Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

Dosya2026/423 E. 2026/2416 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/1539 E., 2025/1628 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2025/3 E., 2025/101 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- KARAR -

Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.

Kadastro sonucu, ... ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan dava konusu taşınmaz bölümünün ırmak yatağı olduğundan bahisle tespit harici bırakılmıştır.

Davacı vekili; ... ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan doğusu ... köyüne ait sulama arkı, batısı su kanalı, kuzeyi ... köyü sulama arkı, güneyi ..., devamı ... ile çevrili bulunan yaklaşık iki dönüm taşınmazın, öncesinde davacının babaannesi ...'ye ait iken onun ölümü üzerine mirasçıları arasında rızai taksim sonucu davacının babası ...'e kaldığını, davacının babasının çeltik ekerek zilyet ve tasarrufunda bulundurduğunu, yaklaşık on yıl kadar önce de tek oğlu olan davacıya hibe ettiğini, taşınmazın eklemeli zilyet olarak 50-60 seneden çok nizasız ve aralıksız davacının zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu belirterek davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Hazine vekili; davanın reddi ile dava konusu taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmiştir.

Davalı ... Tüzel Kişiliği davaya cevap vermemiştir.

... Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.06.20 24... /136 Esas, 2024/113 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazdaki zilyetliğinin aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla kullanma şartını ırmağın yatağının yer değiştirmiş olmasından dolayı zilyetliğin duraksaması nedeniyle sağlanamadığı, alınan harita bilirkişi raporu ve dinlenilen mahalli bilirkişilerin ırmağın taştığı seneler ekim yapılamadığına dair beyanları karşısında taşınmazın zilyetliğe dayalı kazandırıcı zamanaşımı zilyetlik şartlarının gerçekleşmediği, zilyetliğin kesintiye uğradığı gerekçesiyle davanın reddine, Hazine temsilcisinin tescil talebinin kabulü ile 25.12.2022 tarihli teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 2.735,34 m²'lik taşınmazın bulunduğu adada son parsel numarası verilerek davalı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, kararın davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 19.12.20 24... /1237 Esas, 2024/1852 Karar sayılı kararıyla; jeoloji bilirkişi raporunun yetersiz olduğu, rapor içeriğinde dava konusu taşınmazın aktif dere yatağında kalıp kalmadığı hususunda net bilgiler yer almadığı; kabule göre de davacının davasının reddine karar verilirken davalı Hazine adına vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüyle hükmün kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılarak karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Kaldırma kararı sonrası İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tanık beyanlarının uzun süreli yerel bilgi ve doğrudan gözleme dayalı olarak güvenilir bulunduğu, bilirkişi raporlarının uydu görüntüleri, jeolojik veriler, toprak analizleri ve ölçümlere dayandığı, hava görüntüleri ve arazi incelemelerinin de zilyetlik süresi ile tarımsal kullanımın sürekliliğini teyit ettiği anlaşılmış olup taşınmazın davacı tarafından aralıksız ve çekişmesiz biçimde malik sıfatıyla kullanıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 02.05.2025 tarihli teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 2.735,34 m²'lik taşınmazın bulunduğu adada son parsel numarası verilerek davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; mahallinde yapılan keşif sırasında dinlenilen yerel bilirkişi ve tanıkların zilyetliği doğrulamasına, uzman jeodezi ve fotogrametri bilirkişinin çekişmeli ve istinafa konu taşınmaz bölümünün 19 87... tarihli hava fotoğrafları ile 2011 yılı ortofotoda, 20 04... tarihli uydu görüntülerinde tarım arazisi olarak kullanıldığını, 1987 yılında imar-ihyanın tamamlandığını, zilyetlik faaliyetlerinin devam ettiğini ve etrafındaki tarım arazileri ile benzer özellik gösterdiğini bildirmesine, incelenen 1987 tarihli hava fotoğrafı ile dava tarihi arasında 20 yıldan fazla bir sürenin geçmiş bulunmasına, ziraat bilirkişinin çekişmeli taşınmaz bölümünün tarım arazisi olduğunu, 1987 tarihinden bu yana uzun bir süre ekilip biçildiğini bildirmesine, jeolog bilirkişinin taşınmaz üzerinde akarsu izine rastlanmadığını, dereden kazanılmadığı, taşınmazların dere yatağında kalmadığı, taşınmazın alanı ve çevresinde taşkın durumunun söz konusu olmadığını bildirmesine, mahalli bilirkişi ve tanıkların dava konusu taşınmazın davacının babasından davacıya kaldığını ve davacının babasının vefatından sonra mirasçılar arasında taksim edildiğini beyan etmelerine, yapılan senetsiz araştırması sonucunda da norm kısıtlamasının aşılmadığının anlaşılmasına göre davacı yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. ve TMK’nın 713. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca istinaf isteğinin esastan reddine karar verilmiştir.

Bilindiği üzere; olağanüstü zamanaşımı yolu ile taşınmaz mülkiyetinin kazanılması ve taşınmazın zilyedi adına tespitine ilişkin temel koşullar, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde düzenlenmiş, aynı Kanun’un 17. maddesinde ise imar ve ihya kurumuna yer verilerek imar-ihya gerektiren taşınmazlar yönü ile düzenleme yapılmıştır.

Bir yerin imar-ihya ile kazanılabilmesi için öncelikle taşınmazın orman sayılmayan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan arazilerden olması gerekir. Nehir ve çay gibi akarsuların eski (terk edilmiş, metruk) yatakları kural olarak Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdendir. Ancak bu yerlerin koşulları oluştuğu takdirde imar ve ihya ile kazanılması mümkündür. Buna karşılık aktif nehir, çay ve dere yatakları ile bu gibi yerlerin etki alanında bulunan taşınmazların imar ve ihya ile kazanılması mümkün değildir (HGK'nun 02.10.1996 tarihli ve 1996/20-429 Esas, 1996/643 Karar; 18.02.1998 tarihli ve 1998/4-122 Esas, 1998/138 Karar sayılı kararları).

Somut olayda; zilyetlikle taşınmaz iktisabına ilişkin yasal koşulların davacı yararına gerçekleştiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.

Şöyle ki; jeodezi-fotogremetri bilirkişi raporuyla da tespit edildiği üzere dava konusu taşınmazın zaman zaman oluşan taşkın sebebiyle sular altında kaldığı, mahallinde yapılan keşifte dinlenen tanık ve mahalli bilirkişilerin sedde yapılana kadar arazilerin ekilip biçilmediği, sedde yapıldıktan sonra ırmak geri çekilince davacının babası ile birlikte taşınmazı ekip biçmeye devam ettiklerini beyan ettikleri, seddenin 2016-2019 tarihleri arasında yapıldığının bildirildiği, tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarıyla çelişen jeodezi fotogrametri bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağı, ayrıca 14.05.2025 tarihli jeoloji bilirkişi raporunda taşınmazın dereden kazanıldığı, ... debisinin artması ve/veya aşırı yağışlar sebebi ile bir feyezan oluşması durumunda dava konusu (A) taşınmazının etkilenmesinin ve su altında kalmasının kuvvetle muhtemel olacağı ancak seddenin taşkın zararını en aza indireceği belirtilmesine rağmen 26.05.2025 tarihli jeoloji bilirkişi heyeti raporunda davaya konu taşınmaz aktif veya pasif olarak ... suyu etkisi olan alanlar içinde olmadığı, ... tarafından yapılan kil dolgulu taş duvar ... akış kanalı ile taşkın riskinin önüne geçildiğini belirtilmiş ise de dava konusu taşınmaz alanının geçmişte taşkınlar sebebiyle sular altında kalmış olması, günümüzde ise küresel ısınma nedeniyle iklim koşullarının değişmesi nedeniyle taşkın riskinin mevcut olduğu, ... tarafından yapılan seddenin yapıldığı tarih dikkate alındığında davacı lehine zilyetlikle edinim koşullarının oluştuğundan söz edilemeyeceği anlaşılmaktadır.

Hâl böyle olunca; Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.

Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının açıklanan nedenden ötürü kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§