Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

Dosya2026/450 E. 2026/2195 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2025/342 E., 2025/517 K.

Asıl dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil; birleştirilen dava ise inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat isteklerine ilişkindir.

Asıl davada davacı ... vekili; davalının kiracı olarak oturduğu 62 58... parselde kayıtlı 54 numaralı bağımsız bölümü 05.06.2006 tarihinde müvekkilinin satın aldığını, satın aldığı tarihten sonra da davalının taşınmazda oturmaya devam ettiğini, davalının sadece ilk ay bedel ödediğini, ancak daha sonraki ecrimisil bedellerini ödemediğini, arkadaş oldukları için müvekkilini bugüne kadar oyaladığını, ihtarname ile ödenmeyen ecrimisil bedelleri talep edilmesine rağmen sonuç alınamayınca icra takibi başlattıklarını, takibe itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, kira alacağını alamayan müvekkilinin alacak taleplerine ilişkin olarak açtığı davaların da aralarında kira ilişkisi bulunmadığı gerekçesiyle reddedildiğini ileri sürerek haksız işgal nedeni ile davalının taşınmazdan tahliyesine ve aylık 600,00 TL olmak üzere toplam 75 aylık ecrimisil bedeli olarak 45.000,00 TL'nin gecikme faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Birleştirilen davada davacı ... vekili; müvekkilinin adına kayıtlı dava konusu 62 68... parselde kayıtlı 54 numaralı bağımsız bölümü bankalardan kredi temini amacıyla önce dava dışı ...'a satış göstermek suretiyle devrettiğini, ...'e kredi çıkmayınca ...'in de müvekkilinin bilgisi dahilinde taşınmazı ...'e devrettiğini, tarafların birbirlerini tanıdıklarını ve kredi temini amacıyla satış işlemlerinin yapıldığını bildiklerini, müvekkilinin kredi borcunun bir kısmını ödeyebildiğini, kalan 82.000,00 TL'lik borcu ise davalı ...'nın ödediğini, müvekkilinin talep etmesine rağmen davalı ...'nın taşınmazı iade etmediğini, aralarındaki anlaşmaya aykırı davrandığını ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline, olmadığı takdirde ödediği 34.910,00 TL'nin faiziyle birlikte davalı ...'dan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Asıl davada davalı ... vekili; ecrimisil alacağı yönünden zamanaşımı itirazında bulunduklarını, müvekkilinin söz konusu taşınmazda haksız olarak değil davacı ile aralarındaki anlaşmaya dayanarak oturduğunu, davacının müvekkilinden olan alacağını tahsil etmek amacıyla taraflar arasında kira sözleşmesi olduğunu belirterek hem kira bedeli hem de dairenin maliki olarak menfaat sağlamaya çalıştığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Birleştirilen davada davalı ... vekili; davacının muvazaa iddialarının gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin tapu kaydına dayanarak ve güvenerek taşınmazı iyi niyetle iktisap ettiğini, davacının uzun yıllardan beri taşınmazı kira ya da ecrimisil vermeden kullandığını, davacı aleyhine açtıkları el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasının devam ettiğini, anılan davayı sürüncemede bırakmak amacıyla davacı tarafından eldeki davanın açıldığını, davacının müvekkili davalı adına kredi borcu ödediğini iddia ederek dekontlar sunduğunu, bu dekontların tetkikinden davacının davalı adına 34.911,50 TL ödeme yaptığına dair dekont olmadığını, davacının ismi geçen dekontlarda yazılı toplam miktarın 4.365,00 TL olduğunu, bu dekontların müvekkili ile ilgisi olmayan dekontlar olduğunu, bazı dekontlarda davacının ve müvekkilinin ismi geçmekle birlikte niçin ve nasıl geçtiğinin belli olmadığını bu nedenle dekontlara itiraz ettiklerini, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının müvekkili adına 4.365,00 TL ödediği kabul edilse bile bu ödemenin müvekkiline olan borca karşılık yapıldığının kabul edilmesi gerektiğini, davacının iddiasını yazılı belge ile kanıtlaması gerektiğini, tanık dinlenmesine muvafakatları olmadığını belirterek birleştirilen davanın reddini savunmuştur. Davalı vekili 13.03.2023 tarihli ıslah dilekçesinde müvekkiline ödenmesine karar verilecek bedelin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemenin 19.06.2014 tarih ve 2013/291 Esas, 2014/195 Karar sayılı kararıyla; asıl davada davanın kısmen kabulü ile el atmanın önlenmesine ve toplam 42.471,68 TL ecrimisilin her yıl dönem sonlarından işleyen yasal faizi ile birlikte tahsiline, fazla talebin reddine; birleştirilen 2013/493 Esas sayılı davada inançlı sözleşmeye dayalı tapu iptali ve tescil talebinin ispat edilemediğinden reddine ve 4.365,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiş, kararın asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 08.03.2017 tarihli ve 2014/19701 Esas, 2017/1107 Karar sayılı kararı ile; somut olaya bakıldığında, dosyada bulunan banka dekontlarının bir kısmında davalı-davacı ...'in ödeme yaptığının kesin olduğu, bu nedenle dekontların yazılı delil başlangıcı kabul edilmesi gerektiği, hal böyle olunca, Mahkemece ödemelere ve krediye ilişkin bilgilerin bankadan temin edilmesi, ödemelerin kim tarafından yapıldığının tespiti, tanık anlatımlarının değerlendirilmesi ve öncelikle inançlı işleme ilişkin uyuşmazlığın çözülmesi, daha sonra asıl dava bakımından TBK'nın 97. maddesi de değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisinin isabetsiz olduğu gerekçeleriyle kararın bozulmasına karar verilmiş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin 18.06.2019 tarih ve 2017/179 Esas, 2019/175 Karar sayılı kararıyla; asıl davanın reddine, birleştirilen dava yönünden ise dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile birleştirilen davada davacı adına tesciline, davacı tarafından ibraz edilen teminat mektubundaki 304.564,72 TL bedelin karar kesinleştiğinde faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiş, kararın asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı ... vekili ve katılma yoluyla asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı ... vekili tarafından temyizi üzerine Dairenin 29.11.2021 tarihli ve 2021/2564 Esas, 2021/7342 Karar sayılı kararıyla; dosya içeriği ve toplanan delillere göre birleştirilen davada inançlı işlem iddiası bakımından inceleme yapılarak tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne karar verilmesi ve asıl davanın da reddedilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik olmadığından davacı-birleştirilen davada davalı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddine; davalı-birleştirilen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, birleştirilen davada davalı ...'nın dava konusu taşınmaza ilişkin yapmış olduğu kredi ödemelerinin karar tarihine en yakın tarih itibariyle güncellenmesi amacıyla bilirkişiden rapor alındığı ve alınan raporda asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı ...'nın kredi borcuna dair yaptığı ödemelerin güncellenmiş değerinin 304.564,72 TL olduğunun bildirildiği, tespit edilen bu miktarın davalı-birleştirilen davada davacı tarafından mahkeme veznesine depo edilmesine dair karar verildiği, ne var ki bu hususun doğru olduğunu söyleyebilme olanağı bulunmadığı, hal böyle olunca; dava tarihi itibariyle davacı-birleştirilen davada davalı ... tarafından yapılan kredi ödemelerinin hesaplattırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemenin 28.09.2023 tarih ve 2022/249 Esas, 2023/644 Karar sayılı kararıyla; birleştirilen dosyadaki davacının yapmış olduğu kredi ödemeleri ile davalının ödeme dekontları, kredi sözleşmelerinin tamamı getirtilerek uzman bankacı bilirkişiden rapor ve ek raporlar alındığı, Yargıtay bozma ilamına uygun şekilde düzenlettirilen bilirkişi raporları dikkate alınarak asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı ... tarafından ödenen kredi toplamı olan 102.618,64 TL'nin asıl davada davalı- birleştirilen davada davacı ...'den alınarak Musa'ya verilmesine, 2017/179 Esas sayılı ilamıyla asıl dava yönünden verilen karar kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen dava yönünden tapu iptali-tescil kararı kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, söz konusu kararın birleştirilen davada davalı ... vekili tarafından temyizi üzerine Dairenin 12.02.2025 tarihli ve 2024/250 Esas, 2025/573 Karar sayılı kararı ile bu kez; Dairenin bozma kararında, birleştirilen davada inançlı işlem iddiasının ispatlandığı kabul edilerek tapu iptali ve tescile karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı belirtilmiş olmakla birlikte Mahkemece verilen kararın açıkça onanmadığı, inançlı işlem sözleşmelerinin her iki tarafa borç yükleyen ve aynı anda ifayı gerektiren sözleşmelerden olup tapu iptali ve tescil hükmü ile depo edilen miktarın davalıya ödenmesi kararının birlikte verilmesi gerektiği, hal böyle olunca Mahkemece tapu iptali ve tescil yönünden hüküm tekrarı yapılmadan iptal - tescil kararının doğru bulunması nedeniyle kesinleştiği gerekçesiyle sadece depo edilen miktarın davalıya ödenmesi yönünde hüküm kurularak infazda tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmesinin HMK'nın 297/2. maddesine aykırılık oluşturduğu, öte yandan karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri gereğince birleştirilen davada davacı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken neye göre belirlendiği anlaşılamayan bir değer üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesinin de doğru olmadığı gerekçesi ile karar bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamı doğrultusunda karar verildiği belirtilerek; 2017/179 Esas, 2019/175 Karar sayılı ilamı ile asıl dava yönünden verilen karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen 2013/493 Esas sayılı dosyası yönünden tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne, dava konusu 62 58... parsel 54 nolu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile birleştirilen dosya davacısı ... adına tesciline, asıl dava davacısı ... tarafından ödenen kredi toplamı olan 102.618,64 TL'nin asıl dava davalısı-birleştirilen dava davacısı ...'den alınarak, asıl dava davacısı-birleştirilen dava davalısı ...'e verilmesine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R-

Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden usul ve kanuna ve bozma kararının gereklerine uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı asıl dava yönünden 116,60 TL bakiye onama harcının; birleştirilen dava yönünden 5.872,81 TL bakiye onama harcının temyiz eden asıl davada davacı-birleştirilen davada davalıdan alınmasına, Dosyanın Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

§