"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2023/555 E., 2023/533 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR: Kamu davasının durması
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
Trabzon 3. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince durmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 14.10.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 20.01.2025 tarihli ve 2024/11962 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.02.2025 tarihli ve KYB-2025/11123 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.02.2025 tarihli ve KYB-2025/11123 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/4-a maddesinde yer alan, "Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi hâlinde, hakkında kamu davası açılır." şeklindeki düzenleme uyarınca, sanık hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın şüpheliye tebliğ edilmesini müteakip, şüphelinin Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce düzenlenen yükümlülüklerini bildirir "çağrı yazısı" üzerine 10 gün içerisinde gelmemesi durumunda denetimli serbestlik dosyasının kapatılamayacağı, ayrıca şüphelinin yükümlüklerine uymamakta ısrar etmesi gerekeceği, ısrar şartının gerçekleşip gerçekleşmediğinin ise aynı Yönetmeliğin 44. maddesinin üçüncü fıkrasına göre belirlenmesi gerektiği, nitekim "ısrar" şartı kovuşturma şartı olup Kanunla getirilmiş olduğundan, kanun hükmünün yönetmelikle bertaraf edilmesinin mümkün olmayacağı,
10/11/2021 tarihli ve 31655 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin 44/3. maddesinde yer alan, "Denetimli serbestlik kararlarının infazında, yükümlülüğün bir yıl içerisinde mazereti olmaksızın ve kasıtlı olarak üç defa ihlal edilmesi yükümlülüğe uymamada ısrar etme sayılır." şeklindeki düzenlemede, "ısrar şartının" üç defa ihlâlin gerçekleşmesi durumunda oluşacağı belirtilmiş ise de, burada sanığa getirilen lehe düzenlemenin geniş yorumlanmasının, maddede getirilen düzenlemenin amacına aykırı olacağı, sanık tarafından hakkın kötüye kullanmasının söz konusu olabileceği, dolayısıyla sanığa yükümlülüklerini bildirir çağrı yazısının usulüne uygun tebliğ edilmesini müteakip, 10 günlük yasal süre içerisinde müracaat edilmemesinin ilk ihlâli oluşturmakla beraber esasında sanığın yükümlüklere uymayacağına yönelik iradesini de ortaya koyduğu, ancak 5237 sayılı Kanun'un 191/4-a maddesinde yer alan, "Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi hâlinde, hakkında kamu davası açılır." şeklindeki düzenleme uyarınca ısrar koşulunun gerçeklemesi amacıyla sanığa bu kez uyarı yazısının usulüne uygun tebliğ edilmesi gerektiği, yapılan uyarının da dikkate alınmaması halinde ısrar şartının oluşabileceği, anılan yönetmelikte belirtilen üç kez ihlal şartının ise yükümlüye ilk kez gönderilen çağrı yazısı üzerine denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat eden sanık hakkında gündeme gelebileceği, bu kapsamda çağrı yazısı üzerine Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müracaat edip yükümlülüklerinin ne olduğuna dair bilgilendirilen sanığın; yükümlülüklerinin infazı sırasında mazereti olmaksızın kasıtlı olarak yükümlülüklerini ihlâl etmesi durumunda, anılan yönetmelikteki düzenleme uyarınca 3 defa ihlâl şartının aranması gerekeceği anlaşılmakla,
Somut olayda, Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 14/10/2022 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 5237 sayılı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca şüpheli hakkında 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın 22/10/2022 tarihinde sanığa usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek 07/11/2022 tarihinde kesinleşmesini müteakip, ... Serbestlik Müdürlüğünün 08/11/2022 tarihli ve 2022/1253 DS sayılı çağrı yazısının usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen şüphelinin başvuruda bulunmaması üzerine (ilk ihlal), 05/12/2022 tarihli ikinci çağrı yazısının usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek sanığın başvuruda bulunması akabinde denetimli serbestlik yükümlülüğünün uygulanmasına başlandığı, şüphelinin 11/04/2024 tarihinde gerçekleştirdiği ikinci ihlal nedeniyle ... Serbestlik Müdürlüğünün 19/04/2023 tarihli uyarı yazısının da usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesini müteakip, 20/06/2023 tarihinde gerçekleştirdiği üçüncü ihlal nedeniyle ... Serbestlik Müdürlüğünün 05/07/2023 tarihli uyarı yazısının da usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi sonrasında, şüphelinin 10 gün içinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurmaması nedeniyle yükümlülüklerine uymamakta ısrar ettiğinden bahisle denetimli serbestlik kaydının kapatılmasına karar verilmiş ise de, gerek suç tarihi gerekse denetimli serbestlik kaydının kapatıldığı tarih itibarıyla 10/11/2021 tarihli ve 31655 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin 44/3. maddesinin yürürlükte olduğu ve en az 3 ihlal şartının aranması gerektiği ve somut olayda anılan şartın gerçekleştiği gözetilmeksizin yargılamaya devam edilmesi yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 29.09.2022 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığının 14.10.2022 tarihli ve 2022/15024 Soruşturma, 2022/684 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, erteleme kararı içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yolu süresi ve bu sürenin başlangıcı ile merciinin usûlüne uygun şekilde gösterildiği, tedbirin infazı için kararın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
B. Şüphelinin, kendisine yüklenen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar ettiğinin bildirilmesi üzerine erteleme kararının kaldırılarak Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığının 14.09.2023 tarihli ve 2022/15024 Soruşturma, 2023/3986 Esas, 2023/2747 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,
C. Trabzon 3. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 25.09.2023 tarihli ve 2023/555 Esas, 2023/533 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının "kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usûlüne uygun tebliğ edilmediği" gerekçesiyle 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince durmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
D. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde yer alan, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/5. maddesine göre tebliğ mazbatasının "Tebliğin kime yapıldığını ve tebliğ muhatabından başkasına yapılmış ise o kimsenin adını, soyadını, adresini ve 22 nci madde gereğince tebellüğe ehil olduğu" hususunu ihtiva etmesi gerektiği, yine 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesi ve Tebligat Yönetmeliği'nin 30. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, tebliğ yapılacak kişinin adreste bulunmaması hâlinde, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebeplerini komşu, yönetici, kapıcı vb. kişilere sorarak araştırması, tespitlerini onların beyanlarını ve imzalarını alarak tebliğ mazbatasına şerh etmesi ya da imzadan imtina etmeleri hâlinde bu durumu tebliğ mazbatasına şerh etmesi gerektiği, ayrıca Tebligat Yönetmeliği’nin 35/4. maddesine göre de tebliğ mazbatasının, tebliği çıkaran merci ve tebliğ memuru tarafından okunaklı şekilde düzenlenmesi gerektiği dikkate alındığında,
Dosya kapsamına göre;
29.09.2022 tarihli eylemi nedeniyle verilen 14.10.2022 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi karar tebliğinin sanığın bildirdiği en son adresine çıkarılarak 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre kapıcı ...'den sorulup "evde değil" şeklinde beyanda bulunduğunun şerh edilmesi üzerine kapıcıya haber verilip haber kağıdı kapısına yapıştırılıp muhtara teslim edildiği dolayısıyla kamu davasının açılmasının ertelenmesi karar tebliğinin usûlüne uygun olduğu gözetilmeksizin ve bu hususta sanığın savunması alınmaksızın tensiben sanık hakkında yazılı şekilde durma kararı verilmesi,
Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. Trabzon 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.09.2023 tarihli ve 2023/555 Esas, 2023/533 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.02.2026 tarihinde karar verildi.