"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2071 E., 2025/1134 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ...1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/14 E., 2023/173 K.
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı; ...köyü 1 49... parsel sayılı taşınmazın sahibi olduğunu, 05.08.1991 tarihinde ...köyünde kadastro çalışmaları yapıldığını ve 1 49... parsel sayılı taşınmazın büyük bölümünün 1 46... parsel içinde mera olarak tescil edildiğini, müvekkilinin bu tespite itiraz edemediğini, daha sonra dava konusu alanda yenileme çalışması yapıldığını, bunun sonucunda 18.02.2022 tarihinde eski hatalı tespitin incelenmeden kabul edildiğini, kadimden beri 6 ve 15 parselin birlikte kullanıldığını, taşınmazın mera vasfında olmadığını, köy merası olarak kullanılmadığını, bu nedenlerle ...ilçesi, ...köyü 1 49... parselde mera olarak tescil edilen taşınmazın kendisi adına kayıt ve tescilini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmazın 1991 yılında gerçekleştirilen kadastro çalışmaları sırasında mera niteliğiyle tespit edilerek bu şekilde kesinleştiğini, söz konusu tespite karşı açılabilecek davalar bakımından öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu belirtmiş, ayrıca 22/a uygulamasının ikinci bir kadastro niteliği taşımadığını, bu nedenle 22/a çalışmalarının kesinleşmesiyle birlikte yeni bir 10 yıllık sürenin başlamasının hukuken mümkün olmadığını savunarak davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kadastro tutanağının 1991 yılında kesinleştiği, davanın 10.01.2023 tarihinde açıldığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde yazılı on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın dava şartı noksanlığından usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.