Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

10. Hukuk Dairesi

Dosya2022/14196 E. 2026/107 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/2104 E., 2022/3724 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara Batı 3. İş Mahkemesi

SAYISI : 2019/563 E., 2022/72 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;

I. DAVA

Davacı vekili davacının 05.05.2017 tarihinde uğradığı iş kazası neticesinde yaralandığını ve maddi ve manevi zarara uğradığını beyanla, fazlaya dair talep hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL maddi tazminatın ve 250.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faizi ile ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili 23.02.2022 tarihli talep arttırım dilekçesi ile maddi tazminata ilişkin talebini 204.398,52 TL olarak arttırmış, Mahkemenin 29.07.2021 tarihli ara kararı ile TBK’nın 76/1. maddesi gereğince davalı şirketçe tarafına 30.07.2021 tarihinde ödenen 10.000,00 TL geçici ödemenin tazminattan mahsubuna, geçici ödeme tutarına haksız fiil tarihi olan 05.05.2017 ile ödeme tarihi olan 30.07.2021 tarihleri arasında yasal faiz işletilmek suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ağır kusurlu olduğu iddiasının gerçekle bağdaşmadığını, davacı tarafından talep edilen tazminat rakamlarının fahiş olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, kaza nedeni ile davalının % 75, davacının ise temel iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri almış olmasına karşın yüksekte düşmeyi önleyecek herhangi bir ekipman kullanmadan aşağıya düşeceğini öngörmesine karşın yetkiliden gerekli tedbirlerin alınmasını isteme ve talep etme hakkı olduğu halde güvensiz ortamda çalışmayı yeğleyip işinin gerektiği azami dikkat ve özeni göstermemesi nedeni ile %25 oranında kusurlu olduğu görüş ve kanaatine varıldığı, dosyanın aktüerya bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi tarafından davacının geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatından Kurumca davacıya ödenen bedel davalının kusuru oranında tenzil edilerek davacının karşılanmamış gerçek zararının tespit edildiği, Mahkeme ara kararı ile TBK 76. maddesi kapsamında hükmedilen geçici ödeme tenzil edilerek hesaplama yapıldığı, davacının yaşı, sürekli iş göremezlik derecesi, istirahatli kaldığı süre, kaza tarihi, tarafların kusur dereceleri ile sosyal ekonomik durumları nazara alınarak davacı lehine manevi tazminatın belirlendiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne, "194.398,52 TL maddi tazminat ile 16.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 05.05.2017 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 29.07.2021 tarihli ara kararla hükmedilen ve davalı yanca 30.07.2021 tarihinde tarafına ödenen 10.000,00 TL tutarındaki geçici ödemeyle ilgili iş kazası tarihi olan 05.05.2017 tarihi ile geçici ödeme tarihi olan 30.07.2021 tarihleri arasındaki süre için yasal faize hükmedilmemiş olmasının ve gerçekte kabul edilmiş olmasına karşın işbu meblağ reddedilmiş gibi karşı yana vekalet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğunu, maddi tazminat talebinin talep arttırım dilekçesi doğrultusunda tümden kabulüne karar verilmesini, Mahkemece hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

1.Gerek mülga TBK’nın 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı TBK’nın 56. maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hakimin manevi zarar adı ile verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.

Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)

Somut olayda, davacı sigortalının davalı şirkette çalışırken gerçekleşen kazada yaralandığı, sürekli iş göremezlik oranının %12.3 olarak tespit edildiği, davacının kaza tarihinde 23 yaşında olduğu, hükme esas alınan kusur raporuna göre davalı işverenin %75 oranında davacı sigortalının ise %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.

Bu açıklamalar doğrultusunda sigortalının iş kazası nedeniyle uğradığı sürekli iş göremezlik, iş kazasının gerçekleşmesinde işverene göre kusurunun azlığı, iş kazasının davacıda meydana getirdiği şiddetli elem ve ızdırap kapsamında, hüküm altına alınan manevi tazminatın az olduğu anlaşılmaktadır.

Bu sebeple Mahkemece yapılacak iş, davacının iş kazasına uğraması nedeniyle açıklanan sebeplerle duyduğu şiddetli elem ve ızdırabı tazmin ile yeterli hakkaniyete uygun miktarda manevi tazminata hükmetmekten ibarettir.

2.6098 sayılı TBK’nın 76. maddesinde zarar görenin, iddiasının haklılığını gösteren inandırıcı kanıtlar sunması ve ekonomik durumunun da gerektirmesi durumunda hâkimin, istem üzerine davalının zarar görene geçici ödeme yapmasına karar verebileceği, davalının yaptığı geçici ödemelerin, hükmedilen tazminattan mahsup edileceği, tazminata hükmedilmezse hâkimin, davacının aldığı geçici ödemeleri, yasal faizi ile birlikte geri vermesine karar vereceği hüküm altına alınmıştır.

Somut olayda, Mahkemece davalı tarafından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 76. maddesine göre yapılan geçici ödemeye kaza tarihinden ödeme tarihine kadar faiz işletilmesi gerektiğinin gözetilmemesi doğru olmamıştır.

Öte yandan; dosya kapsamından, davacının maddi zarar tutarının 204.398,52 TL olduğunun tespit edildiği, yargılama sırasında Mahkemece davacıya geçici ödeme yapılmasına karar verilmesi üzerine verilen karar uyarınca 10.000,00 TL ödeme yapıldığı, hesaplanan zarar miktarından, yapılan geçici ödeme tutarı mahsup edildiğinde kalan tazminat miktarının 194.398,52 TL olduğunun kabulü ile bu miktar esas alınmak suretiyle davacı lehine maddi tazminata hükmolunduğu açıklanmasına rağmen geçici ödeme nedeniyle hüküm kurulmayan 10.000,00 TL maddi tazminat tutarının taraf vekilleri lehine takdir edilen vekalet ücretinin hesaplamasında reddolunmuş talep gibi değerlendirilmesi de hatalı olmuştur.

Mahkemece yapılacak iş; yukarıda yapılan açıklama gereğince davacının Mahkeme ara kararı gereği geçici ödeme nedeniyle ödenen miktar yönünden olay tarihi olan 05.05.2017 tarihinden ödeme tarihi olan 30.07.2021 tarihine kadar yasal faiz işletilerek ve esasen davacının geçici ödemeye konu 10.000 TL tutar yönünden de davasının kabul edildiğini dikkate alıp davalı lehine red vekalet ücreti hükmedilemeyeceğini gözeterek hüküm kurmaktan ibarettir.

O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

3.Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§