Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

Dosya2026/672 E. 2026/2256 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/955 E., 2024/1852 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Küçükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2017/301 E., 2022/64 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Asıl ve birleştirilen dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil ile araç mülkiyetinin tescili istemine ilişkindir.

Asıl davada davacılar vekili; muris ...’ın 8127 parsel sayılı taşınmazdaki 2 ve 3 numaralı dükkan vasıflı bağımsız bölümleri mirastan mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak davalı oğlu ...'a satış suretiyle temlik ettiğini ileri sürerek tapu kaydının davacıların miras payları oranında iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Birleştirilen Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/282 Esas sayılı dosyasında davacılar vekili; muris ...’ın ... plakalı ticari taksisini mirastan mal kaçırma amacıyla ve muvazaalı olarak davalı oğlu ...'a noterde yapılan satış yoluyla temlik ettiğini ileri sürerek davalı adına olan trafik tescil kaydının davacıların miras payları oranında iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Birleştirilen Marmaraereğlisi Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/149 Esas sayılı dosyasında davacılar vekili; muris ...'ın 1968 yılında Almanya’ya çalışmaya gittiğini, çalışırken ...’dan 3 adet arsa aldığını, 1974 yılında dönüş yaptığını, dönüş sonrası hatlı bir minibüs aldığını, başka bir hatta da %50 ortak olduğunu, bilahare bu minibüsleri işletirken bazı müteahhitlerle ortak işler de yaptığını, daha sonra ise tüm bu işlerin yanında bir ticari taksi alıp bunu da işlettiğini, murisin hayatta iken birden fazla ticari işle iştigal ettiğini, murisin mal varlığının önemli bir kısmını davalılara temlik ettiğini, davalılardan ...'ın hayatı boyunca babasının minibüslerinde ve ticari taksisinde şoförlük yaptığını, davalı ...’ın meslek sahibi olmadığını, dedesinin imkanları ile bir kısım işler yaptığını, diğer davalı ...’in ise herhangi bir meslek sahibi olmadığını, yaş itibariyle de genç olduğunu, bir iş yapacak ve mal kazanacak yaşta olmadığını, davalıların anılan satışlar için murise herhangi bir ödeme yapmadığını, murisin terekesinde sadece ...’da bir taşınmazın bulunduğunu, murisin ölümünden bir ay önce 10.02.2017 tarihinde ...’de maliki olduğu bir dairenin satıldığını, bu satış bedelinin de terekeden çıkmadığını ileri sürerek davalı ... adına kayıtlı 3 57... , 3 18... ve 3 56... parsel, davalı ... adına kayıtlı 2 44... ve 7321 parsel sayılı taşınmazdaki dubleks mesken niteliğinde 37... numaralı bağımsız bölümler ile 7316 parsel sayılı taşınmazdaki dubleks mesken niteliğinde 9 numaralı bağımsız bölümün, davalı ... adına kayıtlı 2 44... parsel sayılı taşınmazın davalılar adına olan tapu kayıtlarının davacıların miras payı oranında iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Asıl davada davalı vekili; temlikin muvazaalı olmadığını, aksinin kabulü halinde davacıların kazanımlarının terekeye ilave edilmek suretiyle saklı payların tespitinin gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Birleştirilen Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/282 Esas sayılı dosyasında davalı vekili; davaya konu ticari taksinin davalı tarafından edinildiğini, ayrıca murisin hayatta iken hem davacı çocuklarına hem de torunlarına bir kısım taşınmaz ve para mahiyetinde kazandırmalarda bulunduğunu, bu kazandırmaların miras haklarına mahsuben yapıldığını, davacıların da muris tarafından kendilerine devredilen taşınmazları alabilecek ekonomik güçlerinin bulunmadığını, davalının hiçbir bedel ödemeden daha önce yapılan bir ortaklıktan ayrıldığını, taksinin borcunun davalı tarafından ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Birleştirilen Marmaraereğlisi Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/149 Esas sayılı davada davalılar vekili; davacıların iddialarının doğru olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; murisin Almanya'da çalıştığı, ekonomik durumunun oldukça iyi olduğu, murisin mal varlığının tamamına yakınını davalılara devrettiği, davalı oğlu ve torunlarının çekişmeli taşınmazların bedelini o tarihlerde ödeyebilecek ekonomik gücünün bulunmadığı, dinlenen tanık beyanları uyarınca bu hususların da doğrulandığı, kaldı ki bedellerin ödendiğine ilişkin davalılarca herhangi bir belge sunulmadığı, murisin yaptığı devirlerde gösterilen tapu değerleri ile bilirkişi raporlarında belirtilen devir tarihlerindeki gerçek değerler arasında fark olduğu, murisin sağlığında hak dengesini gözeten kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsar biçimde bir paylaştırma yapmadığı, birleştirilen davaya konu ... plakalı ticari taksi yönünden ise resmi sicillere bağlı tutulan malların muvazaalı devrinde TBK'nın 19. maddesinin uygulanabileceği ve mirasçılar sözleşmenin tarafı olmadığından sözleşmenin muvazaalı olarak yapıldığı iddiasının her türlü delille kanıtlanabileceği, dinlenen tanıkların davalının alım gücünün bulunmadığını belirttikleri, murisin de o dönemde ticari taksisini satmasına esas herhangi haklı ve makul bir nedeninin tespit edilmediği, murisin amacının kız çocuklarına mal bırakmamak olduğu, kız çocuklarından mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak birçok taşınmazını ve ticari taksi plakasını devrettiği gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; murisin Almanya'da çalıştığı, ekonomik durumunun oldukça iyi olduğu, davaya konu taşınmazlarını ve ticari aracını satmaya ihtiyacının bulunmadığı, davalı oğlu ve oğlundan olma davalı torunlarına malvarlığının önemli bir kısmını devretmesine karşın sağlığında hak dengesini gözeten kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsar şekilde bir paylaştırma yapmadığı, murisin kız çocuklarından mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak davalılara dava konusu taşınmazlarını ve ticari taksi plakasını devrettiği, davalıların bedel ödediklerine dair herhangi bir delil sunmadıkları gözetilerek usul ve yasaya uygun karar verildiği gerekçesiyle davalıların istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.

Hemen belirtmek gerekir ki, temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup aşağıdaki paragrafın dışında kalan nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Ancak; asıl davaya konu 8127 parseldeki 2 nolu bağımsız bölüme isabet eden 35/347 arsa payının 20/347 payının muris tarafından, 15/347 payının dava dışı ... tarafından davalı ...’a 29.09.1997 tarihinde satış suretiyle temlik edildiği anlaşılmakta olup dava konusu 8127 parseldeki 2 nolu bağımsız bölümde muris tarafından davalıya temlik edilen pay yönünden hüküm tesis edilmesi gerekirken dava dışı ... tarafından temlik edilen pay da hükme dahil edilerek taşınmazın tamamı üzerinden iptal-tescile karar verilmesi isabetsizdir. Diğer taraftan harç kamu düzeni ile ilgili olup temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın re’sen gözetilmesi gereken hususlardandır.

Ne var ki, anılan hususlar yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, asıl davada davalı ... vekilinin değinilen yönden temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının; a-1 bendinde geçen “(35/347 hissesinin)” ibaresi hükümden çıkarılarak yerine “(20/347 hissesinin)” ibaresi ve hükmün “YARGILAMA GİDERLERİ” başlıklı kısmının 2. bendinde geçen “120.179,10-TL” ibaresi yerine “118.530,15 TL” ve aynı bentte geçen “90.133,65-TL” ibaresi yerine de “88.484,71 TL” ibarelerinin yazılması suretiyle 6100 sayılı HMK'nın 370/2. maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

§