Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

10. Hukuk Dairesi

Dosya2024/14522 E. 2026/143 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/947 E., 2024/2136 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 16. İş Mahkemesi

SAYISI : 2019/355 E., 2023/31 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı şirkette 1993 yılında işe başladığı, 2009 yılı son aylarında işten çıkarıldığı, bu süre zarfında davalı şirketin Suudi Arabistan Ülkesi, Cidde ve Riyad şehirlerinde bulunan çeşitli kentlerinde ağır vasıta şoförü ve satın alma memuru olarak çalıştığı, bu tarihler arasında davalı şirkette çalışmış olmasına rağmen, sadece 7 aylık hizmetine esas primlerinin yatırıldığı iddiasıyla davacının 1993 - 2009 davalı işveren nezdinde hizmet akdine tabi sigortalı çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II.CEVAP

1.Fer'i Müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurumun yaptığı işlemin doğru olduğu, herhangi bir eksiklik bulunmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; tespit istediği çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçirildiği, Ankara 39. İş Mahkemesinde 2016 yılında açtığı işçilik alacakları davasında 29.09.1993 tarihinde Yüksel İnşaatta işe girerek 26.06.2009 tarihinde çıkarıldığını iddia ettiği, ancak davayı takip etmemesi nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verildiği, davacının hizmet tespitine konu hizmeti yabancı ülke hizmeti olup Suudi Arabistan Krallığı ile Türkiye Cumhuriyeti arasında ikili sosyal güvenlik anlaşması bulunmadığı, bir çalışması var ise yurtdışı hizmetlerine borçlanarak ödemesi gerektiği, ikili sosyal güvenlik anlaşması yoksa sigortalılık durumuna 5510 sayılı Kanun'un 5/g maddesinin açıklık getirdiği, 5/g kapsamında bir hizmeti varsa bu kapsamda prim yatırılıp işlem yapılması gerektiği, bunun da yapıldığı, hizmetlerinin SGK'ya bildirildiği kadar olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI

İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; davanın yurtdışı hizmet tespitine ilişkin olduğu, davacının uyuşmazlık dönemi olan 17.11.1997 - 10.12.1997 tarihleri arasında dava dışı bir işyerinden tüm sigorta kolları kapsamında sigortalılık bildirimi bulunduğu, davalı işyerinden ise 24.04.2007 - 30.09.2008 tarihleri arasında Topluluk Sigortası kapsamında 01.10.2008 - 20.09.2009 tarihleri arasında Türk İşverenler tarafından sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelere götürülerek çalıştırılan Türk İşçileri kapsamında bildirimleri bulunduğu, Türkiye ile Suudi Arabistan arasında sosyal güvenlik sözleşmesi bulunmadığı, davacının uyuşmazlık döneminde olmak üzere (17.11.1997 - 10.12.1997) tarihleri arasında dava dışı bir işyerinden (tüm sigorta kolları kapsamında) sigortalılık bildirimleri bulunması, aynı anda iki işyerinde de çalışıldığı iddiası bulunmaması karşısında, 16.11.1997 öncesi çalışma iddiasının hak düşürücü süreye uğradığı, davacının, davalı işyerinden (24.04.2007 - 30.09.2008) arası Topluluk Sigortası kapsamında (MYO) sigortalılık bildirimi yapıldığı, davalı şirket ile Kurum arasında yapılmış olan bildirim öncesine dair (daha önceki) tarihlere ilişkin topluluk sözleşmesi bulunmadığı, bu nedenle 30.09.2008 öncesi talebin yerinde olmadığı, 01.10.2008 tarihinden itibaren yürürlükte bulunan 5510 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi gereğince ülkemiz ile sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlerce yurt dışındaki işyerlerinde çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçiler hakkında kısa vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulandığı, bu sigortalıların 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayıldığı, işverenlerin yurt dışında çalıştırmak istedikleri işçilerine ait işlemlerini İş-Kur aracılığı ile yaptırmaları ve işçileri ile aralarında imzaladıkları örneği İş-Kur tarafından hazırlanan iş sözleşmelerini Kuruma onaylatmaları gerektiği, davacının, 01.10.2008 - 20.06.2009 tarihleri arasında 5/g kapsamında kısa vadeli sigorta kollarından bildirim yapılmış olması tanımlanan mevzuata uygun olup bu dönem yönünde de uzun vadeli sigorta kolları kapsamında bulunduğunun tespitinin mümkün olmadığı, dosyada yer verilen Cidde Başkonsolosluğunun 20.06.2009 tarihli Hizmet Belgesinde; ...'ın Suudi Arabistan'da 28.09.1993 - 20.06.2009 tarihleri arasında Suudi işverenler nezdinde çalıştığının ifade edilmiş olması ve diğer çalışma belgelerinin yurtdışında kurulmuş işyeri bilgileri içermesi karşısında, taraflar arasında geçici görev ile yurtdışında çalıştırılma olgusunun da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ

A.Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava ve istinaf dilekçelerini tekrar ederek davanın yasal dayanağının hatalı belirlendiği, davacının sigortasız çalıştığının sabit olduğu, eksik inceleme ve hatalı bilirkişi raporu ile karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§