Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

10. Hukuk Dairesi

Dosya2024/13317 E. 2026/635 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI : 2023/137 E., 2024/234 K.

İlk Derece Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının yurt dışında geçirdiği süreleri borçlandığı, Kuruma aylık için başvurduğu, aylığın bağlandığı, borçlanma için 129.804,50 TL ödediği, bağlanan aylığın ödeme ile orantılı olmadığı, düşük hesaplandığı, hem ödediği prim miktarı hem de hizmet süresi bakımından hata olduğu iddiasıyla aylığın yeniden hesaplanması suret ile miktarının tespit edilmesi, buna göre farkların en baştan itibaren yasal faizle birlikte hesaplanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II.CEVAP

Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı emekli aylığının düşük bağlandığı iddiası ile huzurdaki davayı ikame etmiş ise de, Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III.İLK DERECE MAHKEMESİ İLK KARARI

İlk Derece Mahkemesi tarafından 23.01.2019 tarihli ve 2017/213 Esas, 2019/16 Karar sayılı kararla davacının davasının kabulü ile davacıya 69 gün SSK (4/1- a) ve 3818 günlük yurt dışı hizmet borçlanması için prime esas kazancın borçlanılan sigortalılık süresine ait yıllara mal edilme esas oranı 2.711, 2312 günlük yurt dışı hizmet borçlanması için ise bu oranın 1 olarak kabul edilmek sureti ile 01.02.2014'den itibaren bağlanan aylık miktarının 1.491,95 TL, ek ödemesinin 59,68 TL olması gerektiğinin ve sonraki aylık hesabının da 20 14... , 4, 5, 6. aylar için ayrı ayrı 1.491,95'er TL aylık ve 59.68'er TL ek ödeme, 20 14... , 8, 9, 10, 11, 12. aylar için aylık miktarının 1.576,99'ar TL, ek ödeme miktarının 63,08'er TL, 2015 yılının ilk 6 ayı için aylık maaşın 1.613,73'er TL, ek ödemenin 64,55'er TL, 20 15... , 8, 9,10, 11, 12. ayları için aylık maaşın 1.690,55'er TL, ek ödemenin 67,62 şer TL, 2016 yılı ilk 6 ayı için aylık maaşın 1.855,81'er TL, ek ödemenin 74,23'er TL, 2016 yılının 7, 8, 9, 10, 11, 12. ayları için aylık maaşın 1.923,17 şer TL, ek ödemenin 76,93'er TL, 2017 yılının ilk 6 ayı için aylık maaşın 2.014,14'er TL, ek ödemenin 80,57 TL, 2017 yılının temmuz ayı maaşının ise 2.132,77 TL, ek ödemenin ise 85,31 TL olması gerektiğinin tespitine, her bir fark alacağının (daha önce Kurumca bağlanan aylık sebebi ile yapılan ödemeler düşülerek) tahakkuk tarihinden itibaren yasal faizle birlikte davalı tarafından davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin 23.01.2019 tarihli ve 2017/213 Esas, 2019/16 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 17.03.2020 tarihli ve 2019/656 Esas, 2020/464 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

1. Bölge Adliye Mahkemesinin 17.03.2020 tarihli ve 2019/656 Esas, 2020/464 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 18.10.2022 tarihli ve 2021/12022 Esas, 2022/12656 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:

"...3201 sayılı Kanun kapsamında yurt dışındaki çalışmalarını borçlanarak yaşlılık aylığı tahsisi talebinde bulunan davacı yönünden, anılan Kanunda yaşlılık aylığının hesaplanması yöntemi ile ilgili bir düzenleme bulunmaması nedeniyle, yaşlılık aylığının hesaplanması, borçlanılan Kurum sigortalıları için geçerli olan hükümlere tabi olup bu haliyle tahsis talep tarihi itibariyle, davanın yasal dayanağı, öngörülen istisnaları dışında 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa'nın geçici 2. maddesi ve bu maddenin yollaması ile anılan Yasa'nın 29... sayılı Yasa'nın 61 ve geçici 82. maddeleri ile 3201 sayılı Yasanın 5. maddesidir.

3201 sayılı Yasanın, 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Yasanın 79. maddesi ile değişik 'Süre tespiti ve sigortalılığın başlangıcı' başlıklı 5. maddesinde: 'Yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin tespitinde, bunu belirten ve istek sahibinin ibraz edeceği ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır, bu tespitte 1 yıl 360 gün, 1 ay 30 gün hesaplanır.

Sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların, borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları ile ilgili hizmetlerine katılır. Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür.

Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmeti bulunmayan istek sahiplerinin sigortalılıklarının başlangıç tarihi, borçlarını tamamen ödedikleri tarihten borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülen tarihtir…' hükmünü içermekte olup; yasanın anılan açık hükmü karşısında, 3201 sayılı Yasa kapsamında yapılan yurtdışı hizmet borçlanmalarında esas alınan yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin, yasanın 5. madde hükmü uyarınca, ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere belirlenmesi; giderek, belirlenen ve borçlanılan bu süreler üzerinden yaşlılık aylığı bağlanması gerekecektir.

Eldeki davada ise, açıklanan 5. madde gereğince borçlanılan sürelerin ileriye doğru mal edilmesine imkân bulunmadığının dikkate alınması ve bu kapsamda irdeleme yapılarak aldırılacak rapordan sonra uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

Diğer taraftan 506 sayılı Yasa'nın 61. maddesine göre, yaşlılık aylıklarının hesabında 31.12.1999 tarihine kadar katsayı esasına dayalı gösterge sistemi uygulanmakta iken, 4447 sayılı Yasa ile anılan maddede değişiklik yapılması sonucu, 01.01.2000 tarihinden itibaren katsayı esasına dayalı gösterge sistemi yürürlükten kaldırılmış, sigortalının her takvim yılına ait prime esas kazancı, kazancın ait olduğu takvim yılından itibaren aylık talep tarihine kadar geçen takvim yılları için, her yılın Aralık ayına göre Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki artış oranı ve gayrisafi yurt içi hâsıla sabit fiyatlarla gelişme hızı kadar ayrı ayrı artırılarak bulunan yıllık kazançlar toplamının, toplam prim ödeme gün sayısına bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama günlük kazancın 360 katı, aylığın hesaplanmasına esas ortalama yıllık kazancı oluşturması esası getirilmiştir. Ancak bu sistem, 01.01.2000 tarihinden sonra sigortalı olarak çalışmaya başlayıp, emekli olanlara uygulanacağından, 506 sayılı Yasa'ya 4447 sayılı Yasa'nın 17. maddesi ile eklenen geçici 82. maddesi ile, 01.01.2000 tarihinden önce çalışmaya başlayıp, bu tarih sonrası da çalışmaya devam edenler için, eski ve yeni sistemin birleşiminden oluşan karma sisteme göre aylık bağlanacağı hükme bağlanmıştır.

506 sayılı Yasa'nın Geçici 82/a bendi, 'a) Sigortalının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar prim ödeme sürelerine ait aylığı aşağıdaki şekilde belirlenir.

Sigortalının aylık talep tarihine kadarki toplam prim ödeme gün sayısı üzerinden, bu Kanunun yürürlük tarihi itibariyle ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki hükümlere göre hesaplanacak aylığının sigortalının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadarki prim ödeme gün sayısı ile orantılı bölümü, bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren aylık başlangıç tarihine kadar geçen takvim yılları için, her yılın Aralık ayına göre Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki artış oranı ve gayrisafi yurt içi hasıla sabit fiyatlarla gelişme hızı kadar ayrı ayrı artırılarak hesaplanır.

Hesaplanan yaşlılık aylığı, aylık bağlanması için yazılı başvurunun yapıldığı yılın Ocak ayı ile aylığın başladığı takvim yılının başlangıç tarihi arasında geçen her ay için Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki artış oranları kadar artırılır.' hükmünü getirmiş, 4447 sayılı Yasa ile mülga 506 sayılı Yasa'nın 2422 sayılı Yasa'nın 7. maddesi ile değişik 61. maddesinin birinci fıkrasının A bendinin a alt bendinde 5000 günden fazla primi ödenen her 240 gün için %60 oranına ilave olarak 1’er puan arttırılarak yaşlılık, malûllük ve ölüm aylığı oranının tespit edileceği hüküm altına alınmış, ek 20. maddede de 'Bu Kanuna göre gelir ve aylıkların hesaplanmasında katsayı esasına dayalı gösterge sistemi uygulanır.

Göstergeler, derece ve kademeler halinde, gösterge ve üst gösterge tablolarında belirtilir.

506 sayılı Kanuna göre bağlanan gelir ve aylıkların hesaplanmasında 657 sayılı Kanuna tabi Devlet memurlarının aylıklarına uygulanan katsayı uygulanır.

Bu Kanun gereğince alınacak prim ve verilecek ödenekler ile bağlanacak gelir ve aylıkların hesaplanmasına esas gösterge ve üst gösterge tabloları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca tesbit edilir.' hükmüne yer verilmiştir.

Bu çerçevede, 01.01.2000 öncesi ve sonrasında fiili çalışmaları bulunan sigortalı yönünden aylık hesabı yapılırken öncelikle, yurtdışı hizmet borçlanması yapmak suretiyle kazanılan hizmetlerde prime esas kazançların belirlenmesi için, 'borçlanılan döviz kuru x günlük borçlanılan döviz miktarı x 100: 20... ' formülü ile borçlanma karşılığı elde edilen prime esas kazanç belirlenerek, en son borçlanma tutarının ödendiği tarihteki prime esas asgari kazanca oranlanarak, söz konusu oran borçlanma tahakkukuna göre belirlenen dönemin asgari prime esas kazancı ile çarpılarak bulunan tutar, ilgili ayın prime esas kazancı kabul edilecektir. Ancak hesaplanan prime esas kazanç hiçbir suretle o ayın prime esas asgari kazancının altına inmeyeceği gibi azami kazancını da geçemeyecektir.

Bu çerçevede prime esas kazançlar belirlendikten sonra 2000 yılı öncesi aylığı için, 2000 yılından önceki primi ödenmiş son 10 yıllık kazancı alınarak bu yılların ortalama kazancının karşılığının üst gösterge tablosunda 2000 ve daha sonraki yıllarda tahsis talebinde bulunan sigortalılar ve özel sektör için hazırlanan üst gösterge tespit tablosunda ortalama yıllık kazanca eşit ya da en yakın sayının karşılığı belirlenecek, 10 yıla bölünerek bulunan ortalama kazancın karşılığının üst gösterge tablosunda bulunmaması halinde bu defa sigortalının 2000 yılından önceki 5 yıllık kazancı alınarak özel sektör için hazırlanan 2000 yılı gösterge tespit tablosundan gösterge tespiti yapılacaktır. Sonrasında bulunan gösterge x katsayı x aylık bağlama oranı formülü ile 2000 yılı öncesi aylığı belirlenerek, 506 sayılı Yasa'nın 4447 sayılı Yasa ile değiştirilmeden önceki 96. maddesinin, 'Bu Kanuna göre Malüllük ve Yaşlılık sigortalarından bağlanacak aylıklar ile ölüm sigortasından hak sahibi kimselere bağlanacak aylıkların hesabına esas tutulan aylığın alt sınırı, gösterge tablosundaki en düşük göstergenin katsayı ile çarpımının %70'den az olamaz' hükmü gereği, alt sınır aylığının: 94 75... x %70 = 79.590.000 TL (yeni 79,59 TL) olduğu gözetilerek, bulunan aylık miktarı 79,59 TL'den az ise öncelikle bu miktara yükseltilecek ve 2000 öncesi hizmetine oranlanarak kısmi yaşlılık aylığı belirlenerek, Türkiye İstatistik Kurumundan, celp edilecek tüketici fiyat endeksi artış oranı ile gelişme hızı oranları (ait oldukları yıllarda geçerli olan yönteme göre hesaplanan ve ait oldukları yılların akabinde yayınlanan) nazara alınarak, bulunan aylık 1999/Aralık ayı TÜFE ve Gelişme Hızı ile 2000 yılına taşınacak ve tahsis talep tarihinin Ocak ayına kadar her yıl TÜFE ve Gelişme Hızı ile çarpılmak suretiyle güncellenecektir. Yine 1999 Aralık ayında hesaplanan tam aylığı da Ocak ayına kadar TÜFE ile güncellenecektir.

Davacının 01.01.2000 sonrası hizmeti ise 506 sayılı Yasa'nın Geçici 82. maddesinin (b) bendine göre hesap edilir. Anılan bentte, 'b) Sigortalının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki prim ödeme sürelerine ait aylığı ise, sigortalının aylık talep tarihine kadar toplam prim ödeme gün sayısı üzerinden bu Kanunun 61'inci maddesi hükümlerine göre hesaplanacak aylığının, bu Kanunun yürürlük tarihinden sonraki prim ödeme gün sayısına orantılı bölümü kadardır.' hükmü getirilmiştir.

4447 sayılı Yasa ile değişik 506 sayılı Yasa'nın 61. maddesi hükmüne göre, yukarıda açıklanan esaslar çerçevesinde 2000 ve sonrası her takvim yılına ait prime esas kazancı, tahsis talep tarihine kadar TÜFE ve Gelişme Hızı ile güncellenecektir. Ayrı ayrı güncellenen toplam miktarın ortalaması (OYK=Ortalama Yıllık Kazanç) toplam gün sayısı üzerinden tespit edilen aylık bağlama oranı çarpımının 12'de biri üzerinden (OYK X ABO/12) üzerinden bulunan tutar, 2000 sonrası gün sayısına orantılı bölümü alınarak yeni kısmi aylık hesap edilecektir.

Güncellenen kazançlar toplamı 2000 sonrası gün sayısına bölünerek günlük ve daha sonra yıllık kazanç bulunur. Aylık bağlama oranı, 4447 sayılı Kanunla getirilen düzenlemeye göre, sigortalının tahsis talep tarihi itibariyle tespit edilen toplam prim ödeme gün sayısının ilk 3600 gününün her 360 günü için %3.5, sonraki 5400 günün her 360 günü için %2 ve daha sonraki her 360 gün için %1.5 oranlarının toplamı alınarak bulunmaktadır. Buna göre tahsis talep tarihi itibarıyla tam aylığı belirlendikten sonra 4447 sayılı Yasa ile değiştirilen 96. maddede belirtilen alt sınır kontrolü yapılacak, her iki aylık mukayese edilerek yüksek olan aylık belirlenerek hesaplamaya devam edilecektir. 4447 sayılı Yasa ile değişik 96. maddeye göre alt sınır ise, tahsis talep tarihi Ocak ayında geçerli günlük asgari kazancın 30 katının %35'inden az olamaz. Alt sınır kontrolü yapıldıktan sonra, kısmi aylık miktarı hesap edilerek her iki kısmi aylık toplanacak ve bulunan bu aylık iki miktar ile mukayese edilecektir.

1-İki kısmi aylığın toplamı, öncelikle sigortalının 1999 yılı tam aylığının tahsis talep yılı Ocak ayına kadar TÜFE rakamı ile güncellenerek bulunan aylığından daha az olamayacaktır.

2-Diğer bir mukayese ise, bulunan aylık, 506 sayılı Yasa'nın geçici 89. maddesine göre 4447 sayılı Yasa ile değiştirilmeden önceki 96. maddeye göre hesaplanıp, bu tarihten sonra gelir ve aylıklarda yapılan artışların eklenmesi sonucunda tahsis talep tarihine kadar getirilen miktarın altında olamaz.

Bu açıklamalar ışığında tahsis talebinde bulunulan yılın ocak ayı itibariyle bulunacak yaşlılık aylığı miktarı, ilgili artış yasalarıyla (5073, 5282, 5454, 5565 sayılı Yasalar gibi) gösterilen artış oranları uygulanarak, yaşlılık aylığı talep tarihi itibarıyla, sigortalıya bağlanacak yaşlılık aylığı belirlenmelidir.

Eldeki davada da, davacı hakkında öncelikle 3201 sayılı Yasanın 5. maddesi hükmü gözetilerek borçlanılan sürelerin mal edilmesi gereği ile, davacının aylık miktarının belirlenmesine ilişkin talebi yönünden yapılan her bir borçlanma yönünden borçlanma tahakkuklarını ödemelerini yaptığı tarih itibari ile aylık hesabına esas alınan prime esas kazanç tutarlarının; “Borçlanma Miktarının Tespiti İçin Seçilen Günlük Prime Esas Kazanç / Borcun Ödendiği Tarihteki Günlük Prime Esas Kazancın Alt Sınırı” formülü ile elde edilecek oran, borçlanma tahakkuku ve yasanın 5. Maddesi hükümlerine uygun şekilde çalışmaların mal edildiği ayın asgari prime esas kazancı ile çarpılarak bulunan tutar, ilgili ayın prime esas kazancı kabul edilecektir. Bu şekilde tespit edilen prime esas kazancın hiçbir suretle o ayın prime esas asgari kazancının altına inemeyeceği gibi azami kazancını da geçemeyeceği hususu da dikkate alınarak tespit edilmesi gerekirken, bu ilkelere uyulmadığı ve bu şekilde aylık hesabında esas alınması gereken kazançların değiştirilerek belirlendiğinin anlaşılması karşısında, anılan rapor hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.

Diğer taraftan, davacı hakkında 01.11.2018 tarihli kurum cevabi yazısı ile davacının borçlanmalarında yapılan hatanın giderildiği buna göre davacıya fark ödeme yapılarak aylıklarının yeniden tespit edildiğinin belirtilmesi nedeniyle, öncelikle davalı Kurumdan davacı hakkında aylık düzeltme işleminin ve bu işlem ayrıntıları ile ilk aylık miktarının yükseltilmiş miktarının de irdelenmesi ile mahkemece aldırılacak rapor ile aynı rakamın bulunması halinde dava konusunun devam edip etmediği hususu üzerinde de durulmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.

Hal böyle olunca, öncelikle, davalı Kurumdan davacının aylığının hesabına esas verilerin bu kapsamdan olarak, aylık hesap tablosunun ve yurtdışı borçlanmalarında prime esas kazanç hakkında esas alınan oran ile beraber aylıkta esas alınan prime esas kazançların dosya arasına getirtilerek, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda alanında uzman bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden aylık hesabı yönünden denetime elverişli rapor alınıp irdelenerek, davalı kurumun karar öncesinde davacının aylığında yaptığı düzeltme işleminin de ayrıntıları ile irdelenmesi ve rapor ile kıyaslanması ile varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun istikrar kazanmış görüşüne göre maddi hata kazanılmış hak oluşturmaz. (Yargıtay HGK 17.0120 07... /9-13 E.,2007/17 K. ve Yargıtay HGK 25.06.20 08... /11-448 E., 2008/454 K.). Ayrıca belirtmek gerekir ki, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04.02.1959 gün ve 1957 /13 esas, 1959 karar ve 09.05.19 60... /21 esas, 1960/9 karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere Yargıtay'ca maddi hata sonucunda verilen bir karara mahkemece uyulsa dahi usuli kazanılmış hak oluşmaz.

Mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda alanında uzman bilirkişi yada bilirkişi heyetinden aylık hesabı yönünden denetime elverişli rapor alınıp irdelenerek varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yasal mevzuata aykırı şekilde düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alınmış olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..."

2.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı davacının aylığın yeniden hesaplanması hesabı ile oluşacak farkların tespiti isteği talebi bakımından bu istek dava açıldıktan sonra Kurum tarafından karşılandığından ve Kurumun yaptığı bu hesaplamada fark aylıkları bakımından hata olmadığı anlaşılmakla bu konudaki istek bakımından dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, faiz alacağı bakımından talebin kabulüe ile oluşan farklar için her bir ay fark alacağının tahakkuk tarihinden kurumun farkları ödediği 18.11.2021 tarihine kadar geçen süre için hesaplanan 19059,47 TL faiz alacağının davalı kurumdan alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmiştir.

VI.TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; yaşlılık aylığı miktarının eksik hesaplandığı, 2012 - 2014 arasındaki Almanya çalışmasına ilişkin belgelerin getirtilmediği, bilirkişi raporundaki günlerin eksik hesaplandığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinin yerinde olduğu, bilirkişi raporunun yetersiz olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur..

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, eksik ödendiği iddiasıyla yaşlılık aylığı yeniden hesaplanarak fark aylıkların tahsiline ilişkindir.

1. Hukuk yargılamasında davanın açılmasındaki amaç, taraflar arasında mevcut olan uyuşmazlığın mahkeme kararıyla kesin biçimde çözüme kavuşturulmasıdır. Ancak bazı durumlarda, davanın açılmasından sonra meydana gelen gelişmeler neticesinde, artık mahkemenin esas hakkında karar vermesine gerek kalmayabilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 331. maddesi uyarınca, mahkeme bu gibi hâllerde davanın esası hakkında hüküm vermeksizin karar verilmesine yer olmadığına karar verir. Davanın konusunun kalmadığından bahsedebilmek için tüm tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması gerekir.

2.Somut olayda; davacıya, 04.09.1980 – 31.03.2011 tarihleri arasında 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlandığı 6065 günlük süre ile 18.08.1977 - 25.10.1977 tarihleri arasındaki 69 günlük 506 sayılı Kanun kapsamındaki yurt içi hizmet süresi nazara alınarak, 01.02.2014 tarihinden itibaren 942,92 TL yaşlılık aylığı bağlanmıştır. Davalı Kurum, yargılamanın devamı sırasında davacının yaşlılık aylığı tutarını, hesap hatası yapıldığından bahisle yükseltmiştir. İlk Derece Mahkemesince bu yeni Kurum işlemi nedeniyle davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Ne var ki; davacının Kurumun bu yeni hesabına da açıkça itiraz ettiği, aylık tutarının daha fazla olması gerektiği yönünde beyan ve taleplerinin bulunduğu gözetildiğinde, davanın konusuz kalmadığı ortadadır. Bu durumda Mahkemece; davanın esasına girilmeli, uyulan bozma ilamı doğrultusunda uzman bilirkişiden rapor alınmalı ve elde edilecek sonuca göre işin esası hakkında bir hüküm tesis edilmelidir.

3. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

03.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§