Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

Dosya2025/6384 E. 2026/2891 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2025/84 E., 2025/294 K.

Dairenin bozma kararına Mahkemece direnilmesi üzerine karar davacı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla değişikliği öncesi hâliyle 438. maddesinin 2. fıkrası gereğince direnme kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılamayacağından duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel isteğine ilişkindir.

İstanbul Anadolu 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.11.2014 tarihli ve 2007/637 Esas, 2014/563 Karar sayılı kararı ile; 25.01.2008 tarihli duruşmada...ilçesinde bulunan dava konusu 1 33... parsel sayılı taşınmaz bakımından davanın tefrikine; ayrı bir esas üzerinden yetkisizlik nedeniyle davanın reddine dair verilen kararın Dairenin 08.11.2010 tarihli ve 2010/10783 Esas, 2010/11734 Karar sayılı kararı ile bozulması üzerine eldeki dava ile yeniden birleştirilmesine karar verilerek yapılan yargılama sonucunda; davalı ... yönünden tapu iptali ve tescil isteğinin kötüniyetli olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle, alacak isteğinin ise husumet yokluğu nedeniyle reddine, satış bedelinin davacıya ödendiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle taleple bağlı olarak 150.000,00 TL alacağın faiziyle birlikte davalı vekil ...’dan tahsiline karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 15.01.2019 tarihli ve 2018/1898 Esas, 2019/104 Karar sayılı kararı ile; davacı ile davalı ...’in şirket ortağı olup aralarındaki anlaşmazlıklar neticesinde şirket hisselerini dava dışı kişiye 17.09.2007 tarihinde devrettikleri ve şirket araçlarının satışı konusunda davacı ve davalı ...’in birlikte davalı ...’ı 17.09.2007 tarihinde vekil tayin ettikleri, çekişme konusu payların satış bedellerinin davacıya ödendiğinin usulünce kanıtlanamadığı, davacının iradesine aykırı olarak vekaleten dava konusu taşınmazlarda davacı paylarının diğer davalı ...’e devri sonucu davacının zararlandırıldığı, davalı ...’ın bu suretle vekalet görevini kötüye kullandığı, davalı ...’in ise iyiniyetli sayılamayacağı, davalıların el ve işbirliği içinde hareket ettikleri, davalı ... adına kayıtlı çekişme konusu taşınmaz bakımından tapu iptal tescil isteğinin kabul edilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı, ayrıca tapu kayıtlarına göre dava tarihinden sonra 3. kişilere devredilen çekişme konusu taşınmazlar bakımından HMK'nın 125. maddesinin uygulanmasının düşünülmemesinin de isabetsiz olduğu gerekçesiyle karar bozulmuş; davalı ...'in karar düzeltme istemi Dairenin 17.06.2019 tarihli ve 2019/1563 Esas, 2019/3832 Karar sayılı kararıyla reddedilmiştir.

Mahkemenin 08.09.2020 tarihli ve 2019/267 Esas, 2020/133 Karar sayılı kararı ile; davalı vekil ...’ın bu taşınmazları diğer paydaş olan davalı ...'e vekâletnameye uygun olarak sattığı, davalı ...'in paydaş olduğu taşınmazdaki satılığa çıkarılan payları vekilden satın aldığı, satış bedelinin vekile ödendiğinin de resmî akitte belirtildiği, vekâletnamede payların, paydaş olan davalı ...'e satılmayacağına ilişkin bir yasaklama olmadığı gibi yasal olarak da böyle bir yasaklamanın söz konusu olamayacağı, davacının taşınmazlardaki paylarını satış iradesinin olduğu ve bu iradeye uygun olarak taşınmazlardaki payların satıldığı, vekilin, daha önceki başka işlemlerde davacı ve davalı ...'in vekili olmasının ve satın alan ...in taşınmazların paydaşı olmasının başlı başına eylem birliği içinde davacıya zarar verdiklerini göstermeyeceği, akdi ilişkiye dayalı olarak sadece vekilin sorumlu tutulacağı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

Kararın davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Hukuk Genel Kurulunun 31.05.2023 tarihli ve 2021/1-661 Esas, 2023/541 Karar sayılı kararı ile; kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı, bozma konusu ile ilgili bozma kararı sonrası ortaya çıkan yeni ve farklı bir olgu ve gerekçe ile oluşturulan yeni hüküm niteliğinde olduğu gerekçesiyle yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Daireye gönderilmiş ve Dairenin 15.02.2024 tarih, 2023/5192 Esas, 2024/1266 Karar sayılı kararı ile çekişme konusu payların satış bedellerinin davacıya ödendiğinin usulünce kanıtlanamadığı, davacının iradesine aykırı olarak vekaleten dava konusu taşınmazlarda davacı paylarının diğer davalı ...’e devri sonucu davacının zararlandırıldığı, davalı ...’ın bu suretle vekalet görevini kötüye kullandığı, davalı ...’in ise hem dava konusu taşınmazlarda paydaş olması, hem de davacı ile aralarında şirket ortaklığından kaynaklı anlaşmazlıklar bulunması nedeniyle iyiniyetli sayılamayacağı, adı geçen davalıların el ve işbirliği içinde hareket ettikleri sonucuna varıldığı, dava konusu 11264 parsel sayılı taşınmaz (yeni 14538 parseldeki 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7 no.lu bağımsız bölümler) bakımından kayıt maliki olan davalı ... ...'nun taşınmazı ediniminin iyiniyetli olup olmadığının araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi, 112 62... ada 31 parsel sayılı taşınmazlar bakımından davalılar ... ve ...'ın bedelden birlikte sorumlu tutulmaları gerektiği gerekçesi ile karar bozulmuştur.

Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; 11264 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın eldeki davadan tefriki ile ayrı bir esasa kaydedilmesine, HMK'nın 125. maddesi gereği tazminata dönüşen talepler yönünden Mahkemenin 2019/267 Esas, 2020/133 Karar ve 08.09.2020 tarihli kararında direnilmesi ile tapu iptali ve tescil talebinin reddine, davalı ... hakkındaki alacak davasının (tefrik konusu parselin, itibar olunan rapor kapsamına göre belirlenen değerinin zorunlu olarak mahsubu ile, diğer tazminata dönüşen parseller yönünden) kabulü ile, 106.842,80 TL alacağın, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, davalı ... hakkındaki alacak davasının husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.

Mahkemece verilen temyize konu kararın “yeni hüküm” niteliğinde olup olmadığını inceleme görevi Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna ait olup ayrıca Dairemiz kararının usul ve kanuna uygun olduğu anlaşıldığından gerekli inceleme yapılmak üzere dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar vermek gerekir.

KARAR

Açıklanan sebeple;

Dosyanın YARGITAY HUKUK GENEL KURULUNA GÖNDERİLMESİNE,

09.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

§