"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/336 E., 2024/189 K.
Taraflar arasındaki yapılan hizmet tespiti davasından dolayı bozmaya uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 01.01.2003-01.10.2015 tarihleri arasında davalı 2654 sayılı ... nezdinde hizmet akdi ile çalıştığını, ancak davacının bu çalışmalarını diğer davalı SGK'ya bildirmediğini ve bu nedenle müvekkilinin çalışmalarının sigortalı hizmet olarak değerlendirilmediğini, davacının davalı ... Kooperatifinde hizmet akdi ile çalıştığı ve sigorta başlangıç tarihinin 01.01.2003 olarak tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının kooperatifimizde hizmet akdi ile çalışan biri olmadığını, kendi nam ve hesabına çalışan “piyasa hamalı” olduğunu, üyelere satılmak/dağıtılmak üzere kooperatife gelen gübre, yem ve kömür gibi yükün kamyondan indirilmesi ve istiflenmesi işinde hamal olarak günü birlik çalıştığını ve ücretinin gider pusulası karşılığında ödendiğini, piyasa hamalı olarak çalışan davacının yaptığı işin sigorta kapsamında olmadığını, aynca davacının bu şekildeki günübirlik çalışmalarının 01.01.2003 değil, 30.10.2009 tarihinde başladığını savunmuş ve davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Feri müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı iddialarının varit olmadığını ve 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmiş olduğunu, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 01.12.2020 tarihli kararıyla, davacının 02.11.2011-01.10.2015 tarihleri arasında 4-a maddesi kapsamında sigortalılığı tescil edildiğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, fazlaya ilişkin talebinin ise sübut bulmadığından reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 01.12.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı Kooperatif vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 27.05.2021 tarihli kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davalı Kooperatif vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin 29.06.2022 tarihli ilamında, "...Mahkemece, davacının piyasa hamalı olup olmadığı, bu kapsamda davalı kooperatif ile hizmet ilişkisine dayalı çalışıp çalışmadığı hususunun yöntemince belirlenmesi gerekmekte olup davacının kendi nam ve hesabına bağımsız çalışıp çalışmadığı, bu yönde piyasa hamallarının bağlı bulunduğu ... Odası veya ... Odası .... gibi bir oda veya dernek varsa davacının kaydı olup olmadığı sorulmalı, bilahare tarafları bilir, tarafsız başkaca kamu tanıkları tespit edilip, dinlenmeyen bordro tanıklarından resen seçilecek tanıklar dinlenmeli, aynı çevrede komşu işverenler veya bu işverenlerin bordrolu çalıştırdığı kişiler saptanarak tanık sıfatıyla dinlenmeli, taraflar arasında hizmet akdinin unsurlarının mevcut olup olmadığı tespit edilmek suretiyle, davacının serbest piyasa hamalı şeklinde çalışıp çalışmadığı araştırılmalı; öte yandan 21.10.2021 tarihli inceleme raporu ile yine kısmi bildirim süreleri Kurumca tespit edilmiş olmasına rağmen davalı kooperatifin bu sürelere dahi itirazının temyizen mevcut olması nedeniyle hizmet akdinde aranılan zaman, bağımlılık ilişkisinin davacı ile davalı kooperatif arasında mevcut olup olmadığı hususu irdelenerek müfettiş raporundaki tespitin bu kapsamda değerlendirilerek, talep de gözetilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir...." denilmek suretiyle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Somut olayda, bozma ilamı sonrasında yapılan araştırmalar neticesinde davacının herhangi bir oda, dernek gibi yerde kaydının bulunmadığı, kamu tanığı tespit edilemediği, tespit edilen bordro tanıklarından yalnızca ...'un dinlenemediği, tebligata ve ihzara rağmen temininin mümkün olmadığı, haricindeki bordo tanıklarının dinlendiği, dinlenen bordro tanıklarının bir kısmının davacıyı tanımadıklarını beyan ettikleri, bir kısmının da davacının sürekli ve bağımlı olarak çalışmadığını, piyasa hamalı olduğunu, işçi kahvehanesinde veya meydanda durduğunu, iş oldukça davacı ve davacı gibi hamalların çağrıldığını, sürekli aynı kişilerin gelmediğin, o an kim boşsa onun geldiğini, kooperatif işleri haricinde de iş yaptığını, ücretin pusula ile ödendiğini, bazen kooperatif ortağı olan kişinin malları yüklenecekse ücretinin ilgili ortak tarafından ödendiğini beyan ettikleri, dinlenen bordro tanıkları haricindeki bazı tanıkların bordro tanıklarının beyanlarını doğrulayarak davacının sürekli olarak davalı nezdinde çalışmadığı, iş oldukça çalıştığını, serbest çalışan olduğunu beyan ettikleri, her ne kadar bazı tanıklar davacının davalı nezdinde sürekli olarak çalıştığını beyan etmiş iseler de; bu tanıkların bazısının davalı iş yerinde çalışan olmayıp, komşu iş yeri sahibi, aynı mahallede oturan veya davacının ailesinden kişiler olduklarını beyan ettikleri, aynı iş yerinde çalışmadıkları için davacının çalışmalarına tam olarak vakıf olmadıkları, bu kişilerin davacıyı davalı nezdinde çalışırken gördüklerini beyan etmiş iseler de; davacının iş oldukça davalı yanında hamallık yaptığı hususunda gerek davalının buna dair kabulü gerekse bordro tanıklarından davacıya dair bilgisi olanların beyanları göz önüne alındığında zaman zaman davacının davalı yanında iş yaparken görülmesinin doğal olduğu ve bu hususta ihtilaf olmadığı, bordro tanıkları haricinde dinlenen bazı tanıkların davacı ile birlikte davalı nezdinde sürekli hamallık yaptıklarını beyan ettikleri görülmekte ise de; bu tanıkların davalı nezdinde sigorta kayıtlarının bulunmadığı, davalı nezdindeki iddia ettiği kendi çalışmasına dair bir kayıt bulunmayan bu tanıkların, davacının davalı nezdinde sürekli çalıştığına dair beyanlarına itibar edilemeyeceği, davacıya dair bilgisi olan bordro tanıklarının beyanlarına nazaran bordro tanıkları haricindeki tanıkların davacının sürekli bir biçimde davalı nezdinde çalıştığına dair beyanlarına itibar edilmesinin mümkün olmadığı, davacının iş oldukça zaman zaman davalı kooperatifte çalıştığı hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmadığı göz önüne alındığında bordro tanıkları haricindeki tanıkların davacıyı bazen davalı yanında çalışırken görmelerinin davacının sürekli bir biçimde davalı nezdinde hizmet akdiyle çalıştığını ispatlayacak nitelikte olmadığı, böylelikle davacının kendi insiyatifi ile kooperatife yakın kahvehane ve meydana gittiği günlerde iş olduğunda çağırılınca çalışmak üzere beklediği, çalışma saatlerini ve günlerini kendisinin belirlediği, kendi adına ve hesabına çalıştığı, davalının işleri haricinde başka şahısların işlerini de yaptığı, davacı gibi aynı yerde hamallık yapan başkaca hamallardan hangileri boşsa onların davalı yanında hamallık yaptığı, davalıya iş yaptığında ücretlerini de sürekli davalıdan almadığı, bazen kooperatif üyesi ortaklardan aldığı, dolayısıyla davacı ile davalı arasında bir hizmet akdinin bulunmadığı, davacının piyasa hamalı olarak nitelendirilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar Kurum müfettişlerince düzenlenen 20 18... tarihli raporlarda davacının 2011-2015 tarihleri ve 2009-2011 tarihleri arasındaki dönemler için sigorta girişi yapılması gerektiği belirtilmiş ise de; bu raporlarda hamaliye gider pusulaları esas alınarak bu kanaatine varıldığı, oysa eldeki davada davacının iş oldukça davalı nezdinde hamallık yaptığı ve ücret pusulası düzenlendiği hususunda bir ihtilaf olmadığı, bundan hareketle davacının iş oldukça davalıda çalıştığı günler için tarafında ücret pusulası düzenlenmesinin doğal olduğu, ücret pusulası düzenlenmesinin davacının hizmet akdine tabi olarak davalı nezdinde çalıştığının kabulüne olanak sağlamadığı, mahkememizde görülen eldeki davanın konusunun hizmet tespiti davası niteliğinde olduğu, davacının davalı nezdinde hizmet akdine tabi ve bağımlı bir şekilde çalışmadığı sabit olduğundan salt Kurum raporlarında 2011-2015 tarihleri ve 2009-2011 tarihleri arasında sigorta bildirimi yapılması gerektiğinin belirtilmesi sebebiyle davacının bu tarih aralıklarına yönelik hizmet tespiti talebinin kabulü gerektiği sonucunu doğurmayacağı, sadece ücret pusulalarına dayanarak Kurum tarafından düzenlenen bu raporların mahkememizi bağlayıcı bir niteliğinin bulunmadığı anlaşılmış olup davacının davalı yanında yürüttüğü hamallık işinin bağımlılık unsurunu içermediği, davacının davalı tarafın taşıma işi olmadığında gidip başka bir yerde çalışabildiği, davacının çalışmalarının 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a bendi kapsamında değerlendirilemeyeceği, buna bağlı olarak sigortalılığın tespitine ilişkin şartların oluşmadığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili davanın kabulünün gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Sonuç
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.
Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.09.19 99... /21-510-527, 30.06.19 99... /21-549-555- 03.11.20 04... /21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosya kapsamına göre, Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılamada, davacı adına kendi nam ve hesabına çalıştığına dair ... ... ve ... Odası ile ... Şoförler ve ... Odasında kaydının olmadığının belirlendiği, komşu işyeri araştırması kapsamında emniyet aracılığıyla yapılan komşu işyeri araştırmasında davacının çalışmasını bilene rastlanmadığının tespit edildiği, öte yandan başkaca komşu işyeri araştırması yapılmadığı,bordro tanığı olarak dinlenen ... ile ...'nın dinlendiği ...'nın beyanında davacının hamal olarak çalıştığı, yoğun günlerde en fazla 1-2 gün olarak çalıştığını beyan ettiği, ...'ın ise davacıyı tanımadığını beyan ettiği mahkemece davacının davalı yanında yürüttüğü hamallık işinin bağımlılık unsurunu içermediği, davacının davalı tarafın taşıma işi olmadığında gidip başka bir yerde çalışabildiği, davacının çalışmalarının 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a bendi kapsamında değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle eksik inceleme neticesinde davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece, davacı ile davalı kooperatif arasında hizmet akdinin unsurlarının oluşup oluşmadığının tespitine yönelik olarak davalı işyerinin dava konusu dönemde iş yerine komşu iş yeri ve kayda geçmiş çalışanlarının, vergi dairesi, belediye ve SGK aracılığıyla da yapılacak araştırmayla yöntemince saptanarak, sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle re’sen bilgi ve görgülerine başvurulmalı, komşu iş yeri ve çalışanlarının tespit edilememesi halinde tarafların beyanı alınmak suretiyle davacının çalışmasını bilebilecek olan kişiler tespit edilerek sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle beyanları alınmalı, böylelikle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle hizmet akdinde aranılan zaman, bağımlılık ilişkisinin davacı ile davalı kooperatif arasında mevcut olup olmadığı tereddütsüz şekilde belirlenmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
04.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.