Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

10. Ceza Dairesi

Dosya2025/707 E. 2026/982 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2023/465 E., 2023/264 K.

SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma

İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet

KANUN YARARINA BOZMA

YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

Malatya 14. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasına karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin 27.02.2024 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 17.01.2025 tarihli ve 2024/16025 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.02.2025 tarihli ve KYB-2025/10030 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.02.2025 tarihli ve KYB-2025/10030 sayılı kanun yararına bozma isteminin;

“ Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 05/06/2024 tarihli ve 2020/5115 esas, 2024/2989 karar sayılı ilamında yer alan, “... Dosya içeriğine göre; sanığın 2018 yılında işlediği iddia olunan hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma suçu nedeniyle hakkında iddianame düzenlenmesi üzerine kamu davasının açıldığı ve açılan davanın derdest olduğundan, sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işleyip işlemediğinin tespitinin yargılamanın sonuçlanmasına bağlı olduğu, sanığın anılan suçtan mahkûm olup kararın kesinleşmesi halinde hükmün açıklanması mümkün olacağı aksi durumda ise düşme kararı verilebileceği, sanık hakkındaki karar kesinleştiğinde, mahkemece re‘sen ya da talep üzerine düşme şartlarının oluşup oluşmadığı yeniden değerlendirileceğinden sanık hakkında inceleme tarihi itibarıyla düşme şartları henüz oluşmadığı anlaşılmakla, itiraz mercii olan Ankara 11.Ağır Ceza Mahkemesi'nin itirazın reddi yönündeki kararı yerinde olduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir…” şeklindeki açıklamalara nazaran,

Malatya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/10/2018 tarihli ve 2016/1042 esas, 2018/711 sayılı kararının 31/10/2018 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 09/02/2021 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum edildiğine ilişkin ihbara konu İzmir 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/11/2022 tarihli ve 2021/494 esas, 2022/948 sayılı kararının, istinaf edilmeden 18/01/2023 tarihinde kesinleşmesini takiben, hükümlünün eski hale iade talebi üzerine, anılan kararın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 21/02/2023 tarihli ve 2023/605 esas, 2023/643 sayılı kararıyla bozulduğu ve dosyanın İzmir 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/242 esasına kayden derdest bulunduğunun, diğer yandan sanığın adli sicil kaydından denetim süresi içerisinde işlenmiş başkaca bir suçtan mahkumiyet kaydının da bulunmadığının anlaşılması karşısında, ihbara konu davanın sonucunun beklenip, anılan dosya kapsamında mahkumiyet kararı verilerek kesinleşmesi durumunda sanık hakkındaki hükmün açıklanması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,

Kabule göre de;

Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 09/12/2019 tarihli ve 2019/2360 esas, 2019/7718 karar sayılı ve aynı Dairenin 24/02/2020 tarihli ve 2020/250 esas, 2020/1242 karar sayılı ilâmları ile benzer diğer ilamlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik şüphelinin 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkının bulunduğu ve erteleme kararında itiraz hakkı ile itiraz süresi ve merciinin gösterilmesi gerektiği, itiraz hakkı bulunduğu hususunu içerir bahse konu karar kendisine hiç tebliğ edilmeyen yahut usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeyen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının da bir önem arz etmediği nazara alındığında,

Malatya Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 15/06/2016 tarihli ve 2015/23789 soruşturma, 2016/383 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheliye tebliğ edilmediği gibi, şüpheliye denetimli serbestlik sürecinde ya da kovuşturma sırasında hiçbir aşamada itiraz hakkının bildirilmediğinin anlaşılması karşısında, mahkemesince açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden durma kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde şüpheliye tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi için Cumhuriyet başsavcılığına bildirimde bulunulmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,

İsabet görülmemiştir.”

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

A. Şüpheli hakkında, 16.10.2015 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 15.06.2016 tarihli ve 2015/23789 Soruşturma, 2016/383 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da

tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, erteleme kararı içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru süresinin "tebliğ"den itibaren başlayacağının açıkça gösterilmediği, tedbirin infazı için kararın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,

B. Şüphelinin, kendisine yüklenen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere çağrıya uymayarak uygun davranmadığının bildirilmesi üzerine, erteleme kararının kaldırılarak Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 28.10.2016 tarihli ve 2015/23789 Soruşturma, 2016/5664 Esas, 2016/4602 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,

C. Yapılan yargılama neticesinde, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin Malatya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.10.2018 tarihli ve 2016/1042 Esas, 2018/711 Karar sayılı kararının 31.10.2018 tarihinde kesinleştirildiği,

D. İhbar üzerine, Malatya 14. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 21.12.2023 tarihli ve 2023/465 Esas, 2023/264 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasına, karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin kesinleştiği,

Anlaşılmıştır.

E. Dosya kapsamına göre;

1. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda sanığa, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı,

Sanık hakkında Malatya Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 15.06.2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin karar şüpheliye tebliğ edilmediği gibi, erteleme kararı içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru süresinin "tebliğ"den itibaren başlayacağının açıkça gösterilmediği Anayasanın Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması başlıklı 40. maddesindeki düzenleme ile 5237 sayılı TCK'nın 191/2. ve 5271 sayılı CMK'nın 171, 1 72... . maddeleri uyarınca, başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerekmekte olup; "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararda başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının gösterilmemesi nedeniyle erteleme kararının usûlüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usûlüne uygun kesinleşmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı nedeniyle de tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, kararın kesinleşmemesi nedeniyle beş yıllık erteleme süresi işlemeye başlamadığından yükümlülük ihlâlinden söz edilemeyeceği anlaşıldığından; Mahkemesince; açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi,

2. 5271 sayılı CMK'nın 225. maddesinde "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu madde gereğince hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise, ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebilecektir. Anılan kanuni düzenlemelere göre, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açık aykırılık oluşturacaktır. Öğretide “davasız yargılama olmaz” ve “yargılamanın sınırlılığı” olarak ifade edilen bu ilke uyarınca hâkim, ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuki çözüme kavuşturacaktır. Dolayısıyla, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan düzenlenen iddianame içeriğinde de, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına esas alınan eylem anlatımının yanında ve 5237 sayılı TCK'nın

191/4-a maddesinde yer alan yükümlülük ihlâlinin ya da TCK'nın 191/4-b-c maddelerinde yer alan ihlâl sayılan eylem anlatımının, kamu davası TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında açılıyorsa bu eylem anlatımının açık bir şekilde yer alması gerekmektedir.

Ancak, dosyanın incelenmesinde, Malatya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 28.10.2016 tarihli ve 2015/23789 Soruşturma, 2016/5664 Esas, 2016/4602 sayılı iddianame içeriğinde kamu davasının açılmasının ertelenmesine esas alınan 16.10.2015 tarihli eyleme ilişkin herhangi bir anlatıma yer verilmediği sadece yükümlülük ihlâlinin anlatımına yer verildiği gözetilmeksizin sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi,

Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR

A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

B. Malatya 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.12.2023 tarihli ve 2023/465 Esas, 2023/264 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

03.02.2026 tarihinde karar verildi.

§