"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2025/741 E., 2025/2238 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Polatlı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2014/195 E., 2024/167 K.
Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararı davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı terekeye iade istekli tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis isteğine ilişkindir.
Davacılar vekili, muris ...'nın kanser hastası olduğu dönemde kendisine yapılan baskılar nedeniyle maliki olduğu bağımsız bölümü dava dışı 3. bir kişiye satarak 24.06.2013 tarihinde 18 85... parsel sayılı taşınmazdaki 10 nolu bağımsız bölümü eşi olan davalı ... adına satın aldığını, 1678 parsel sayılı taşınmazını 13.04.2012 tarihinde davalı ...'nın kardeşi dava dışı ...'ya satış suretiyle bedelsiz devrettiğini, ...’nın 20.06.2012 tarihinde 1678 parseli babası olan davalı ...'ya temlik ettiğini, devirlerin bedelsiz ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek 1678 parselin ve 18 85... parseldeki 10 nolu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile mirasçılar adına tesciline, olmadığı takdirde saklı payları oranında tenkise karar verilmesini talep etmiş, aşamada tereke temsilcisi davaya dahil olmuştur.
Davalılar vekili, iddianın doğru olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; dava konusu 1678 parsel taşınmazın davalı ... ile yapılan trampa neticesi ile devredildiği, muvazaa ve tenkis koşullarının oluşmadığı, dava konusu 18 85... parsel sayılı taşınmazdaki 10 nolu bağımsız bölüm yönünden ise murisin bakımının davalı ... tarafından yapıldığı, taşınmazın davalı ... tarafından dava dışı 3. kişiden devralındığı, murisin gerçek amaç ve iradesinin mirastan mal kaçırmak olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; davacıların taleplerinin "dava konusu taşınmazların murisin terekesine iadesi" isteğine ilişkin olduğu, murisin terekesine temsilci atandığı ve davanın tereke temsilcisi tarafından takip edildiği, tereke temsilcisi tarafından istinaf başvurusunda bulunulmadığı gerekçesi ile davayı takip yetkisi sona eren davacılar vekilinin istinaf dilekçesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine 30.10.2025 tarihli ek karar ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kesin olduğu gerekçesi ile davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin 6100 sayılı HMK'nın 366/1. maddesi yollamasıyla 346/1. maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden; muris ...’nın 24.11.2013 tarihinde öldüğü, geride ilk eşinden olma çocukları davacılar ve dava dışı ... ile eşi olan davalı ... ve ...’dan olma dava dışı çocukları ..., ..., ... ve ...’nın mirasçı olarak kaldığı, murisin dava konusu 1678 parsel sayılı taşınmazını 13.04.2012 tarihinde satış suretiyle dava dışı ...’ya, anılan kişinin de 20.06.2012 tarihinde davalı ...’ya, davalı ...’in aşamada 03.12.2025 tarihinde dava dışı ...’a taşınmazı devrettiği; dava konusu 18 85... parseldeki 10 nolu bağımsız bölümün dava dışı 3. kişi tarafından davalı ...’ya temlik edildiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istekli davanın terekeye iade istekli olarak açıldığı, yargılama sırasında murisin terekesine temsilci atandığı, terekeye temsilci atanmasından sonra tereke ortağının ya da ortaklarının davayı takip yetkisinin ortadan kalkacağı, bir başka ifade ile davayı açan mirasçı ya da mirasçıların tapu iptali ve tescil talepleri yönünden davayı takip yetkisi sona erdiğinden, anılan talebe ilişkin hükmü istinaf ve temyiz etme hakkının miras şirketini temsil eden temsilciye geçeceği gözetilerek muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil talebi yönünden 30.10.2025 tarihli ek karar ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kesin olduğu gerekçesi ile davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesinde kural olarak bir isabetsizlik yoktur. Davacılar vekilinin tapu iptali ve tescil talebi yönünden 30.10.2025 tarihli ek karara yönelik temyiz itirazı yerinde değildir.
Davacılar vekilinin asıl ve ek karara yönelik diğer temyiz itirazına gelince;
Bilindiği üzere; murisin sağlığında, gerek 3. kişiden parasını ödeyerek almak suretiyle ve gerekse tarafından yaptığı bağış niteliğindeki kazandırmaların murisin ölümünden sonra saklı payların zedelenmiş olduğunun saptanması halinde 4721 sayılı TMK'nın 5 60... . maddelerinde öngörülen tenkis davasına konu edilebileceği açık olup davacılar terekeye iade istekli tapu iptali ve tescil talebi yanında terditli olarak tenkis talebinde de bulunmuşlardır.
Diğer taraftan; tenkis (indirim) davası, murisin saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların (bağış) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davası, saklı pay sahibi mirasçılar tarafından açılabilir. Yine kural olarak tenkis davası, murisin lehine yaptığı tasarruftan yararlanan kişi aleyhine açılır. Tenkis davasında saklı pay sahibi mirasçı kendi saklı payına hasren dava açabileceğinden, Bölge Adliye Mahkemesince, murisin terekesine temsilci atandığı ve davanın tereke temsilcisi tarafından takip edildiği, tereke temsilcisi tarafından istinaf ve temyiz başvurusunda bulunulmadığı, davacıların ise davayı takip yetkisinin sona erdiği gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf ve temyiz dilekçelerinin asıl ve ek karar ile reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hal böyle olunca, davacıların terditli tenkis talepleri yönünden davacıların davayı takip yetkilerinin sona ermediği gözetilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davacılar vekilinin istinaf ve temyiz dilekçelerinin tümden reddine karar verilmesi doğru değildir.
Davacılar vekilinin değinilen yönden yerinde görülen temyiz itirazının kabulü ile, Bölge Adliye Mahkemesinin 30.10.2025 tarihli ek kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, Bölge Adliye Mahkemesinin 10.09.2025 tarihli kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davacılara iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.