Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

Dosya2026/1683 E. 2026/2877 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/792 E., 2025/1162 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : ...1. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2023/386 E., 2025/111 K.

Dava, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir.

Kadastro çalışmaları sonucunda; ... ili, ...ilçesi, ... köyü 1 18... parsel ile 1 18... parsel sayılı taşınmazların, 06.07.2007 tarihinde davalıların murisleri ......adına senetsizden malikin ölü olduğu, mirasçılarının da tespit olunamadığı belirtilerek tespit edildiği, kadastro tutanağının 13.02.2008-17.03.2008 tarihleri arasında askı ilanda kaldığı ve dava açılmadığından 18.03.2008 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Davacı vekili; ... ili, ...ilçesi, ... köyü 1 18... parsel sayılı taşınmaz ile aynı yer 1 18... parsel taşınmazların yarı hisse ile müvekkilin murisi ... ...adına kayıtlı olduğunu ve bu nedenle kadastro çalışmaları sırasında davalıların murisi ile birlikte davacı müvekkilinin murisi adına da tespit ve tescil edilmesi gerektiğini, buna rağmen tam hisse olarak davalıların murisleri adına tespit edilerek tapuya da bu şekilde tescil edildiğini, davalılardan bir kısım mirasçıların bu durumu dava dilekçesi ekinde yer alan gayrimenkul uzlaşma zaptında da kabul ettiklerini ileri sürerek dava konusu taşınmazların davalılar üzerine kaydının iptali ile müvekkil davacı adına miras payı oranında tapuya tescilini, tapuya tescilin mümkün olmaması halinde değerin bilirkişi vasıtası ile tespiti ile tespit edilen değerin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tazminini talep etmiştir.

Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinin usule uygun düzenlenmediğini, dava konusu taşınmazlara ilişkin kadastro çalışmalarının 18.03.2008 tarihinde kesinleşmiş olduğundan on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, davanın öncelikle bu nedenlerle esasa girilmeden usulden reddi gerektiğini, dilekçeye ekli olarak sunulan uzlaşma zaptının 18.02.2008 tarihli olduğu, kadastro çalışmalarının ise 18.03.2008 tarihinde kesinleşmiş olduğu dikkate alındığında uzlaşma zaptının henüz kesinleşme yapılmadan hazırlanmış olduğunu, bu zabta dayalı olarak askı ilan süresi içinde Kadastro Mahkemesine müracaatta bulunmayan davacının huzurdaki davayı açması için öngörülen yasal süreyi geçirdiğini, davacının kadastro çalışmalarına bizatihi katıldığını, davacı dava konusu taşınmazların davalıların murisi adına uzun yıllar kullanılmış olup dava dilekçesinde belirtilenin aksine davacının kullanımının davalıların mülkiyet hakkına dayalı olduğunu, kendi adına dava konusu taşınmazları hiç bir dönem kullanmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.

Davalılar ..., ... ve ... usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiş, dava ve duruşmalara katılmamış ve davaya karşı savunma getirmemişlerdir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamına göre dava konusu edilen ... ili, ...ilçesi, ... köyü 1 18... parsel ile 1 18... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin 18.03.2008 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın kadastro öncesi hukuki sebebe dayalı olarak açıldığı ve kök muris ...'den kalan taşınmazların 1/2 hisse ile davacıların ve davalıların murisleri adına kaydedilmesi gerektiğinin talep edildiği, nüfus kayıtları incelendiğinde kök muris ...'in kadastro tespitinden önce 07.08.1975 tarihinde vefat ettiği, davanın on yıllık süre geçtikten sonra açılması nedeniyle asıl talep olan tapu iptal-tescil talebinin hak düşürücü süreden reddine, terditli tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise konuya ilişkin Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 12.01.2022 tarih ve 2021/3551 Esas, 2022/152 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere hak düşürücü sürenin geçmesiyle sadece dava hakkının değil, bizzat hakkın kendisinin düşmesi sonucu davacının ayın isteme hakkının bulunmadığı bir yerde, bedelini talep etmesine de olanak bulunmadığı gözetildiğinde tazminat talebinin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine hüküm tesis edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyanın incelenmesinden, kadastro sonucunda, ... ili, ...ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 1 18... parsel sayılı taşınmazın 3898, 29... yüz ölçümlü, 1 18... parselin 2023, 78... yüz ölçümlü olarak somut olayda; kadastro tutanaklarının 18.03.2008 tarihinde kesinleşmiş olması, davacının davasını on yıllık hak düşürücü süreden sonra 08.10.2023 tarihinde açmış olması nedeniyle mahkemenin, tapu iptali ve tescil ile bu talebe bağlı olarak terditli sebepsiz zenginleşme nedeniyle tazminat taleplerinin hak düşürücü süre nedeniyle reddi kararı yerinde olmakla davacı vekilinin istinaf başvurunun esastan reddine dair karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve temyiz edenin sıfatına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

§