Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

Dosya2025/6574 E. 2026/756 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/1164 E., 2025/1203 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Malazgirt 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2016/75 E., 2021/194 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

Kadastro sonucu Muş ili, Malazgirt ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 151 parsel sayılı taşınmaz toprak tevzi çalışmaları sonucunda ihdas edilen Aralık 1964 tarih, 95 sıra numaralı tapu kaydı uyarınca Hazine adına tespit edilmiş, bilahare komisyon kararı uyarınca davalı ... ... adına tespit ve hükmen tescil edilmiştir.

Davacı Hazine; Kadastro Mahkemesine hitaben sunduğu dava dilekçesinde; kadastro sırasında taşınmaza revizyon gören Aralık 1964 tarih, 95 sıra numaralı tapu kaydına dayanarak tapu iptali ve tescil talep etmiş; Kadastro Mahkemesinin görevsizlik kararının derecattan geçerek kesinleşmesi üzerine dava dosyası yukarıda yazılı esasa kaydedilmiştir.

Davalı; vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine tutunarak davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın davacı Hazinenin dayanağı olan tapu kaydının kapsamında kaldığı ancak taşınmazın niteliği itibariyle özel mülkiyete konu yerlerden olduğu ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 46/1. maddesinde yazılı zilyetlikle iktisap koşullarının davalı yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; kararın davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 46/1. maddesinde yazılı zilyetlikle iktisap koşullarının davalı yararına oluştuğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine hükmedilmiştir.

Dosya içeriğinden; dava konusu 151 parsel sayılı taşınmazın toprak tevzi çalışmaları sonucunda ihdas edilen Aralık 1964 tarih, 95 sıra numaralı tapu kaydı uyarınca Hazine adına tespit edildiği, bilahare kadastro komisyonuna yapılan itiraz sonucunda komisyon kararı uyarınca davalı adına tespit ve komisyon kararının kesinleşmesi suretiyle tescil edildiği, davacı Hazinenin ise taşınmaza revizyon gören ve maliki olduğu Aralık 1964 tarih, 95 sıra numaralı tapu kaydına dayanarak tapu iptali ve tescil isteğinde bulunduğu; öte yandan, toprak tevzi çalışmalarına ilişkin kayıt ve belgeler incelendiğinde çekişmeli taşınmazın 158 numaralı toprak tevzi parseline isabet ettiği, tevzi sırasında 1937 tarih, 43 tahrir numaralı vergi kaydının esas alındığı, sözü edilen vergi kaydının gayrisabit hudutlu olması ve taşınmazın zeminde mera ile komşu olması nedeniyle Hazine adına belirtilerek tapuya kaydedildiği anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere; 4753 sayılı Kanun uyarınca Hazine adına oluşturulan tapu kayıtlarının kapsamında kalan özel mülkiyete konu yerlerin, tapu kaydının oluştuğu tarihe kadar zilyetleri yararına iktisap koşullarının gerçekleşmesi halinde zilyetleri adına tescile karar verileceği 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 46/1. maddesinde düzenlenmiştir. Şu halde, anılan Yasa maddesi uyarınca, tapu kaydının oluştuğu tarihe kadar zilyedi yararına zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması zorunludur.

Somut olaya gelince; taşınmazın dayanağı olan toprak tevzi kayıtları ve belirtmelik tutanağında 19 37... tahrir sayılı vergi kaydının gayrisabit hudutlu olduğu ve taşınmazın meraya komşu olması nedeniyle kaydın miktarına itibar edileceğinin belirtildiği, öte yandan taşınmaza komşu 157 parselin kadastro sırasında mera olarak sınırlandığı anlaşıldığı halde taşınmazın öncesi itibariyle mera vasfında olup olmadığı, meradan sökülerek kazanılıp kazanılmadığının anlaşılması için yöntemince mera araştırması yapılmamış, bu kapsamda ziraat bilirkişi kurulundan dava konusu taşınmazın niteliği ve komşu mera parselinden ne şekilde ayrıldığı, aralarında doğal ya da yapay ayırıcı unsurlar bulunup bulunmadığı hususlarında ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmamış, komşu köylerden tespit edilecek mahalli bilirkişiler marifetiyle taşınmazın mera olup olmadığı, meradan sökülerek elde edilip edilmediği maddi olaylara dayalı olarak sorulup saptanmamıştır.

Hal böyle olunca; sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için Mahkemece mahallinde, elverdiğince yaşlı (taşınmazların tespitine esas tapu kayıtlarının oluşumundan öncesini bilebilecek yaşta), tarafsız ve yöreyi iyi bilen şahıslar arasından seçilecek aynı köy ve komşu köyler halkından ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve fen bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin ne olduğu, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başladığı, taşınmazın kim tarafından ne zamandan beri kullanıldığı, kamu orta malı niteliğinde mera, yaylak gibi yerlerden olup olmadığı, meradan sökülerek elde edilip edilmediği hususlarında maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı; çekişmeli taşınmazın belirtmelik tutanağında uygulanan 1937 tarih, 43 tahrir numaralı vergi kaydı mahalli bilirkişiler aracılığı ile zemine uygulanarak kapsamı belirlenmeli; keşifte alınan beyanlar komşu parsellerin tutanak ve dayanağı kayıtlar ile denetlenmeli; ziraat bilirkişisi kurulundan çekişmeli taşınmazın önceki ve mevcut niteliğini, toprak yapısını, eğimini, bitki desenini ve komşu parseller ile nasıl ayrıldığını açıklayıp tarımsal niteliğini belirten, taşınmazın değişik yönlerden ve özellikle komşu mera parseli ile müşterek sınırının bulunduğu bölümden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisine taşınmazı kapsayan hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak dava konusu taşınmazın hava fotoğraflarında gösterilmesi istenilmeli ve taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğunu ve arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten rapor alınmalı; belirtilen şekilde yapılan uygulama sonunda davalı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 46/1. maddesinde öngörülen edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.

Mahkemece, belirtildiği şekilde yöntemince tahkikat yapılarak sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.

Açıklanan sebeplerle; davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§