul edilmek suretiyle hesap yapılması gerektiği' gerekçesi ile Yargıtay 21.Hukuk Dairesi'nin (Kapatılan) 17/06/2013 tarih, 2012/7427 E. ve 2013/12677 K. sayılı ilamı ile bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davacının Halk Eğitim Merkezlerindeki çalışmasının ayda 30 gün üzerinden, tam zamanlı olarak bildirilmesi gerektiği kanaatiyle davanın kabulüne, karar verilmiştir.
Somut olayda, bozma ilamında 7,5 saatlik çalışma süresinin 1 gün kabul edilmek suretiyle eksik gün hizmet sürelerinin hesaplanması gerektiği açıkça belirtildiği halde mahkemece hatalı değerlendirme neticesi hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Buna göre mahkemece, bozmaya uyulduğu halde, bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. 09/05/1960 gün ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bozma kararına uyan mahkeme artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Öte yandan, davacının 25.03.2002 - 31.05.20 04... .02.2005 - 11.05.2010 tarihleri arasında bildirimleri bulunan ...sicil sayılı işyerinin hangi kurum adına tescilli olduğu tespit edilmeden, bu işyerinden dava konusu dönemlere ilişkin ders ve yoklama defterleri, devam - devamsızlık çizelgeleri, ücret bordroları getirtilmeden sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Bu nedenle; dava konusu dönemlere ilişkin ders ve yoklama defterleri, puantaj kayıtları, ücret bordroları getirtilmeli, bu tür belgelerde noksanlık varsa bunun nedeni araştırılmalı, hüküm altına alınan süreler yönünden davacının resmi belgelerde belirtilen ders saatlerinden sonra kursta kalmasının haklı bir gerekçesinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı, resmi kayıtların aksinin tanık delili ile kanıtlanamayacağı göz önünde bulundurulmalı, dosyada yer alan puantaj kayıtları ve ücret belgeleri de dikkate alınarak 7,5 saatlik çalışma 1 gün kabul edilmek suretiyle bilirkişi tarafından hesaplama yapılarak buna göre davacının Kuruma eksik bildirilen hizmeti olup olmadığı tespit edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir..."
4.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile davacının ... sicil numaralı ... Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünde 02.10.2000 - 2000/3 tarihleri arasında 50 gün, 2001/1 döneminde 34 gün olmak üzere toplam 84 gün çalıştığı, bu sürelerin 83 gününün Kuruma bildirildiği, 2001/1 dönemi Şubat ayında 1 günlük hizmetinin ise Kuruma bildirilmediği, bu sürenin bildirilmesi gerektiğinin, davacının ...sicil numaralı ... İlçe Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünde 25.03.2002 - 31.05.2004 tarihleri arasında 452 gün ve 07.02.2005 - 11.05.2010 tarihleri arasında 1475 gün olmak üzere toplam 1927 gün hizmet akdi ile çalıştığı, bu sürelerin 1926 gününün Kuruma bildirildiği, 2008 Şubat ayında 1 günlük hizmetinin ise Kuruma bildirilmediği, bu sürenin bildirilmesi gerektiğinin tespiti ile fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma gereklerine uyulmadığı, yeterli araştırma yapılmadığı, bilirkişi raporunun ve tanık beyanlarının yetersiz olduğu, davacının çalışmasına ilişkin Kurum kayıtları bulunmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Davalı ... temyiz dilekçesinde özetle; sadece tanık beyanları ile karar verilmesinin yerinde olmadığı, eksik inceleme ile karar verildiği, yargılama giderinden sorumlu olmamaları gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz kapsam ve nedenlerine göre, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
20.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.