"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/423 E., 2025/125 K.
Dava, inançlı işlem ve vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davacının davalı ...'den aldığı borcun teminatı olarak ...'in isteği ve baskısıyla davalı ...'i teminat olması amacıyla vekil tayin ettiğini, borcu faizi ile ödemelerine rağmen anılan vekaletnamenin bilgisi dışında kullanılması suretiyle maliki olduğu 1 77... parsel sayılı taşınmazın önce davalı ...’e temlik edildiğini, ...’in de taşınmazı davalı ...’a devrettiğini, vekalet görevinin kötüye kullanıldığını, devirlerin kendisini zarara uğratma amacıyla danışıklı olarak yapıldığını, taşınmazda hala ailesinin ikamet ettiğini ileri sürerek davacı adına tapu iptali ile tescile, olmazsa taşınmaz bedelinin davalı ...′den tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... ve ... vekili; davalı ...’in sadece vekil olduğunu, onun yönünden davanın husumetten reddi gerektiğini, davacının dava konusu taşınmazın satılması için vekaletname düzenlediğini ve düzenlenen vekaletname uyarınca da taşınmazın satıldığını, davacının niyetinin taşınmazını davalı ...’e satmak olduğunu, vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, temlikten 3 yıl sonra eldeki davanın açılmasının iyiniyetli olmadığını, ...’in belediyede çalıştığı iddiasının doğru olduğunu, ...’in aynı zamanda ...’ın teyzesi olduğunu, taşınmazın 37.000,00 TL’ye satın alındığını ve bedelin banka aracılığıyla gönderildiğini, ...’ın taşınmazı nişanlı olup evlendiğinde oturmak için aldığını, aldıktan sonra tahliye için ihtarname gönderdiğini, diğer davalılar arasındaki ilişkiyi bilmediklerini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Davalı ...; davacının 3 yıl önce taşınmazı kendisine sattığını ve bedelini aldığını, davacının eşi ...’ın borcu nedeniyle rehin alındığını ve kendisinden borç aldığını, zaman zaman bu borcu ödemek için PTT’den kendisine para göndermiş olabileceğini, davacının kendisine hiçbir zaman para göndermediğini, ...’a borç verebilmek için kendisinin borçlandığını ve çok mağdur olduğunu, taşınmaz satmak durumunda kaldığını, ...’ın borcunu ödemeyi, davacının da sattığı evi değeri üzerinden satın almayı istediğini ancak bunu yapacak ekonomik durumları olmadığını, beklemekten yorulduğunu ve evi davalı ...’a sattığını, ...’dan önce evi Adana’da bir emlakçıya satmak için 40.000,00 TL’ye anlaşıldığını, bu fiyatı ...’ın da kabul ettiğini ama davacıya kıyamadığı için satıştan vazgeçip bir müddet daha süre tanıdığını, davacının Düzce’de vekil tayin edeceği birini bulamadığını, köylüsü ...in o sırada oradan geçtiği için rica üzerine vekil tayin edildiğini, ...in diğer davalıları görmediğini ve birlikte hareket edilmediğini belirterek davanın reddini savunmuş, aşamada 28.01.2016 tarihinde ölümü üzerine mirasçıları davaya dahil edilmiştir.
Davalı ...; davacıyı hiç tanımadığını, davalı ...’in köylüsü olduğu için sadece ...’i tanıdığını, tapuda işleri olduğunu söylemeleri üzerine insaniyet namına yardımcı olduğunu, davanın kendisi yönünden husumetten reddi gerektiğini, davacının eldeki davaya kadar kendisini azletmediğini, vekalet görevini kötüye kullanmadığını, Erdemli’ye daha önce hiç gitmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin 01.06.2018 tarihli ve 2012/629 Esas, 2018/408 Karar sayılı kararı ile; vekalet görevinin kötüye kullanılmadığı, kayıt malikinin iyiniyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesinin 05.02.2019 tarihli ve 2019/56 Esas, 2019/102 Karar sayılı kararı ile istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 21.01.2021 tarihli ve 2019/2427 Esas, 2021/333 Karar sayılı kararı ile; davacı ...′ın bu olay nedeniyle ..., ... ve ... hakkında C.Savcılığına suç duyurusunda bulunması üzerine adı geçenler hakkında 02.01.2014 tarihli iddianame ile ″tefecilik″ suçundan Düzce 3. Asliye Ceza Mahkemesinde açılan 2014/43 Esas sayılı kamu davasının yargılaması sırasında davalı ...′in beyanında, çekişmeli taşınmaz ile ilgili olarak davacı ... ile arasında inançlı işlem yapıldığı olgusunu kabul ettiği, davacı ile davalı ... arasındaki inançlı işlem ilişkisi benimsenerek ikinci el konumundaki davalı ...′nın taşınmazı ediniminde iyiniyetli bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması gerektiği, ancak iyiniyet bakımından hükme yeterli bir araştırma yapılmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 24.05.2023 tarihli ve 2021/128 Esas, 2023/67 Karar sayılı kararı ile; ...'ın taşınmazı 37.000,00 TL karşılığında ... aracılığı ile satın aldığı, ödemeyi banka kanalıyla yaptığı, ... ile davacı arasında herhangi bir tanışıklık bulunmadığı, kayıt maliki olan ...'ın ikinci temlikten yaklaşık 3 yıl sonra taşınmazı devraldığı, davalı ...'ın durumu bilen veya bilmesi gereken kişi konumunda olmadığı, açıklanan nedenlerle ...'ın TMK'nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanacağı, bu nedenle tapu iptali ve tescil isteminin reddi gerektiği, terditli alacak talebinin ise ...'den alınan borç paranın yine ...'e ödendiğinin beyan edildiği, davalı ...'in para alışverişi ile herhangi bir bağlantısının bulunmadığı, ... hakkında tefecilik suçundan beraat kararı verildiği, ...'e verilen vekaletin kötüye kullanıldığı iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 21.01.2021 tarihli ve 2019/2427 Esas, 2021/333 Karar sayılı kararı ile, davacı tanığı ... ’in davalı ... vekili ve son kayıt malikinin teyzesi olan davalı ...’in davacının eski eşinin köylüsü ve çocukluktan beri komşuları olduğu yönünde beyanda bulunduğu, davalı ...’ın babası olan ve tanık olarak dinlenilen ...’nın da davacı ...’ın eşinin uzaktan akrabaları olduğu, ...’in baldızı olduğu, taşınmazın 35.000,00 TL’ye alındığı, ev alınmadan önce ...’ın evde oturduğu ancak şehir dışında çalışması nedeniyle evde olmadığı, ... şehir dışında olduğu için anahtar olmadığı ve evi dışarıdan görerek satın aldıkları yönünde beyanda bulunduğu, yapılan keşif sonucu taşınmazın son temlikin yapıldığı 2012 yılında değerinin 75.000,00 TL olduğunun tespit edildiği, son kayıt maliki davalı ...’nın kötü niyetli olduğu kabul edilerek davacı ile davalı ... arasındaki inanç ilişkisi bakımından 6098 sayılı TBK’nın 97. (BK’nin 81.) maddesinin de değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı ile davalı ... arasında inanç ilişkisi bulunduğu, davacının üzerine düşen edimi yerine getirdiği ancak davalı ...'in taşınmazı vekalet yoluyla davalı ...'a devrettiği, ...'ın iyiniyetli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalılar ... ve ... vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 03.02.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davalılar ... ve ... vekili Av. ... ile temyiz edilen davacı ... vekili Av. ... geldi, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı, gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden usul ve kanuna ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı 4.098,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalı ...'dan; 8.498,50 TL temyiz harcının ise davalı ...'den alınmasına, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davacı vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davalılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.