"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/1325 E., 2023/1118 K.
Mahkeme kararı asıl dava davacısı - birleştirilen dava davalısı Hazine vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Asıl ve birleştirilen dava, tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir.
Davacı ... vekili; ...ili, Merkez ilçesi, ...köyü çalışma alanındaki kadastro sırasında tescil harici bırakılan taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla Hazine adına tescili için dava açmıştır.
Birleştirilen davada ...; imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak TMK'nın 713/1. ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14... . maddeleri uyarınca adına tescil isteğiyle dava açmıştır.
Asıl ve birleştirilen davada, davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca ekonomik istifadesi mümkün yerlerden olduğu anlaşılmakla asıl davanın kabulüne hükmedilmesi gereğine değinen bozma kararına uyulmak ve dava dosyaları birleştirilmek suretiyle yapılan yargılama sonucunda, asıl davanın reddine, birleştirilen davanın ise kabulü ile, imar uygulaması ile oluşan 4 21... , 2, 3, 4 25... , 4 42... , 4 43... ve 2 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş, kararın asıl davada davacı- birleştirilen dava davalısı Hazine vekili ile davalılar ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi tarafından, hükmüne uyulan bozma ilamında açıkça davacı ... tarafından açılan davanın kabulüne hükmedilmesi gereğine değinildiği halde, Hazine yararına oluşan müktesep haklara riayet edilmeksizin yazılı şekilde asıl davanın reddine hükmedilmesinin isabetsiz olduğu gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma kararına direnilmesi suretiyle asıl davanın reddine, birleştirilen davanın ise kabulüne, imar uygulaması ile oluşan 4 21... , 2, 3, 4 25... , 4 42... , 4 43... ve 2 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş, karara karşı asıl davada davacı - birleştirilen davada davalı ... vekili ile dâhili davalı ... vekili tarafından temyiz talebinde bulunulmakla Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından, İlk Derece Mahkemesinin direnme olarak adlandırdığı kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı; özellikle birleşen dava yönünden ilk kararda tartışılıp değerlendirilmemiş yeni delil ve gerekçeye dayalı yeni bir hüküm niteliğinde olduğu belirtilerek dava dosyası Dairemize gönderilmiştir.
Somut olayda; davacı Hazinenin asıl davaya konu talebinin 28.11.2022 tarihli teknik bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfiyle gösterilen 38.931,70 metrekare ile (B) harfi ile gösterilen 9.734,91 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz bölümlerini kapsadığı, bu bölümlere yönelik Mahkemenin önceki ret kararının davacı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince, dosya arasında bulunan bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmazın imar-ihya çalışmalarına başlandığının bildirildiği, 3402 sayılı Kanun'un 18. maddesi uyarınca Hazine adına tescil kararı verilmesi için tescili istenen taşınmaz bölümünün tarım alanına dönüştürülmesinin veya ekonomik yarar sağlanmasının mümkün bulunmasının yeterli olup taşınmazın tamamen imar-ihya edilmesi şartının aranmadığı, ekonomik yarar sağlamanın yalnızca tarımsal amaçlı kullanım olarak düşünülmesinin doğru olmadığı, Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulduğu anlaşılmaktadır. Şu halde teknik bilirkişi raporunda (A) ve (B) harfleriyle gösterilen taşınmaz bölümleri yönünden davacı ... yararına müktesep hak oluştuğundan, bu bölümlere yönelik asıl davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde reddine hükmedilmesi doğru değildir.
Birleştirilen dava incelendiğinde ise davacı ... tarafından açılan davanın 28.11.2022 tarihli teknik bilirkişi raporuna ekli krokide (A) ve (B) harfi ile gösterilen bölümleri kapsadığı, ne var ki Hazine lehine oluşan müktesep hak gözetilerek yukarıda izah edildiği üzere çekişmeli taşınmaz bölümlerinin Hazine lehine tescilinin gerektiği şüphesizdir.
Öte yandan, teknik bilirkişi raporuna ekli krokiye göre birleştirilen davanın kapsamının asıl davadan ayrı olarak krokide (C) ve (D) harfi ile gösterilen bölümlere de teşmil ettiği, bu bölümlerin her iki dava dosyası yönünden kesişmediği anlaşılmaktadır.
Hâl böyle olunca, sözü edilen taşınmaz bölümlerine ilişkin olarak taraflar lehine kazanılmış hak oluşmadığı, bu bölümlerin asıl davanın konusu olmadığı belirlendiğinden işin esasının incelenmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Mahkemece (C) ve (D) harfleri ile gösterilen taşınmazlar yönünden davacı yararına zilyetlikle iktisap koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne hükmedilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme yetersizdir.
Bir taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile var ise zilyetliğin şekli ve süresinin tespiti hususunda en etkili yöntem hava fotoğrafları olduğu halde bu hususta son derece yetersiz, yalnızca çekişmeli taşınmazın hava fotoğrafı üzerinde kabaca işaretlendiği rapora itibar edilmiş, ziraat mühendisinin taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini, süresini ve taşınmazın niteliğini belirlemekten uzak raporu hükme esas alınmıştır.
Hâl böyle olunca; Mahkemece öncelikle çekişmeli taşınmaza ait temin edilebilen en eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile temin edilebilen yüksek çözünürlüklü, CD formatında stereoskopik hava fotoğrafları Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulup dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile 3 kişilik ziraat bilirkişisi kurulu, jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve fen bilirkişisi hazır olduğu halde yeniden keşif icra edilmeli, bu keşif sırasında dinlenilecek mahalli bilirkişi ve tanıklardan taşınmaz bölümlerinin kime ait olduğu, öncesinde kim tarafından kullanıldığı, kimden kime ne şekilde intikal ettiği, imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; fen bilirkişisine keşfi takibe ve dinlenilen tanık ve bilirkişi sözlerini denetlemeye elverişli rapor ve harita düzenlettirilmeli; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan taşınmaz bölümlerinin değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarının da yer aldığı, bu yerlerin öncesini ve mevcut niteliğini açıklayan, somut verilere ve bilimsel esaslara dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi tarafından hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi suretiyle taşınmaz bölümlerinin sınırlarını ve niteliğini, öncesinin ne olduğunu, imar-ihyaya konu edilip edilmediğini, imar-ihyası tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor düzenlenmesi istenilmeli; bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Asıl dava davacısı - birleştirilen dava davalısı Hazine vekili ile davalı ... vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulü ile, temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Temyiz eden davalı ... harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... tarafından yatırılan peşin harcın istek halinde iadesine, Dosyanın kararı veren ...1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.