"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/510 E., 2024/678 K.
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Davacı vekili;... ili,...ilçesi, ...Mahallesinde bulunan doğusu dere, batısı yol, güneyi boşluk ve kuzeyi 4085 parsel sayılı mera ile çevrili, yaklaşık 2.500 m² yüz ölçümlü ve kadastro sırasında dere yatağı olduğu gerekçesiyle tespit harici bırakılan tapusuz taşınmazın önce davacının babası, daha sonra ise 1988 yılından itibaren davacı tarafından aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatıyla tarımsal amaçla kullanıldığını ileri sürerek taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmazın dere yatağında kaldığını, dere yataklarının Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile kazanılamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili; taşınmazın uygulama imar planı sınırları içerisinde ve dere yatağında bulunduğunu, bu nedenle zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili ve davalı ... vekili; taşınmazın dere yatağı niteliğinde bulunduğunu ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında kalan yerlerden olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Fethiye 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/324 Esas, 2021/545 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazın dere yatağı olarak tespit harici bırakıldığı, bilirkişi raporları, hava fotoğrafları ve tanık anlatımlarına göre imar ve ihyanın 1992 yılı itibarıyla tamamlanmadığı, taşınmazın dere yatağı niteliğini koruduğu ve kazandırıcı zamanaşımı koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2022/251 Esas, 2023/155 Karar sayılı kararı ile; teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 2.510,43 m² yüz ölçümlü taşınmazın eski dere yatağı niteliğinde olduğu ve zilyetlikle iktisabının mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 20.05.2024 tarihli, 2023/3393 Esas, 2024/3637 Karar sayılı ilamı ile; dava konusu taşınmazın dava tarihi itibarıyla değerinin belirlenmemesi, eksik harcın tamamlatılmaması ve bu hususlar giderilmeden hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve eksikliklerin giderilmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın dere yatağı niteliğinde olup Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğu, bilirkişi raporları, hava fotoğrafları ve tanık beyanlarına göre imar ve ihya faaliyetlerinin 1990 yılında başladığı ancak 1992 yılı itibarıyla tamamlanmadığı, taşınmaz üzerindeki ağaçların yaşlarının da bu sonucu doğruladığı ayrıca taşınmazın halen aktif dere yatağı veya dere etkisi altında bulunduğu ve bu nedenle imar-ihya ile kazanılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden usul ve kanuna ve bozma kararının gereklerine uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.