Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

Dosya2026/954 E. 2026/2440 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/1439 E., 2025/3132 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2015/116 E., 2024/49 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Dava, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Davacı vekili; davacıya ait ... ilçesi, ... Köyü 6 26... parsel sayılı taşınmazların sahte kimlik ve işlemlerle davalılar adına paylı şekilde devredildiğini, davalıların birbiriyle irtibatlı olduklarını, davalılardan ... Gayrimenkul Limited Şirketi tarafından 25.03.2015 tarihinde davacının maaş hesabına para yatırıldığını ancak bu paranın davacı tarafından çekilmediğini ileri sürerek dava konusu 6 26... parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.

Davalı ... vekili; sahtecilik olaylarından davalının haberi olmadığını, davalının TMK madde 1023 uyarınca iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ... Gayrimenkul Limited Şirketi vekili; davalı Şirketin ... ilçesinde emlak işleriyle uğraştığını, dava konusu taşınmazın satıldığını emlak işiyle uğraşan diğer davalı ...'dan öğrendiklerini, davalı Şirketin kendilerini arsa sahibi olarak tanıtan kişinin hesabına para yatırdığını, TMK madde 1023 uyarınca iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalılar ..., ..., ... ve ... vekili; sahtecilik olaylarından davalıların haberi olmadığını, davalıların TMK madde 1023 uyarınca iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ... vekili, davalının dava konusu taşınmazın satıldığını arsa sahibi olduğunu beyan eden kişilerin davalıya ait emlak dükkanına gelmesiyle öğrendiğini, davalının mağdur olduğunu, TMK madde 1023 uyarınca iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu 6 26... parsel sayılı taşınmazların satış işleminin evrakta sahtecilik yapılarak düzenlenen sahte belgelerle yapıldığı, satış işlemlerinin kamu düzenine aykırı ve yok hükmünde olduğu, yoklukla malul işlem nedeniyle tarafların iyi niyet iddiasının dinlenebilme imkanının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı süresi içerisinde davalılar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, her bir davalının payı oranında hüküm kurulması ve bu oranda yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerektiği belirtilerek davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulması suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dosya içeriğinden, dava konusu 6 26... parsel sayılı taşınmazların imar sonucu 528 59... , 528 67... , 528 71... parsel sayılı taşınmazlara gittiği, bu taşınmazlardan 528 71... parsel sayılı taşınmazda dava dışı TOKİ'nin de pay sahibi olduğu anlaşılmıştır.

Hemen belirtilmelidir ki; 6100 sayılı HMK'nın 125. maddesinde dava konusunun taraflarca üçüncü kişiye devir ve temliki halinde yapılacak usuli işlemler düzenlenmiştir. Söz konusu madde hükmüne göre iki taraftan biri dava konusunu bir başkasına temlik ettiği takdirde diğer taraf seçim hakkını kullanmakta, dilerse temlik eden ile olan davasını takipten vazgeçerek davayı devralan kişiye yöneltmekte, dilerse davasına temlik eden kişi hakkında tazminat davası olarak devam edebilmektedir. Kendiliğinden (re'sen) gözetilmesi zorunlu bulunan bu usul kuralına göre, Mahkemece davacı yana tercih hakkı hatırlatılarak davaya hangi kişi hakkında devam edeceği sorulmalı, sonucuna göre işlem yapılmalıdır.

Diğer yandan; HMK'nın 297/2. maddesi uyarınca, mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır. Kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince hâkimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu biçim, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hâl, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir.

Hâl böyle olunca, öncelikle dava konusu taşınmazların güncel tapu kayıtları ve dayanak tüm belgeleri getirtilip dava dışı kişilere devredilen taşınmazlar tespit edilerek HMK’nın 125. maddesi çerçevesinde davacı tarafa seçimlik hakkı hatırlatılarak davayı ne şekilde sürdüreceği sorulmalı, bu yöndeki usuli eksiklik giderildikten sonra dava konusu taşınmazların imar suretiyle üç ayrı taşınmaza gittiği gözetilerek infaz edilebilir bir karar verilmelidir.

Bölge Adliye Mahkemesince değinilen hususlar göz ardı edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.

Davacı vekili ve davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının değinilen yönlerden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harçların istek halinde temyiz eden taraflara iadesine, Dosyanın kararı veren Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§