Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

10. Hukuk Dairesi

Dosya2024/13168 E. 2026/305 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:İş Mahkemesi

SAYISI : 2023/337 E., 2024/297 K.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; Manisa 3. İş Mahkemesinin 2013/172 Esas ve 2015/196 Karar sayılı kesinleşmiş kararı ile bağlanan aylığın, Kurum tarafından sahte sigortalılık olduğundan bahisle kesilmesi işleminin iyiniyet kurallarına uymadığından, yargı kararının icra edilmesi hakkının adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olduğu, iptale konu sigortalılık dönemi olan 2010 yılında denetim ve gözetim görevini Kurumun bazı beyanlara istinaden davacının çalışmasının olmadığının sigortalılığının iptalinin hukuksuz olduğunu, sahte sigortalılık geçtiği iddia edilen 3 işyerine ilişkin açılan ceza dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar kesinleştiğinden, davacıya bağlanan yaşlılık aylığının kesilmesi işleminin iptaline, davacının 01.09.2013 tahsis tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, ödenmeyen aylıkların ödenmesi gereken aylardan itibaren yasal faizi ile ödenmesine, ödenen aylıkların iadesine ilişkin borç tahakkuku işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı SGK vekili, davacının sigortalı olarak gözüktüğü işyeri hakkında soruşturma yapıldığını, işyeri sahiplerinin gerçek işyeri sahipleri olmadığını, fiili olarak çalışmadığı halde Kuruma çalışıyor bildirilen kişilerin yüksek prime esas kazanç bildirdiklerini, bu nedenle yüksek miktarda iş göremezlik ödenekleri alarak Kurumu zarara uğrattıklarını, sahte işyerlerinin tespiti ile Kurumca re'sen tescil yapıldığını, sahte sigortalılıkların iptal edildiğini, Kurum zararı nedeniyle borç çıkarıldığını, davacının çalışmalarının da gerçek çalışmaya dayanmadığından iptal edildiğini, Kurum işleminin yasaya uygun olduğunu beyan ederek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 02.03.2023 tarihli 2021/109 Esas, 2023/93 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Dairenin 05.07.2023 tarihli 2023/5773 Esas, 2023/7554 Karar sayılı ilamında; davalı Kurumdan 01.09.2013 tarihinden itibaren davacıya yaşlılık aylığının bağlanmasında, yıllar itibariyle hangi sigortalılık sürelerinin esas alındığı, davacının hangi dönemler arasındaki hangi sigortalılık sürelerinin iptal edildiği ve aylığa esas alınmadığı sorularak net bir şekilde belirlenmesi gerektiği, öte yandan yukarıda anılan ve kesinleşen Mahkeme kararı ile hangi dönemde ne kadar sigortalılık süresinin tahsise esas alındığının da Kurumdan sorularak açıkça ortaya konulması gerektiği, böylelikle tahsis koşullarının buna göre belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerektiği hususlarına işaret edilmiştir.

Bozma sonrası İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; müfettiş raporundaki tespitlerin aksinin ispat edilmediğini, çelişkili tanık ifadelerine itibar edildiğini, Kurum işlemlerinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığını ileri sürerek kararın bozulmasının istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının sigortalılığının ve yaşlılık aylığının iptaline ilişkin Kurum işlemlerinin iptali ile borçlu olmadığının tespiti ve kesilen yaşlılık aylığının bağlanarak ödenmesi istemlerine ilişkindir.

Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§