Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

Dosya2026/1404 E. 2026/2218 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2025/75 E., 2025/515 K.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Davacılar vekili; tarafların babası muris ...'nın ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 3 56... parsel sayılı taşınmazdaki 2/3 hissesini davalı oğlu ...'ya, kalan 1/3 hissesini ise diğer davalı oğlu ...'ya, yine 3 56... parsel sayılı taşınmazdaki 154/1248 hissesini davalı oğlu ...'ya 20.12.1989 tarih ve ... yevmiye numaralı resmi senet ile müvekkillerinden mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olarak satış göstermek suretiyle temlik ettiğini, taşınmazların imar sonrası 268 50... parsel olduğunu belirterek dava konusu taşınmazlarda davalılar adına olan tapu kayıtlarının davacıların miras payı oranında iptali ile davacılar adına tescilini istemiştir.

Davalılar vekili; murisin dava konusu işlemde mirastan mal kaçırma amacının olmadığını, taşınmazların ilk alımında maddi katkıları olduğunu, murisin davalılarla aynı evde yaşamak istediğini, ileride sorun çıkmaması için taşınmazların tüm kardeşlerin muvafakati ile devredildiğini, satış bedelinin de kardeşler arasında paylaşıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin 20.12.2018 tarih ve 2017/606 Esas, 2018/861 Karar sayılı kararı ile; murisin, tüm mirasçıların katıldığı görüşme sonrası ölünceye kadar bakma akdi karşılığı taşınmazları davalılara devrettiği, davalı ...'in de ölene kadar murise bakıp gözettiği, murisin bu taşınmazda öldüğü, taşınmazın zilyetliğinin davalılarda olduğu, davacıların dava tarihine kadar bu duruma rıza gösterdikleri, işlemin mirastan mal kaçırma amacı taşımadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 31.01.2020 tarih ve 2019/550 Esas, 2020/150 Karar sayılı kararı ile; ortak birikimle alınan dava konusu taşınmazların paylaşımı konusunda murisin çocuklarına çağrı yaptığı, herkese düşen bedelin belirlenip rızalarının alındığı, kat karşılığı inşaat sözleşmesiyle dava konusu yerin değerlenmesi sonrası eldeki davanın açıldığı, murisin mal kaçırma kastının ispatlanamadığı, murise ölünceye kadar davalı tarafın bakıp ilgilendiği, diğer mirasçılarının rızasının varlığı, adil paylaşım olgusu, gerekse semenin mutlaka para olmayıp hizmet ya da emek olabileceği değerlendirildiğinde murisin mal kaçırma kastından söz edilemeyeceği gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 05.10.2021 tarihli ve 2020/1519 Esas, 2021/5118 Karar sayılı kararı ile; davacı ...'ın istinaf aşamasında ölümüyle geriye mirasçı olarak ..., ... ve ...'in kaldığı, hükmün diğer davacılar ... ve ... tarafından temyiz edildiği, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince satış şeklinde olan temlik ölünceye kadar bakma akdi ile devredilmiş gibi değerlendirilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince mal kaçırma kastının ispatlanamadığı, temlikin minnet duygusuyla gerçekleştirildiği ve tanık olarak dinlenen dava dışı kardeş ...’in beyanlarında geçen, murisin bir toplantı yaparak davalılara yapılan temlike ilişkin tüm mirasçıların muvafakatlerinin alındığı yönündeki ifadesi hükme gerekçe yapılmış ise de murisin terekesindeki tüm taşınmazları davalı iki oğluna satış yoluyla devrettiği, bahsi geçen toplantının muris ve erkek çocuklarının katılımı ile yapıldığı, davacı ...’ın ise toplantıya katılmadığı gibi tanığın taşınmazlar karşılığı mirasçılara ödenmesi gereken bedelin ödenip ödenmediği hususunda bilgisinin olmadığı, o halde, dosya içeriği ve toplanan delillerden temlik tarihinde mal satmaya ihtiyacı olmayan murisin, yanında kaldığı davalıları diğer çocuklarından üstün tutarak tüm malvarlığını devrettiği gibi davalıların da alım güçlerinin olmadığı, murisin taşınmazı edinme şekli ve davalıların taşınmaz üzerinde ev yaptırmış olmalarının taşınmazın mülkiyetini kazandırmayacağı gerçekleri karşısında, murisin davalılara yaptığı temlikinin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu sonucuna varıldığı, hal böyle olunca, Mahkemece usuli kazanılmış hak ilkeleri de gözetilmek suretiyle (davacı ... mirasçılarının temyizi yoktur) davacılar ... ve ... yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçe ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisinin doğru görülmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortandan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 27.05.2022 tarih ve 2022/25 Esas, 2022/155 Karar sayılı kararıyla; bozma ilâmındaki gerekçelerle davanın davacılar ... ve ... yönünden kabulü ile dava konusu 268 50... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacıların miras payı oranında tapuya kayıt ve tesciline, davacı ... mirasçıları yönünden hüküm kesinleştiğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Kararın davacı ...'ın bir kısım mirasçıları ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 26.12.2024 tarih ve 2024/5379 Esas, 2024/7122 Karar sayılı kararıyla; bozma öncesi verilen ret kararına karşı davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesinin 31.01.2020 tarihli kararının, davacı ...'ın istinaf incelemesi sırasında 07.11.2019 tarihinde ölümü nedeniyle mirasçıları ..., ... ve ...'in MERNİS üzerinden tespit edilen adresleri olan sırasıyla "... Mah. 6104. Sk, No:28 İç kapı no:1 .../...", "... Mah. 6104. Sk, No:28 İç kapı no:4 .../..." ve "... Mah. 6104. Sk, No:28 İç kapı no:5 .../..." adreslerine Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre MERNİS adresi şerhli olarak tebliğe çıkarıldığı, tebligatların 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun “Aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçiye tebligat” başlıklı 16. maddesindeki “Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ, kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır” hükmüne, Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 25. maddesindeki; “Kendisine tebligat yapılacak kişi adresinde bulunmazsa tebliğ, kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır” şeklindeki düzenlemesine aykırı olarak 09.03.2020 tarihinde “muhatabın dışarıda olduğunu beyan eden aynı adreste daimi birlikte ikamet ettiğini beyan eden ...'ya tebliğ edildi." açıklaması ile 5 nolu dairede mirasçı ... ile oturan eşi ... tarafından imzalandığı, mirasçı ... ve ...'e yapılan anılan tebligatların bu haliyle yukarıda yapılan açıklamalar ışığında Tebligat Kanunu'nun 16. maddesine göre usulüne uygun olmadığının anlaşıldığı, bozma kararında davacı ... mirasçılarının temyizlerinin olmaması karşısında usuli kazanılmış hak ilkeleri gözetilerek davacılar ... ve ... yönünden davanın kabulü gerektiğine değinilmiş ise de bozma kararındaki temyiz etmeyen davacı ... mirasçıları yönünden usuli kazanılmış hak oluştuğuna dair tespitin, yukarıdaki açıklanan sebeple usuli kazanılmış hakkın istisnası olan maddi hata niteliğinde olduğu, davacı muris ...'ın terekesinde mirasçıları ..., ... ve ... elbirliğiyle malik olduklarından, bir kısım mirasçılar ... ve ...'in hükmü temyizinin, elbirliği mülkiyet hükümleri ve zorunlu dava arkadaşlığı kuralları gözetildiğinde temyiz etmeyen mirasçı ...'e de sirayet edeceği, öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 297/2. maddesi gereğince taleplerden her biri hakkında verilen hüküm ile taraflara yüklenen borç ve hakların sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerekir iken, bozma sonrası kurulan temyize konu hükümde 268 50... parsel sayılı taşınmaz üzerinde kat irtifakı tesisi ile oluşan ve davalılar adına değişik paylarda tescil edilen 5, 7, 8, 9 ve 10 nolu bağımsız bölümler yönünden hüküm tesis edilmediği gibi, münhasıran davalıların malik olmayıp üçüncü kişilerin de paydaş olduğu 268 50... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının tamamının iptal edilmesinin de isabetsiz olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma kararı doğrultusunda yapılan yargılamada, dava konusu 3 56... ve 398 parsellerin 05.04.2013 tarihli imar uygulaması sonucu oluşturduğu 268 50... parseldeki 7,8,9, 10... nolu bölümler yönünden hüküm tesis edildiği, ayrıca davacı muris ...'ın terekesinde mirasçıları ..., ... ve ... elbirliğiyle malik olduklarından, bir kısım mirasçılar ... ve ...'in hükmü temyizinin, elbirliği mülkiyet hükümleri ve zorunlu dava arkadaşlığı kuralları gözetildiğinde temyiz etmeyen mirasçı ...'e de sirayet edeceği dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.

Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak; İlk Derece Mahkemesinin tashih kararının 1 ve 2 nolu hüküm fıkralarında davalı ... olmasına rağmen ... olarak yazılması doğru değildir.

Ne var ki, anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden İlk Derece Mahkemesinin tashih kararının 1 ve 2 nolu hüküm fıkralarında "..." ibaresinin çıkartılarak yerine "..." ibaresinin eklenmesine, kararın bu hali ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

§