"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2012/381 E., 2023/337 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı Hazine vekili ve fer'i müdahil Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 30. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı İdare; Hazine adına kayıtlı 10 45... parsel sayılı taşınmaz üzerinde 1119 tarihli vakfiyede kayıtlı ... ... ... Camisinin yer aldığını, vakfiye sınırları içinde yer alıp vakıf taşınmazı olduğunu, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu kararları ile 1. derecede korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edildiğini ileri sürüp eski eser niteliği nedeniyle 7044 sayılı Kanun uyarınca taşınmazın ...... ... ... Vakfına ait 52 73... ’lik kısmının tapu kaydının iptali ile ifrazen ayrı bir parsel olarak Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tesciline karar verilmesini istemiş; 21.01.2010 tarihli dilekçe ile yeni 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 30. maddesine göre 4.125, 90... kısmın ...... ... ... Vakfı adına tescili gerektiğini, ancak ifraz mümkün olmazsa 41259/2924609 payın vakfı adına tescilini talep ettiğini bildirmiştir.
Davalı Hazine vekili; taşınmazın 14.03.1951 tarihli kadastro çalışmalarında Hazine adına tescil edildiğini, tapu kaydında ve tespit tutanaklarında vakıf taşınmazı olduğuna dair şerh bulunmadığını, zamanaşımı süresinin dolduğunu, vakıf niteliğinin ve vakfiyenin bilirkişi incelemesi ile tespiti gerektiğini, ifrazının mümkün olmadığını, caminin alanının 2.2 78... olduğunu belirterek davanın reddini savunmuş, yargılama sırasında ..., ... ve ... tarafından feri müdahale talebinde bulunulmuştur.
Mahkemenin 30.11.2010 tarihli ve 2007/296 Esas, 2010/319 Karar sayılı kararıyla; çekişmeli taşınmazın ifrazının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Dairenin 02.04.2012 tarihli 2012/3279 Esas, 2012/3849 Karar sayılı kararıyla, ifrazın mümkün olup olmadığının belediye encümen kararına dayalı olarak belirlenmesi ve alınacak cevaba göre bir karar verilmesi, ifraz mümkün değil ise "caminin bulunduğu ve koruma altına alınan bölgenin" taşınmazın genel yüz ölçümüne oranlanmak suretiyle miktarının saptanması ve buraya tekabül eden pay oranında kabul kararı verilmesi gereğine değinilerek karar bozulmuş, Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, taleple bağlılık ilkesi gereğince "... ... ... Camii ve Arsası" nitelikli 35 85... parsel sayılı 3.867, 50... miktarlı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı İdare adına tesciline karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden; dava konusu 10 45... parsel sayılı 292.460, 90... miktarlı taşkızaklar ve müştemilatı nitelikli taşınmazın 14.03.1951 tarihli kadastro işlemi ile Maliye Hazinesi adına tescil edildiği, taşınmazda 28.05.1996 tarihli eski eser, 14.07.2005 tarihli kültür varlığı şerhi olduğu, kadastro tespit çalışmalarında 14.03.1951 tarihli komisyon kararında ... ... ... Vakfına ait ...1119 tarihli vakfiye sınırı içinde bir cami, şadırvan, mektep, hamam, çeşme, seferi amber, yeni arat, deniz eğitim komutanlığı yatakhaneleri ve deniz yolları haliç atölyesi işletme binaları olduğunun belirtildiği, taşınmazın yargılama sırasında 27.10.2016 tarihli ifraz işlemi ile 10 45... , 10, 11... parselin oluştuğu, 10 45... parsel sayılı taşınmazın 01.11.2016 tarihli imar işlemi ile 35 85... , 2, 3 ve 4 parsele gittiği, 35 85... parsel sayılı 242.718, 48... miktarlı taşkızaklar ve müştemilatı ve arsa nitelikli taşınmazın 22.11.2022 tarihli ifraz işlemi ile 35 85... ,7,8 ve 9 parsel sayılı taşınmaza ayrıldığı, 35 85... parsel sayılı 3867, 50... miktarlı ... ... ... Camii ve arsası nitelikli taşınmaz yönünden davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; 5737 sayılı Kanun’un 30. maddesinde; “(1)Vakıf yoluyla meydana gelip de her ne suretle olursa olsun Hazine, belediye, özel idarelerin veya köy tüzel kişiliğinin mülkiyetine geçmiş vakıf kültür varlıkları mazbut vakfına devrolunur. (2) Birinci fıkrada sayılan tüzel kişilerin mülkiyetinde olup doğrudan vakfedilen veya mevcut olup olmadığına bakılmaksızın vakıf kaynaklarından inşa edilmiş, onarılmış veya ilaveler yapılmak suretiyle katkı sağlanmış vakıf kültür varlıkları, vakıf yoluyla meydana gelmiş sayılır. ” düzenlemesine yer verilmiştir.
Öte yandan; aynı Yasa'nın 3. maddesinde; mazbut ve mülhak vakıflar tanımlanmış olup mazbut vakfın; 5737 sayılı Kanun uyarınca genel müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıfları, mülhak vakfın ise mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve yönetimi vakfedenlerin soyundan gelenlere şart edilmiş vakıfları ifade ettiği belirtilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, vakıf yoluyla meydana gelip de Hazine mülkiyetine geçmiş olan vakıf kültür varlıkları; yasal düzenlemenin açık hükmü uyarınca ancak mazbut vakfına devrolunacaktır. Yasa hükmünde mülhak vakıflar hakkında bu yönde bir hükme yer verilmemiştir.
Somut olayda; bozma ilamından sonra yapılan yargılama sırasında Vakıflar Genel Müdürlüğünün 12.03.2018 tarihli yazısında ... ... ... Vakfının mazbut vakıflardan olup Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yönetilip temsil edildiğinin beyan edildiği, davacı vekilinin yargılama sırasında “...... ... ... Vakfının” Vakıflar Meclisinin 05.05.2014 tarihli 203/197 sayılı kararı ile “...... ... ... Vakfına”...nun mütevelli olarak tayin edildiği, devir teslim tutanağı dikkate alınarak mütevelliye tebliğ yapılmasını talep ettiği, ihbar olunan Veziriazam ... ... ... Vakfı vekilinin duruşmaya katıldığı ve taşınmazın vakfa ait olduğunu, hatta daha büyük bir alanı olduğunu beyan ettiği, bahsi geçen vakıf adına İstanbul 22. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/205 Esas sayılı dosyasında dava konusu taşınmaza ilişkin Hazine aleyhine tapu iptali ve tescil davası açtığını belirtip dosyanın bekletici mesele yapılmasını talep ettiği, ... ... ... Vakfının tam adının tespiti, aynı isimde başka vakıf olup olmadığının belirlenmesi suretiyle çelişkinin giderilmesi, vakfın türünün (mazbut/mülhak) tespiti ile Vakfın yönetim ve temsil yetkisinin kimde olduğunun belirlenmesine ilişkin Dairenin geri çevirme kararı üzerine ise Vakıflar Genel Müdürlüğü 22.10.2025 tarihli yazı cevabında, ...’nın mülhak vakıf olduğu, aynı isimde başka vakıf olmadığı, dava konusu 10 45... parselin ait olduğu ... ... ... Vakfı ile ...... ... ... Vakfının mazbut vakıflar olabileceği diğer mülhak vakıf ile aynı vakıf olmadığının değerlendirildiği belirtilmiş olup dava konusu taşınmazın mülhak vakfa mı mazbut vakfa mı ait olduğu noktasında tereddüt oluşmuştur.
Diğer taraftan; geri çevirme ile dosya arasına alınan taşınmazın imar evraklarından 01.11.2016 tarihli imar işlemi ile oluşan 35 85... parselin 10 45... , 10 45... , 5(14), 15, 16, 17, 18... parsel sayılı taşınmazdan geldiği anlaşılmakla, 35 85... parselden ifraz ile oluşan ve davanın kabulüne karar verilen 35 85... parsel sayılı taşınmazın tamamının dava konusu 10 45... parselden gelip gelmediği tespit edilmeksizin sonuca gidilmiş olması doğru değildir.
Hâl böyle olunca, öncelikle dava konusu kök 10 45... parsel sayılı taşınmazın hangi vakfa ait olduğunun tespiti, İstanbul 22. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/205 Esas sayılı dava dosyasının dosya arasına alınması, taşınmazın mazbut vakfa ait olduğunun belirlenmesi halinde dava konusu 10 45... parsel sayılı taşınmazdan imar ve ifraz işlemleri sonucu 35 85... parsel sayılı taşınmaza yansıyan kısmı üzerinden kabul kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Kabule göre de; 5737 sayılı Vakıflar Kanunu 30. madde gereğince tapu kaydının iptali ile vakfı adına tescil kararı verilmesi gerekirken davacı ... İdaresi adına tescil hükmü kurulması doğru değildir.
Açıklanan sebeplerle davalı Hazine vekili ve fer'i müdahil vekilinin değinilen yöne ilişkin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Bozma nedenine göre fer'ilere yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Temyiz eden davalı Hazine ve fer'i müdahil harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.