Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

Dosya2026/2151 E. 2026/2932 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2026/68 E., 2026/123 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2024/85 E., 2024/15 K.

Dava kadastro öncesi sebebe dayalı tapu iptali-tescil istemine ilişkindir.

... ili, ... ilçesi, ...Mahallesinde yapılan kadastro çalışması sonucunda 2 56... parsel (eski 1021 parsel) sayılı taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetli nedeniyle ...oğlu ... ...ve ...Oğlu ......'ların adına 25.09.1977 tarihinde tespit yapıldığı, 29.05.1981 tarihinde ... oğlu ... tarafından dava konusu taşınmazın ...... adına yapılan tespitine itiraz edilerek 1/2 hissenin ...... üzerine yazılmasının talep edildiği, itiraz üzerine 21.03.1984 tarihli 1984/6 karar sayılı komisyon kararı ile ... nolu parselin tespitinin ... oğlu ... ile ...oğlu tespit maliki ... ...adına düzeltilmesine karar verildiği, kararının ..., ... ...ve ...... adına tebliğe çıkarıldığı, 1984/ 6 nolu kararın ilgililere 21.03.1986 günü tebliğ edildiği ve karar aleyhine süresi içinde Tapulama Mahkemesine dava açılmadığından komisyon kararını 21.04.1986 tarihinde kesinleştiği ve 28.09.1990 tarihi itibari ile tapu sicil kayıtlarının oluşturulduğu anlaşılmıştır.

Davacı vekili; ... ilçesi, ...Mahallesinde bulunan ( eski ... nolu parsel) 2 56... nolu parselin 1/2 payının ...oğlu ...... adına, 1/2 payının da ... ...adına tespit gördüğünü, davalı ... oğlu ...'ın 01.06.1981 tarihinde yaptığı itirazda, ...... adına tespiti yapılan 1/2 payın babası ......'a ait olduğunu belirterek 1/2 payın ...... adına tespitini talep ettiğini, itiraz üzerine Kadastro Komisyonunca 31.03.1984 tarih ve 1984/6 sayılı komisyon kararı ile itirazlı 1/2 payın ...... yerine sehven davalı ... adına tesciline karar verildiği ve itiraz eden ile itiraz olunan adına tebliğe çıkarıldığını ancak kadastro tespit tutanağında ...oğlu ......'ın 1965 yılında vefat ettiği bilgisi şerh edilmiş olmasına rağmen tebligatın ölü olduğu bilinen ...... adına çıkartıldığını, ayrıca davalı ... adına çıkartılan tebligatta davalı huzurunda "yeğeni" olduğu belirtilen ancak açık kimlik bilgileri bulunmayan birine tebliğ edildiğini, gerek ...... gerekse de davalı ... adına yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, sonuç doğurmayacağını, bu nedenle komisyon kararının henüz kesinleşmediğini, taşınmazın 1/2 hissesinin ......'a ait olduğunu belirterek taşınmazdaki davalı adına olan 1/2 payının iptali ile davacı murisi ...... adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili; davacının da murisin de tapulama tutanağına bir itirazının olmadığını, komisyon kararının usulüne uygun şekilde kesinleştiğini, komisyon kararının kesinleşmesinin üzerinden 40 yıl, murisin vefatının üzerinden de 50 yıl geçtiğini, davacının tutanaktan 24.08.2021 tarihinde haberdar olduğuna dair beyanın hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, yenileme kadastrosunun davacıya dava açmak için yeni bir hak vermeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Elbistan Kadastro Mahkemesinin 09.11.20 21... /9 Esas, 2021/31Karar sayılı kararıyla; tapulama tespit tutanaklarının kesinleştiği, kesinleşen tutanaklara karşı on yıllık hak düşürücü süre içerisinde genel mahkemelerde dava açılabileceği gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 07.02.20 22... /2574 Esas, 2022/204 Karar sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesini gerekçesini benimsemek suretiyle HMK'nın 353/1-b-1. maddesine göre isteğin esastan reddine karar verilmiş, karar 07/02/2022 tarihinde kesinleşmiş; süresinde talep edilmesi üzerine dosya görevli mahkemeye tevzi edilmiştir.

... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.11.20 22... /100 Esas, 2022/456 Karar sayılı kararıyla; tebligatın usulsüzlüğü iddiasının Kadastro Komisyonu kararının tebliğe çıkarılacağı kişiler tarafından ileri sürülebileceği, davacının bu kişilerden olmadığı gerekçesiyle davanın aktif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 05.12.20 23... /655 Esas, 2023/1390 Karar sayılı kararıyla; davanın 3402 sayılı Yasa'nın 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürede açılıp açılmadığı değerlendirilerek sonucuna göre hüküm tesisi yoluna gidilmesi gerektiği, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin değerlendirilmemiş olduğu gerekçesiyle hükmün kaldırılması ve yeniden yargılama yapılması için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Kaldırma kararı sonrası İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın güncel tapu sicil kayıtları incelendiğinde, taşınmazın 1/2'sinin ... oğlu ..., 1/2'sinin ise ...oğlu ... ...adına kayıtlı olduğu, taşınmaz üzerinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi gereğince yenileme çalışmaları yapıldığı, yenileme kadastrosunun 27.01.2014 tarihinde kesinleştiği ve 18.02.2014 tarihinde tescil edildiği, usulsüz olduğu iddia edilen tebligatlar incelendiğinde, ... adına yapılan tebligatın 21.03.1986 tarihinde kardeşi olduğu belirtilerek ...'a, ... ...adına yapılan tebligatın 21.03.1986 tarihinde kardeşi olduğu belirtilerek......'a, ...... adına yapılan tebligatın 21.03.1986 tarihinde yeğeni olduğu belirtilerek ...'a tebliğ edildiği, tebligatların usulsüzlüğüne dair bir delil olmadığı ve Kadastro Komisyonu kararının kesinleştiği, uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını canlandırmak veya çözmek olmadığı, dolayısı ile dava konusu 1021 parsel numaralı taşınmazın komisyon kararı ilgililere tebliğ edilerek kesinleştiği ve 28.09.1990 tarihi itibari ile Tapu sicil kayıtlarının oluşturulduğu, davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde belirlenen hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; komisyon kararının kesinleştiği 21.04.1986 tarihi ile davanın açıldığı 2021 yılı arasında 3402 sayılı Yasa'nın 12/3. maddesinde belirlenen hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle istinaf başvurusunu HMK'nın 353/1-b-1. maddesine göre esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken temyiz harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

§