"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/3447 E., 2022/513 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ...3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/243 E., 2019/615 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı gerçek kişiler yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... ile davalı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmesi ve de davalı ... vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 20.12.2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı ... adına Av. ...... ile davacı adına Av. ... geldiler. Diğer davalılar adına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir. Dosyanın tekrar Dairemize gönderilmesinden sonra Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili özetle; iş kazası nedeniyle müvekkilinin iş göremezliğe uğradığı, kazanın davalıların kusurlarından kaynaklandığını ileri sürerek asıl dava dosyasında 1,00 TL maddi tazminat, aynı davalılara karşı açtığı birleşen dava dosyasında 720.500,00 TL iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat, 550.500,00 TL bakıcı gideri, 75.000,00 TL de manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 26.04.2018 tarihli ilk kararında özetle; 12.10.2015 tarihli kusur raporuna itibar edilmek suretiyle davalı ... ve davalı ... hakkındaki davayı kusurları bulunmadığı, %100 kusurun ... işveren ........’a ait olduğu, davalılar TTK Genel Müdürlüğü ile ... Madencilik yönünden illiyet bağının kesildiğinden bahisle davanın reddine, işveren Razaman.....’ın davalı konumundaki mirasçıları yönünden ise asıl ve birleşen davadaki taleplerin kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin bu ilk kararına karşı davacı vekili ile davalı mirasçılar tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 04.04.2019 tarihli kararı ile ... işveren ........'ın en yakın bütün mirasçılarının mirası reddettiklerinin ibraz olunan mahkeme kararı ile sabit olduğu, bu nedenle anılan hususun Mahallin Sulh Hakimine bildirilerek mirasın iflas kurallarına göre tasfiyesini sağlamak, anılan Mahkemece mirası reddedilen davalı ........ için atanacak ve yetkilendirilecek bir temsilci huzuru ile davaya devam edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 05.12.2019 tarihli son kararıyla davalı ... ile davalı ... hakkındaki davanın kusurları bulunmadığı, %100 kusurun ... işveren ........’a ait olduğu, davalılar TTK ile ... Madencilik yönünden illiyet bağının kesildiği, bunların sorumluluğuna gidilemeyeceği, davalılar TTK Genel Müdürlüğü ve ... Madencilik Şirketi yönünden davanın ve ek davanın husumet yokluğundan reddi gerektiği, diğer davalıların ise mirası reddettikleri, %100 kusurlu bulunan ... işveren ........'ın terekesinin borca batık olduğu ve tereke tasfiyesi dosyasında iflasın kapatılmasına karar verildiği anlaşıldığından hukuken ve yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince davalı ........ mirasçılarının murislerinin borçlarından sorumlu olmayacakları bu nedenle kendilerine husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığı, bu davalılar yönünden de davanın ve ek davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle tüm davalılar yönünden husumet nedeniyle davayı reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 05.12.2019 tarihli son kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf isteminin davalılar TTK Genel Müdürlüğü ve ... Madencilik şirketi yönünden kabulüne, özetle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırdırılmasına, davacının vefat eden işveren ........’ın kaza tarihi itibariyle kaçak olarak çalıştırtıldığı maden ocağında işçi olarak çalışmakta iken iş kazası geçirerek malul kaldığı, iş kazasının gerçekleştiği madenin TTK ve ... Madencilik arasındaki rödövans sözleşmesi kapsamındaki maden sahasında yer aldığı, kaza öncesinde davalı ... ve vefat eden işveren ........ arasında asıl/alt işverenlik ilişkisi bulunduğu, kazanın gerçekleştiği tarih öncesinde davalı ... tarafından hizmet alım sözleşmesinin feshedildiği, ceza dosyası kapsamına göre ........ tarafından işletilen madenin kaçak şekilde işletildiği tarih itibariyle iş kazasının meydana geldiği, İlk derece mahkemesince ceza mahkemesince davacı ve davacının işvereni ........ hakkında açılan ceza davasında mahkumiyetlerine karar verilmesine ve Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından açılan rücu davasının reddedilmesine dair karara atıfla, davacı ile TTK ve ... Madencilik arasında işçi/işveren ilişkisi bulunmadığı keza kazaya dair adı geçen davalılara kusur atfının da mümkün bulunmadığı gerekçesiyle red kararı verildiği, ne var ki davalı şirketle ... işveren ... arasındaki sözleşme ilişkisi kazadan önce son bulmuş ise de ruhsat sahibi TTK ve rödövans sözleşmesi ile işleten sıfatı bulunan ... Madenciliğin maden sahasının denetiminden sorumlu oldukları, davalı ruhsat sahibi TTK'nın kaçak ocağı tam olarak imha etmeyerek kaçak çalışmaya ortam sağlaması sebebiyle, rödövans sözleşmesine göre işleten sıfatı bulunan davalı ... şirketinin ise kontrolü altında bulunan maden sahasında yeterli denetimleri yapmaması, sözleşmesi sona eren ocakla ilgili olarak iş kazasına kadar aradan geçen sürede ocağın girişini tam olarak kapatmayarak kaçak çalışmaya ortam hazırlaması sebebiyle, iş kazasında işveren sıfatı ile olmasa da 3. kişi olarak sorumlu olduklarından bahisle ve iş kazasının meydana gelişinde davacının kusursuz olduğu, ... davalı işveren ...'ın %70, davalı ... Müdürlüğünün üçüncü kişi olarak %10, davalı ... şirketinin üçüncü kişi olarak %20 oranında kusurlu oldukları, davalı mirasçıların mirası reddettikleri kabulünden hareketle ... davalı ... mirasçıları yönünden husumet nedeniyle davanın reddine, diğer davalılar TTK Genel Müdürlüğü ve ... Madencilik şirketi yönünden ise taleple bağlı kalınmak suretiyle davacının maddi tazminat istemlerinin kabulüne, yine davacının manevi tazminat isteminin kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, davada müvekkili Kurum yönünden zamanaşımı bulunduğunu, zira kaçak ocak dosyalarında üçüncü kişilerin sorumluluğuna ilişkin olarak bir yıllık zamanaşımı süresinin uygulandığını, ekte sundukları Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2015/19082 Esas ve 2017/6248 Karar sayılı ilamında da müvekkili Kurumun kaçak ocak dosyalarında üçüncü kişi olarak değerlendirilmesi gerektiğinin açıkça tespit edildiğini, bu nedenle işbu davada üçüncü kişi konumunda bulunan müvekkili kurum yönünden zamanaşımının gerçekleştiğini ve davanın bu yönüyle reddi gerektiğini, ayrıca husumetin müvekkili kuruma yöneltilemeyeceğini, iş kazasının kaçak ocakta meydana geldiğini ve müvekkili kurum ile kaçak ocağı işleten ........ arasında herhangi bir sözleşme ilişkisinin bulunmadığını, dosya kapsamında alınan tek kusur raporunda da müvekkili kurumun herhangi bir kusurunun bulunmadığının tespit edildiğini, kaçak ocak işletilmesinin en basit anlatımıyla kömür hırsızlığı niteliğinde olduğunu ve bu eylemin mağdurunun, mülkiyeti kendisine ait kömürün izinsiz şekilde çıkarılması nedeniyle müvekkili kurum olduğunu, hukuka aykırı bir eylemin mağduru olan müvekkili kurumun bu eylem sırasında meydana gelen kazadan sorumlu tutulmasının hukukun genel ilkelerine ve hakkaniyete açıkça aykırı olduğunu, davacının hukuka aykırı eylemi sırasında meydana gelen kaza nedeniyle bu eylemin mağduru olan müvekkili kurumdan hak talep etmesinin akla ve mantığa da aykırı bulunduğunu, müvekkili kurumun maden sahasındaki denetimlerini ihmal ettiği yönündeki iddiaların yerinde olmadığını, müvekkili kurumun sermayesinin tamamı devlete ait bir kamu iktisadi teşekkülü olduğunu, Türkiye Taşkömürü Kurumunun 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümleri kapsamında faaliyet gösterdiğini ve aynı KHK gereğince Yüksek Planlama Kurulu tarafından hazırlanan ve 11/12/1984 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan ana statüsüne göre teşkilatlanarak faaliyetlerini sürdürdüğünü, kaçak ocakların tespiti, mühürlenmesi ve adli takibat yapılması görevlerinin Maden İşleri Genel Müdürlüğü, ...Valiliği, İl Özel İdaresi ve ...Emniyetine ait olduğunu, bahse konu kaçak ocakta meydana gelen kaza ile ilgili olarak gerek ocağın açılması ve işletilmesi gerekse kazayı meydana getiren olaylar bakımından müvekkili kurumun herhangi bir kusurunun ve yasal sorumluluğunun bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
... davalı ... mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın hüküm kısmında vekâlet ücretlerinin eksik ve yanlış hesaplandığını, vekâlet ücretine ilişkin kurulan hükümde maddi hata yapılarak kendileri lehine hükmedilmesi gereken vekâlet ücretinin davacıya verilmesi yönünde karar tesis edilmesinin açık bir maddi hata teşkil ettiğini ve bu durumun usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca müvekkilleri yönünden istinaf mahkemesince kaldırılan ve reddedilen dava bakımından reddedilen miktarlar dikkate alındığında vekâlet ücretlerinin nispi olarak belirlenmesi gerekirken maktu vekâlet ücretine hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırılık oluşturduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, temyiz eden davalılar vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından, davalı ...'nün ruhsat sahibi olduğu, dosya kapsamında yer alan 28.11.2004 tarihli rödövans sözleşmesi ile davalı ... şirketine sözleşmede koordinatları belirtilen maden sahasının işletme hakkını adı geçen şirkete verdiği, davalı ... şirketinin rödövans yoluyla işlettiği maden sahasında yer alan bir maden ocağının işletilmesi işini davacının işvereni olan ... ...'a verdiği, ...'ın bir dönem davalı ... şirketinin alt işvereni olarak madencilik faaliyeti yürüttüğü, ne var ki davalılar ... şirketi ile ... arasındaki alt işverenlik ilişkisinin kazadan önce davalı ... şirketi tarafından sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle sonra erdiği, 21.12.2005 günü ocağın mühürlendiği, ceza dava dosyası kapsamına göre bu fesih ve mühürlemeden sonra ... işveren ...'ın bu ocağı mührü de bozarak kaçak olarak işletmeye başladığı, davacının, ... işveren ...’ın kaçak olarak işlettiği bu kömür ocağında ocak içi maden işçisi olarak çalışmaktayken olay günü desandre dibindeki kömür dolu vagonun yukarı çekilmesi öncesinde desandre dibinde biriken suyu çekmek için kullanılan tulumbayı çalıştırmak için desandre içerisine girdiği, bu esnada vinçci dava dışı ........'ın vinçle vagonu yukarı çekmesi nedeniyle davacının vagon ile tahkimat malzemesi arasında sıkışması sonucunda %100 oranında iş göremezliğe uğrayacak ve başkasının bakımına muhtaç kalacak şekilde yaralandığı, Kurum'un rücuan tazminat dava dosyasını ........ ve ... Madencilik şirketine karşı açtığı, anılan rücu dosyasının aşamalarında ... yönünden tefrik kararı verildiği, rücu dava dosyasında davalı ... yönünden davanın reddine karar verildiği, anılan kararın Kurum vekili tarafından temyiz edildiği, kararın Dairemizce onanarak kesinleştiği, temyiz incelemesine konu kararda ise Bölge Adliye Mahkemesince iş kazasının meydana gelişinde davacının kusursuz olduğu, ... davalı işveren ...'ın %70, davalı ... Müdürlüğünün üçüncü kişi olarak %10, davalı ... şirketinin üçüncü kişi olarak %20 oranında kusurlu oldukları kabulünden hareketle sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda davalı ... şirketinin rodövans sözleşmesi gereğince işlettiği sahanın niteliği ve büyüklüğü, davalı şirketin kendisinin faaliyet gösterdiği maden ocağı ve kazanın meydana geldiği yerin arasındaki mesafe itibariyle davalı şirket ve davalı ... yönünden bir denetim ihmalinden bahsetmenin mümkün olmadığı, ... davalı işveren ... tarafından mühür kırılmak suretiyle haksız ve kaçak olarak işletilen maden ocağında meydana gelen yargılamaya konusu iş kazası ile davalı şirket veya davalı ... arasında illiyet bağının bulunmadığı dikkate alındığında mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olduğu gibi davalı ... mirasçıları lehine vekalet ücretleri ile ilgili hüküm kurulurken vekalet ücretlerinin aidiyetinde hataya düşülerek bunların yine davacıya ödenmesine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılacak iş, hükmün tazminatlardan sorumlu tutulan davalılardan davalı ... vekilince temyiz edildiği, davalı şirket tarafından temyiz yoluna başvurulmadığı göz önünde bulundurulmak suretiyle davalı ... yönünden davanın reddine karar vermek, bunun yanında haklarındaki davanın reddine karar verilen davalı ... mirasçıları lehine vekalet ücretleri ile ilgili hüküm kurulurken vekalet ücretinin davacıdan alınarak adı geçen mirasçılara verilmesi gerektiğini gözeterek çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1.Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
2.Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Davalılardan TTK Genel Müdürlüğü yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma Avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.