Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

10. Ceza Dairesi

Dosya2024/8214 E. 2026/606 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2019/182 E., 2020/7 K.

SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma

İNCELEME KONUSU KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması

KANUN YARARINA BOZMA

YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

Gökçeada Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 02.07.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 17.09.2024 tarihli ve 2022/19499 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.10.2024 tarihli ve KYB - 2024/96285 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye

gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.10.2024 tarihli ve KYB - 2024/96285 sayılı kanun yararına bozma isteminin;

" Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek yapılan incelemede;

Dosya kapsamına göre,

1...Kriminal Polis Laboratuvarının 14/07/2017 tarihli ve 2017/09575 sayılı ekspertiz raporunda; suç tarihinde sanığın üzerinde ele geçirilen 0,7 gram beyaz renki toz maddenin, opioid bağımlılığı tedavisinde kullanılan ve kırmızı reçeteye tabi "Suboxone" ticari ismiyle satılan ilacın etken maddesi olan "buprenorphine" etken maddesini ihtiva ettiğinin belirtildiği, "buprenorphine" etken maddesinin 5237 sayılı Kanun'un 188. maddesinin altıncı fıkrasında öngörülen suç saklı kalmak üzere, kullanmak amacı ile bulundurulmasının suç oluşturmayacağı ve Adli Tıp Kurumu Bursa Grup Başkanlığının 03/08/2017 tarihli raporunda sanığın kan ve idrar örneklerinde uyuşturucu uyarıcı maddeler ile ilaç etken maddelerinin bulunmadığının tespit edildiği gözetilmeden, sanığın unsurları oluşmayan 27/06/2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan beraati yerine yazılı şekilde karar verilmesinde,

Kabule göre de;

2. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/11/2006 tarihli ve 2006/6-123 esas, 2006/229 karar sayılı ilâmı ile Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 13/07/2009 tarihli ve 2009/8068 esas, 2009/10789 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, Anayasa’nın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34/2, 231/2, 232/6 ve 291/1-2. maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerektiği,

Yine benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 27/03/2019 tarihli ve 2018/4898 esas,

2019/1915 karar sayılı ilâmında değinildiği üzere sanık hakkında kamu davası açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmeksizin denetime başlanmış olmasının da sonuca etki etmeyeceğinin belirtildiği,

Somut dosya kapsamında; kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair Gökçeada Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 07/08/2017 tarihli kararın sonuç kısmında söz konusu kararda başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde kararın kesinleşeceğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmediği gibi, karara karşı başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde kararın kesinleşeceğinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiyenin de sanığa tebliğ edilmediği anlaşılmakla, anılan kararın usulüne uygun tebliğ edilmemekle kesinleşmediği, bu halde sanık hakkında denetim süresinin başlamadığı ve denetim süresi içinde yeniden aynı nitelikte suç işlendiğinden bahisle de kamu davası açılamayacağı, açılan kamu davasının yargılaması sonunda kovuşturma şartı gerçekleşmeyeceği gözetilerek durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde,

İsabet görülmemiştir."

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

A. Şüpheli hakkında, 27.06.2017 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Gökçeada Cumhuriyet Başsavcılığının 07.08.2017 tarihli ve 2017/279 Soruşturma, 2017/4 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3.maddesi uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, kararın, 25.09.2017 tarihinde şüpheliye tebliğ edilerek tedbirin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,

B. Şüphelinin, 07.05.2019 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurması ve uyuşturucu madde kullanması nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Gökçeada Cumhuriyet Başsavcılığının 13.09.2019 tarihli ve 2017/279 Soruşturma, 2019/155 Esas, 2019/153 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, davanın 2019/182 Esasa kaydedildiği,

C. Yine şüpheli hakkında, 24.06.2019 tarihli aynı nev'i suç nedeniyle yürütülen soruşturma sonunda Gökçeada Cumhuriyet Başsavcılığının 14.10.2019 tarihli ve 2019/595 Soruşturma, 2019/188 Esas, 2019/186 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasının Gökçeada Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/182 Esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verildiği,

D. Yapılan yargılama sonucunda, Gökçeada Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 21.01.2020 tarihli ve 2019/182 Esas, 2020/7 Karar sayılı kararı ile, sanığın, TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 6545 sayılı Kanun'un 85.maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7/2. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği,

Anlaşılmıştır.

E. Kanun yararına bozma istemi ve tebliğnamede Mahkeme karar numarasının "2020/7 Karar" yerine "2020/155 Karar" olarak yazılması maddi hata kabul edilerek yapılan incelemede:

1. Bursa Kriminal Polis Laboratuvarının 14.07.2017 tarihli ve 2017/09575 sayılı ekspertiz raporunda; suç tarihinde sanığın üzerinde ele geçirilen 0,7 gram beyaz renki toz maddenin, opioid bağımlılığı tedavisinde kullanılan ve kırmızı reçeteye tabi "Suboxone" ticari ismiyle satılan ilacın etken maddesi olan "buprenorphine" etken maddesini ihtiva ettiğinin belirtildiği, "buprenorphine" etken maddesinin 5237 sayılı TCK'nın 188. maddesinin altıncı fıkrasında öngörülen suç saklı kalmak üzere, kullanmak amacı ile bulundurulmasının suç oluşturmayacağı ve Adli Tıp Kurumu Bursa Grup Başkanlığının 03.08.2017 tarihli raporunda sanığın kan ve idrar örneklerinde uyuşturucu - uyarıcı maddeler ile ilaç etken maddelerinin bulunmadığının tespit edildiği, bu hususun mahkemenin takdiri ve delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmesi durumunu aşan mutlak hukuka aykırılık niteliğinde olduğu anlaşıldığından; sanığın unsurları oluşmayan 27.06.2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan beraati yerine mahkûmiyetine ve koşulları oluşmadığı halde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi, Kanun'a aykırıdır.

2. Kabule göre de;

Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik TCK'nın 191.maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının

açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, sanık hakkında Gökçeada Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararda, karara karşı itiraz kanun yolunun gösterilmediği, şüpheliye anılan karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru hakkı tanınmadığı, bu nedenle erteleme kararının usûlüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usûlsüz olarak verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, bu durumda ihlal kabul edilen 07.05.2019 tarihli eylemin erteleme süresi içerisinde işlendiğinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla TCK'nın 191/4.maddesinde yer alan dava açılması koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından; Mahkemesince, açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden karar verilmesi, Kanun'a aykırıdır.

F. Sonuç olarak;

Mahkemece, 27.06.2017 tarihli eylem yönünden sanığın üzerine atılı kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan beraatine karar verilmesi, 24.06.2019 tarihli aynı nev'i suç nedeniyle Gökçeada Cumhuriyet Başsavcılığının 14.10.2019 tarihli ve 2019/595 Soruşturma, 2019/188 Esas, 2019/186 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasının tefriki ile tefrik edilen davada kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca kamu davasının durmasına karar verilerek sanığın 07.05.20 19... .06.2019 tarihli eylemleri nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmek üzere Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.

III. KARAR

A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

B. Gökçeada Asliye Ceza Mahkemesinin 21.01.2020 tarihli ve 2019/182 Esas, 2020/7 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.01.2026 tarihinde karar verildi.

§