Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

Dosya2026/1751 E. 2026/2184 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2023/170 E., 2025/369 K.

Mahkeme kararı davalı Hazine temsilcisi, davalı ... ile ... Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.

... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan taşınmaz, 1971 yılında yapılan kadastro sırasında tespit harici bırakılmıştır.

Davacı ..., kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmaz hakkında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasına dayanarak adına tescil istemiyle dava açmıştır.

Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar, davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Dairece, hava fotoğrafı incelenmesi ve yeniden keşif yapılması gereğine değinilerek bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda zilyetlikle taşınmaz edinme koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalılar vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Ancak, kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü vardır. Mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır. Devletin sicil oluşturmadan kaynaklanan görevi kamu düzeniyle ilgili olduğundan bu hususun re’sen gözetilmesi gerekmektedir.

Mahkemece, Hazine adına kayıtlı taşınmazda teknik bilirkişi raporunda (661-A) ile gösterilen 100.000, 00... 'lik kısmın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş ise de yargılama sırasında, çekişmeli taşınmaz bölümünün yapılan toplulaştırma çalışmaları sonucu 661 parsel numarasını alarak Hazine adına hali arazi vasfı ile tescil edildiği bilahare ifraz sonucunda 686 parsel numarasını alan taşınmazla ilgili tapusuz taşınmazın tapuya tescili istemi ile açılan davanın tapu iptali ve tescil davasına dönüştüğü kabul edilerek ve hükmün infazı için kararda hangi taşınmazın ne kadarlık kısmının tapu kaydının iptal edildiğinin açıkça yazılması gerekirken tescil davası gibi hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.

Ne var ki, anılan hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalılar vekillerinin değinilen yönler itibariyle temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün 1. bendinin hüküm yerinden çıkarılmasına ve yerine 1. bent olarak; “... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde kain bulunan 686 parsel sayılı taşınmazın 02.01.2024 havale tarihli, teknik bilirkişi ek raporuna ekli koordinatlı krokide (661-A) harfi ile gösterilen 100.000, 00... 'lik kısmının Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile iptali edilen bu kısmın davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline” cümlesinin yazılmasına, hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7. maddesi uyarınca bu hali ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun değişik 13. maddesinin "j" bendi gereğince temyiz eden davalı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ... ile davalı ... Müdürlüğüne iadesine, Dosyanın Siverek 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

§