"İçtihat Metni"
T U T U K L U
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2025/3553 E., 2025/2264 K.
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanması
Sanık hakkında kurulan hükmün, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. Tekirdağ 3. Ağır Ceza Mahkemesince, sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir.
B. Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re'sen de istinafa tabi olan hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Suçun unsurlarının oluşmadığına,
2. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
3. Temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmemesi gerektiğine ve buna yönelik İlk Derece Mahkemesince gerekçe gösterilmediğine,
4. Arama kararının hukuka aykırı olduğuna,
5. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
6. Delillerin hukuka aykırı şekilde toplandığına,
İlişkindir.
III. GEREKÇE
Sanık hakkında kurulan hüküm yönünden;
İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfı ile sübutuna, 5237 sayılı TCK'nın 188/4-a maddesinin uygulanmasına ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş; hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, aşağıda belirtilenler dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
Hakkındaki ihbar üzerine ikamet araması yapılan, sanığın ikametinde ve üst aramasında toplamda 13,8 gram bonzai ve uyuşturucu kalıntısı bulunan hassas terazi ele geçtiği ve bu olaydan dolayı tutuklanmasına müteakip 1 gün sonra, uyuşturucu maddelerin bir kısmını anneannesinin evinde sakladığı yönünde bilgi edinilmesi üzerine, sanığın anneannesi ...'in ikametine gidildiği, ...'in torunu sanık ...'ın içinde ne olduğunu bilmediği ve kendisine bıraktığı poşeti görevlilere teslim ettiği olayda; ...'in ikametine gidilmeden önce bu yere de ilişkin hakim tarafından verilmiş adli arama kararı veya Cumhuriyet savcısından verilmiş arama emri alınıp suç konusu maddelerin ele geçirilmesi gerektiği halde belirtilen kararlar bulunmaksızın ikametine gelen kolluk görevlilerince ...'ten yakınları ve kendisi suç
baskısı altındayken özel hayatın gizliliğini ve konut dokunulmazlığını ihlal oluşturacak biçimde evinden suç konusu uyuşturucu maddelerin teslim edilmesinin istenilmesi hukuka aykırı olduğu, kolluğun bu şekilde evden uyuşturucu maddeleri teslim almasının "rızaen teslim" olarak nitelendirilmesinin ve "hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş" delilden yola çıkılarak elde edilen delillerin de hükme esas alınmasının mümkün olmadığı ancak ilk başta usulüne uygun şekilde sanığın ikametinde ele geçen suça konu maddelerin miktarı ve ele geçiş şekli itibarıyla uyuşturucu madde ticareti amacı ile bulundurduğunun ve bunun sanığın mahkûmiyeti için yeterli olduğu anlaşılmakla;
Sanığın anneannesinin evinde ele geçirilen uyuşturucu maddelerin hükme esas alınamayacağı, ikametinde ele geçen madde ve miktarı göz önüne alındığında 5237 sayılı TCK'nın 3. maddesindeki orantılılık ilkesi ile 61. maddesindeki ölçütler uyarınca temel cezanın belirlenmesinde alt sınırda uzaklaşılmasını gerektirir bir durum olmadığı gözetilmeden cezada alt sınırdan uzaklaşılması, suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, oy çokluğuyla Tebliğname’ye aykırı olarak BOZULMASINA,
Bozma nedeni ile tutukluluk süresi ve tutuklama koşullarında değişiklik bulunmaması karşısında sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Tekirdağ 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.01.2026 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun “Eşya veya kazancın muhafaza altına alınması ve bunlara elkonulması” başlıklı 123. maddesinde “İspat aracı olarak yararlı görülen ya da eşya veya kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerleri, muhafaza altına alınır. (2) Yanında bulunduran kişinin rızasıyla teslim etmediği bu tür eşyaya elkonulabilir. (3) Muhafaza altına alınan veya elkonulan eşya ya da malvarlığı değerlerinin kıymeti tespit edilir” denilerek el koyma işleminin yanında rızai
teslim müessesesi de düzenlenmiştir. Söz konusu düzenlemeye göre şüpheli veya sanık dışında üçüncü kişiler de ispat aracı olarak görülen eşyayı rızalarıyla teslim ettiklerinde bu eşya muhafaza altına alınacaktır. Rızai teslim müessesinin düzenlenmesi soruşturma ve kovuşturma işlemlerinde suç delillerine ulaşmada usul ekonomisine daha uygundur ve çoğunlukla hükmolunacak ceza bakımından şüpheli ya da sanık lehine neticeler doğurmaktadır (Bazı suç tiplerinde etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanma, temel cezanın belirlenmesinde sanığın suç sonrası davranışlarının verilecek cezaya etkisi ve takdiri indirim sebepleri gibi). Soruşturma makamları soruşturma işlemlerini yerine getirirken gereklilik, ölçülülük ve orantılılık ilkelerine göre hareket etmek zorundadırlar. Soruşturma makamlarının rızai teslimle ulaşabilecekleri suç delillerine arama ve el koyma gibi koruma tedbirlerine başvurarak ulaşmaya çalışmaları sözkonusu ilkelerle bağdaşmamaktadır. Zira arama işleminde kişilerin konut ve işyeri gibi yasa koyucu tarafından özel olarak koruma altına alınan mahrem alanlarına müdahale edilmektedir. Bu mahrem alanların ihlali çoğunlukla şüpheli veya sanıkla sınırlı kalmamakta, aynı konutta yaşayan üçüncü şahısların mahremiyetini de ihlal etmektedir. Soruşturma makamları, şüpheli veya sanığın konutu veya işyeri olmayan ve suça iştirak ettiklerine ilişkin herhangi bir delil bulunmayan üçüncü kişilerin konut ve işyerlerinde arama tedbirine başvururken sözkonusu ilkeleri gözetmekte daha hassas davranmak zorundadırlar.
Yargılamaya konu olayda, sanık ...’ın ikamet ettiği ... mahallesi, ... Sokaktaki konutunda ve çevresinde uyuşturucu madde ticareti yaptığı ve sözkonusu uyuşturu maddeyi polis baskınlarına karşı tedbir amaçlı yer değiştirebileceği yönündeki kolluk araştırması ve Cumhuriyet savcısının talebi doğrultusunda sulh ceza hakimliğinden alınan arama kararı ile 06.01.2025 günü sanığın üzerinde, konutunda ve müştemilatında arama yapıldığı, arama neticesinde üstünde bir ucu yakılarak birleştirilmiş, daralı ağırlığı 1,3 gr (net 1,0 gr), çamaşır makinesi üzerinde daralı ağırlığı 2,6 gr (net 0,8 gr), mutfak kısmında rafların üstünde daralı ağırlığı 14,5 gr (net 4,0 gr) olan içeriğinde MDMB-4en-PINACA bulunan sentetik kannabioid türevi uyuşturucu ve kömürlük kısmında hassas terazi ele geçirildiği, aynı gün gözaltına alınan sanığın 07.01.2025 tarihinde tutuklandığı, araştırmalarına devam eden kolluk kuvvetlerinin sanığın bir kısım uyuşturucuyu da anneannesi ...’in ikametgahı olan ...mahallesi ...Sokakta gizlemiş olabileceği bilgisine ulaşarak bu adrese gittikleri, yaptıkları görüşmede ...’in, torunu ...’ın 2-3 gün önce eve gelerek içinde ne olduğunu bilmediği bir poşeti mutfağa sakladığını söyleyerek söz konusu poşeti konutun içinden getirerek içinde daralı 484 gr (net 478 gr) olan içeriğinde nikotin ve MDMB-4en-PINACA bulunan sentetik kannabioid türevi uyuşturucu ile bir adet THC kalıntılı hassas teraziyi kolluk görevlilerine rızaen teslim ettiği, kolluk görevlilerinin Cumhuriyet savcısının sözlü talimatıyla söz konusu maddeyi muhafaza altına aldıkları, yapılan işlemin daha sonra hakim onayına sunulduğu, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan sanık hakkında TCK 188/3, 188/4-a, 53/1,2, 54/1,4, 63 maddelerinden cezalandırılması istemiyle iddianame
düzenlendiği ve yerel mahkeme tarafından yapılan yargılama sonunda sanığın eylemi sabit görülerek ve “suç konusu uyuşturucu maddenin miktarına bağlı olarak önem ve değeri ile oluşturduğu tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak eylemine uyan TCK 188/3 maddesi gereğince takdiren ve teşdiden 13 yıl hapis ve 1300 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına” karar verildiği ve TCK'nın 188/4-a, 62... /2 maddelerini uygulayarak sonuç cezanın belirlendiği, sanık müdafii tarafından yapılan istinaf talebinin Bölge Adliye Mahkemesinde reddedilerek dosyanın yine sanık müdafii tarafından yapılan temyiz talebi üzerine dairemize geldiği anlaşılmaktadır.
Söz konusu olayda yaptıkları araştırma üzerine uyuşturucu ticareti yaptığı bilgisini alan kolluk görevlilerinin gecikmeksizin durumu Cumhuriyet savcısına bildirdikleri, alınan mahkeme kararı doğrultusunda delillerin kaybolmasına fırsat vermeden sanığın ikametgahında arama yaparak uyuşturucu maddelerin bir kısmını ele geçirdikleri, kolluk kuvvetlerinin sanığın tutuklanmasından sonra araştırmalarına devam ederek bir kısım uyuşturucuları da suça iştiraki olduğuna ilişkin dosya arasında aleyhine herhangi bir delil bulunmayan anneannesinin konutunda sakladığı yönünde bilgi edinmeleri üzerine söz konusu uyuşturucuyu sanığın anneannesinden rızai teslimiyle, daha nitelikli koruma tedbiri olan arama ve el koyma tedbirine başvurmadan Cumhuriyet savcısının daha sonra yazılı hale getirdiği sözlü talimatıyla muhafaza altına almaları eyleminde gereklilik, ölçülülük ve orantılılık ilkelerine uygun hareket ettikleri, bu şekilde üçüncü kişi durumundaki anneannenin konutuna müdahaleden kaçındıkları, uyuşturucuyu elde ederken ...’e yönelik hile, cebir, şiddet veya tehdit eyleminde bulunduklarına dair herhangi bir iddia ve delil bulunmadığı, rızai teslimle yapılan muhafaza işleminin hukuka uygun olduğu, bu nedenle yerel mahkemenin, ele geçirilen uyuşturucu maddenin toplam miktarını esas alarak temel cezadan uzaklaşarak ceza tayininde hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatiyle çoğunluğun görüşüne iştirak etmiyorum