Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

Dosya2026/2587 E. 2026/3378 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/2529 E., 2025/2457 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ: Cide Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2024/5 E., 2025/309 K.

Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescili isteğine ilişkindir.

Davacı; 1985 yılından beri 2009 yılında vefat eden ... ile birlikte yaşadığını, yaşadığı süre boyunca tarım ve hayvancılıktan elde ettiği gelirler ile kendi emeği sayesinde satın aldığı ancak muvazaalı işlemler sonucu tapuda ... adına tescil edilen ... ili, ...ilçesi, ...öyü,...mevkiindeki 2 34... parsel, 2 35... parsel ve 2 35... parsel ile ... Köyü...mevkiindeki 1 42... parsel sayılı taşınmazları yaklaşık 29 yıl malik sıfatıyla zilyetliğinde bulundurup fiilen kullandığını ve bedellerini kendisinin ödediğini ileri sürerek tapu kayıtlarının gerçeği yansıtmadığı gerekçesiyle yolsuz tescilin iptali ile taşınmazların kendi adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar ... ve ...; hak düşürücü sürelerin geçtiğini, dava konusu taşınmazların davacıya değil, muris ...’a ait olduğu ve miras yoluyla davalılara geçtiğini, davacının taşınmazları satın aldığı, bedelini ödediği veya uzun süre malik sıfatıyla kullandığı yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirtip davanın reddini savunmuşlardır.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazlara ilişkin kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile davanın açıldığı 05.01.2024 tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde ön görülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın dava şartı noksanlığından usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-KARAR-

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

§