"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/872 E., 2025/1247 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/6 E., 2022/29 K.
Dava, vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı vekili; davalılardan ...’ın davacının eski eşi, diğer davalının ise oğlu olduğunu, eşinden 15.10.2018 tarihinde anlaşmalı olarak boşanan davacının, boşanmadan önce iş yoğunluğu nedeniyle gayrimenkullerin durumu için müsait olmama ihtimaline binaen davalı eski eşine 02.10.2018 tarihinde taşınmaz satışına ilişkin vekâletname verdiğini, ancak davalının hemen ertesi gün söz konusu vekâletnameye istinaden ... ili, ...ilçesi... köyünde bulunan 4 07... parsel sayılı taşınmazlarını davalı oğluna satış işlemi gerçekleştirdiğini, satışın davacı müvekkilinin bilgi ve talimatı olmaksızın gerçekleştirildiğini ve tarafına herhangi bir satış bedelinin de ödenmediğini, davalı ...’ın vekâlet görevini kötüye kullanarak gerçekleştirdiği satış işlemleri sonrası 407 parsel sayılı taşınmazı bilahare devraldığını ve bu surette müvekkilini zarara uğrattığını, zira eşinin boşanma aşamasındaki davacı müvekkilini zarara uğratmak amacıyla görünürde satış işlemlerini gerçekleştirdiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazlardaki davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili; taraflar her ne kadar anlaşmalı boşanmış iseler de esasen davacının ağır hasta olduğu bir dönemde eşini aldatması ve kötü giden evlilikleri sonrası boşanma kararı aldıklarını, bu bağlamda tapu devir işlemleri ile uğraşmak istemediğini beyan eden davacının vekâlet vermeyi kendisinin teklif ettiğini, bu anlamda güvenilir ve reşit olmasından dolayı oğluna devir yapıldıktan sonra taşınmazların davalı ...’ye devri hususunda şifahi olarak anlaşmaya vardıklarını, davacının anlaşmalı boşanma protokolünde yazılı yükümlülüklerini yerine getirmemesi üzerine sabırla bekleyen müvekkilinin mecbur kalınca nafaka alacağı için icra takibi başlattığını, bunun üzerine öfkeye kapılan davacının intikam saikiyle huzurdaki davayı açtığını beyanla kötüniyetli olarak zarar verme kastıyla açılan davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ile davalının 1997 yılında evlendikleri ve ... 6. Aile Mahkemesinin 2018/989 Esas, 2018/1076 Karar sayılı ilâmı ile 05.11.2018 tarihinde anlaşmalı şekilde boşandıkları, davacının dava konusu taşınmazların satışına ilişkin vekâletnameyle 02.10.2018 tarihinde davalı ...'ı vekil tayin ettiği, dolayısıyla 12.10.2018 tarihinde boşanma davası açılmadan on gün önce davalıya vekâlet verildiğinin anlaşıldığı, davacı her ne kadar tapuya gitmeye zamanı olmadığı için davalının daha kolay satış gerçekleştirebileceği için davalıya vekâlet verdiğini ileri sürmüş ise de davacı tanığı ...'ın dava konusu taşınmazların satışından çok sonra tanıştıklarını beyan etmesi, olaya dair hiçbir görgüye dair bilgisi olmadığını, davacıdan duyması sonucu bilgi sahibi olduğunu beyan etmesi nedeniyle bu tanıktan olaya dair hükme esas herhangi bir kanaat edinilemediği, davacının diğer tanığı ...'ın ise bilgisinin salt davacının taşınmazın davalı ile davacının oğlu ... adına öğrendiği tarih bazında yeterli olduğu, diğer hususlar konusunda hükme esas nitelikte olmadığı, dolayısıyla davacının iddialarını ispatlar nitelikte olmadığı anlaşılmakla bu yöndeki davacı iddiasına itibar edilmediği, davalıların ise şifahi boşanma şartları doğrultusunda söz konusu devrin gerçekleştiğini ileri sürdüğü, taşınmazın satışına ilişkin vekâletnamenin boşanma dava tarihinden on gün öncesine ilişkin olması, aralarında geçimsizlik (aldatmaya dayalı) bulunan tarafların boşanma davasından on gün önce vekâlet vermesinin evlilik birliğinin sona ermesi üzerine malların paylaştırılması kastıyla yapıldığı kanaatine varıldığı, davacı her ne kadar taşınmazların kendisinden habersiz devredildiğini ileri sürmüş ise de anlaşmalı boşanma protokolünde diğer taşınmazlardan bahsedilmesine rağmen dava konusu taşınmazlara dair herhangi bir düzenleme yapılmamasının da dava konusu taşınmazların daha önce davalı tarafa devredildiğinin karine olarak kabul edildiği, yine davalı tarafın ''davacının ... 5. İcra Ceza Mahkemesinin 25.12.20 20... /421 Esas, 2020/824 sayılı davacının tazyik hapsine çarptırılması kararı sonucu intikam amaçlı eldeki davanın açıldığı'' yönündeki savunması yönünden yapılan değerlendirmede; 25.12.2020 tarihli tazyik hapsi kararından çok kısa bir süre sonra 08.01.2021 tarihinde eldeki davanın açılmış olması karşısında doğru görüldüğü ve davacının intikam kastıyla hareket ettiği kanaati oluştuğu, davalı tanığı ... ...'ın dava konusu taşınmazların davacı tarafından davalı ...'ye rızasıyla verildiğini defaten duyduğunu beyan etmesi, yine diğer tanık ...'ın da nafaka davasına ilişkin duruşma öncesinde davacıdan ''onlar benle uğraşıyor ben de onlarla uğraşacağım'' şeklinde sözler söylemesi de birlikte değerlendirildiğinde davacının dava konusu taşınmazı rızaen davalı tarafa geçme arzusu sonucu vekâletname verdiği sonucuna ulaşılmakla vekâlet görevinin kötüye kullanıldığı iddiası ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.