Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

Dosya2025/6284 E. 2026/2526 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2021/57 E., 2025/84 K..

Dava, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Kadastro sonucu; ...ili, ...ilçesi,...köyü çalışma alanında bulunan 1 01... parsel sayılı 40.955,49 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazın, zilyedi ... kızı ......’ın 40/100 dönüm norm sınırını aşması sebebiyle, tarla vasfıyla senetsizden Hazine adına tespit edildiği, askı ilan süresi içerisinde itiraz edilmeksizin kadastronun 09.01.2007 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Davacı; 1 01... parsel sayılı 40.955 m²'lik taşınmazın babası ...'dan kendisine kaldığını, ancak kadastro sırasında taşınmazın Hazine adına tespit ve tescil edildiğini belirterek taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... temsilcisi; davanın zamanaşımı ve yanlış hasım gösterilmiş olması nedeniyle husumet yönünden reddi gerektiğini, dava konusu yer Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını, olsa bile zilyetlikle taşınmaz iktisabına ilişkin koşulların henüz gerçekleşmediğini, taşınmazın Hazine adına tapuya kayıtlı olup halen davacı tarafından kullanıldığını, davacının zilyetlikle edindiği taşınmazın yasal sınırları (kuru arazide 100 dönüm, sulu arazide 40 dönüm) aştığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemenin 08.03.2016 tarihli ve 2013/168 Esas, 2016/37 Karar sayılı kararıyla; tutanak bilirkişileri, mahalli bilirkişiler ve davacı tanıklarının ortak beyanlarından da anlaşıldığı üzere dava konusu taşınmazın davacının babası tarafından 50 yıla yakın bir süredir kullanıldığı, davacının babasının ölümünden sonra davacının kardeşi ... ...'ın kullandığı, davacının taşınmazı 2011 yılından sonra kiraya verilmek suretiyle kullanmaya başladığı, 2011 yılı öncesinde herhangi bir kullanımı olmadığı, davacının tek başına davasız aralıksız malik sıfatıyla 20 yıllık kullanımı olmadığı, davacının zilyetlikle taşınmaz iktisabına ilişkin şartları yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 26.02.2021 tarihli ve 2020/1623 Esas, 2021/1759 Karar sayılı kararıyla; Mahkemece, çekişmeli taşınmazın davacının murisinden intikal ettiği, murisin ölümünden sonra kardeşi ... ... tarafından kullanıldığı, davacının ise taşınmazda 2011 yılından önce kullanımının bulunmadığı, taşınmazda tek başına malik sıfatıyla 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulduğu, ne var ki, davacı ...'ın dava dilekçesinde irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın babasından kaldığını beyan etmesine ve keşifte dinlenen yerel bilirkişiler de taşınmazın öncesinin davacının babasına ait olduğunu söylemiş olmalarına rağmen Mahkemece, murisin başkaca mirasçısının bulunup bulunmadığı ve taşınmazın davacıya taksimen ya da başka bir hukuki yolla intikal edip etmediği hususunda araştırma yapılarak davacının aktif dava ehliyetinin mevcut olup olmadığının belirlenmediği, esasa ilişkin olarak da davacı ve mirasbırakanı adına aynı çalışma alanı içerisinde kadastro sırasında belgesiz zilyetlik nedeniyle tespit edilen taşınmaz bulunup bulunmadığının yöntemince araştırılmadığı, çekişmeli taşınmazın doğu, kuzey, batı ve kısmen güney sınırında 244 sayılı mera parseli bulunduğu halde hava fotoğraflarının incelenmesi sırasında bu husus üzerinde durulmadığı, hava fotoğrafı incelemesi neticesi sunulan raporun taşınmaz bölümünün evveliyatını, kullanım süresini, niteliğini ve üzerindeki imar-ihya işlemlerinin tamamlanıp tamamlanmadığını açıklamaktan uzak, son derece yetersiz olması ve raporda sadece soyut olarak taşınmaz bölümünün tarla olduğunun belirtilmesiyle yetinilmesine rağmen yeniden, belirtilen hususları açıklayan, denetime elverişli rapor alınmadığı, komşu taşınmazların kadastro tutanakları ve dayanak belgelerinin tamamının getirtilmediği, komşu mera parseli ile aralarında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığını ortaya koymayan ziraatçı bilirkişi raporu ile yetinilerek hüküm kurulduğu yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli bulunmadığı, bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile karar verilemeyeceği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının dava konusu taşınmazların evvelinde babası ... tarafından kullanıldığı, daha sonra mirasçılar arasında taksim yapıldığı, akabinde dava konusu taşınmazın kendisine devredildiğini ileri sürerek kendi adına tapu iptal ve tescil isteminde bulunduğu, keşif mahallinde dinlenen davacı tanığı ve mahalli bilirkişilerin dava konusu 1 60... parsel numaralı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmının davacının babası tarafından ölünceye kadar kullanıldığını, davacının babasının 2006 yılında öldüğünü, davacının babası öldükten sonra, oğlu ... ...'ın tereke adına kullandığını, mirasçılar arasında dava konusu taşınmazın taksim edildiği ancak taksimin ne zaman yapıldığının, kime nerenin düştüğünü bilmediklerini beyan ettikleri, dava konusu taşınmazın muristen satış, bağış veya terekenin taksimi yoluyla davacıya intikal ettiği hususunun ve ne zaman intikal ettiği hususunun tam olarak ispat edilemediği, ayrıca dava konusu taşınmazın 2020 yılında mera olarak tapuya kaydının yapıldığı ve kamu orta malı olarak tapuya tescil edildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı ... ve dahili davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden usul ve kanuna ve bozma kararının gereklerine uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60'ar TL bakiye onama harcının temyiz eden davacı ... ve dahili davalı ... Başkanlığından ayrı ayrı alınmasına, Dosyanın ...Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 01.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

§