"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1811 E., 2026/26 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ...2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/411 E., 2025/99 K.
Dava, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Kadastro çalışmaları sonucunda, ...ili, ...ilçesi, ...Mahallesi, 1247 parsel mera vasfı ile sınırlandırılmış olup tespit 02.12.1952 tarihinde kesinleşmiştir. Yörede yapılan uygulama kadastrosunda eski 1247 parsel, 26.03.2019 tarihinde kesinleşen kadastro yenileme çalışmaları sonucunda iki parçaya ifraz edilerek kuzey kısmının ...Mahallesi 1 19... parsel, güney kısmının ... Mahallesi 1 33... parsel olacak şekilde 07.08.2019 tarihinde ilgilisi Mahalle adına mera yaylak ve kışlak kütüğüne işlendiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili: davacı şirketin ...ili, ...ilçesi, ... Mahallesi, 1 12... parsel ve 1 12... parsel nolu taşınmazının önünde yer alan 1 33... parsel üzerinde mera bulunduğunu, 1 33... parsel nolu taşınmazla davacının maliki olduğu 1 12... parsel ile 1 12... parsel arasında kalan 14.932,12 m² alana sahip üçgen şeklindeki araziyi davacının ve evvelki zilyetlerinin çekişmesiz ve aralıksız olarak malikmiş gibi tarımsal amaçlı kullandıklarını ve halen de kullanıldığını, tapulama tutanaklarında 1 33... parsel numaralı taşınmazın bir parçası olmadığı halde parçasıymış gibi işlem görmesinin hukuka aykırı olduğunu, Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesi ve ilgili diğer maddeleri ile Kadastro Kanunu'nun ilgili maddeleri uyarınca ekte koordinatlı krokisi sunulmuş 14.932, 12... 'lik tapusuz taşınmazın, tapu kütüğüne kaydı ile davacı adına tescilini; Mahkemece dava konusu taşınmazın 1 33... parsel nolu taşınmazın bir parçası olduğu sonucuna varılır ise bu defa söz konusu işlem yolsuz tescile dayandığı için dava konusu taşınmazın tapu kaydının kısmen iptali ile bu taşınmazın bir parçasıymış gibi gözüken ekte koordinatlı krokisi sunulmuş 14.932, 12... 'lik kısmın Türk Medeni Kanunu'nun 716. maddesi ve ilgili diğer maddeleri ile Kadastro Kanunu'nun ilgili maddeleri uyarınca davacı adına tescilini istemiştir.
Davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmazın mera olduğunu, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak edinilmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili; meraların kullanma hakkının ...İlçe Belediyesi olduğunu, ...İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yazıda ekinde yer alan ... Tahsis Kararında, İl Mera Komisyonunun 17.03.2023 tarihli ve 334 sayılı kararı ile ...ilçesi, ... Mahallesi 1 33... ve 2 parsellerde yer alan toplam 2264196, 16... mera vasıflı alanın ...Belediyesi Tüzel Kişiliğine tahsis edildiğinin bildirildiğini, ...Büyükşehir Belediye Başkanlığının kullanma hakkı ve başkaca bir yetki ve sorumluluğunun olmadığını ve bu anlamda yasal hasım sıfatı bulunmadığını, öncelikle pasif husumet yokluğundan davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili; hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, idarece yapılan araştırmada, dava konusu edilen ... Mahallesi, 1 33... parsel sayılı taşınmazın 1/5000 ölçekli nazım, 1/1000 ölçekli uygulama imar planının bulunmadığını, Tabiat Varlıkları Koruma Genel Müdürlüğü'nün 0.12.2023 tarihli ve 8149695 sayılı olurları ile onaylanan 1/25000 ölçekli nazım imar planında mera alanında kaldığını ve tapu kayıtlarında niteliğinin mera olarak kayıtlı olduğunun tespit edildiğini, tescil kararı verilebilmesi için taşınmazın nizasız-fasılasız 20 yıl süre zarfında kullanılması gerektiğini, taşınmaza bina yapmak, ağaç dikmek, toprak doldurmanın imar-ihya olarak kabul edilemeyeceğini, taşınmazın olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı nedeni ile tescil koşullarının oluşmadığını savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararıyla; dava konusu yerin tamamının tapuda kayıtlı 1 33... sayılı mera parseli içinde kaldığı, taşınmazın mera toprak yapısı ile aynı yapıda olduğu, 1972 yılı hava fotoğrafında bitki örtüsü olmayan açık alanda bulunduğu, 1970’li yıllardan sonra bir kısmının yakın çevresi ile birlikte köy tüzel kişiliği adına pamuk ekimi yapılmak üzere kiraya verildiği, kalan kısmının o yıllarda halen sazlık-bataklık halinde bulunduğu, öncesinde ve sonrasında malik sıfatıyla kullanımın bulunmadığı, mera kaydının yapıldığı 1953 yılına kadar davacı lehine zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığı (Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2022/74 96... /7378 Karar sayılı ilamı), kadastro uygulamasının 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 22-(a) maddesi ve ilgili yönetmeliklere uygun yapıldığı kanaatine varılmış olup davanın reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın, niteliğine göre 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü süreye tabii olduğu, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin 02.12.1952 tarihinde kesinleştiği, davanın 31.05.2023 tarihinde açıldığı, davanın açılış tarihi ile kadastro tespitinin kesinleştiği tarih arasında 10 yıldan fazla süre geçtiği, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi uyarınca kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren 10 yıl geçtikten sonra "kadastrodan önceki nedenlere" dayanılarak dava açılamayacağı, hak düşürücü sürenin, hakim tarafından re'sen dikkate alınması gerektiği gibi, bu hususun yolsuz tescil olarak da nitelendirilemeyeceği, ayrıca davacı tarafından uygulama kadastrosuna itiraz istemi ile açılan ...1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/193 Esas sayılı dosyasının da dava tarihi itibari ile halen derdest olduğu (istinaf incelemesinde) anlaşılmakla, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de duruşma talebi değerden reddedildikten sonra kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.