"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/762 E., 2023/182 K.
Mahkeme kararı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Davacı ...; mevkii ve sınırlarını dilekçesinde açıkladığı taşınmazın babası Celal tarafından taşları temizlenerek imar-ihya edildiğini, uzun yıllar aralıksız olarak tarla niteliğiyle kullanıldığını, 1994 yılında zilyetliğin muris tarafından kendisine devredildiğini, zilyetlik sürelerinin 27 yılı aştığını ileri sürerek ve olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tespit harici bırakılan bölümün adına tescilini istemiştir.
Asli müdahiller... ve ... 09.05.2005 tarihli, ... ise 15.04.2005 havale tarihli dilekçeleriyle harç yatırmak suretiyle davaya katıldıklarını bildirmişler, dava konusu edilen bölümü davacının babası ile birlikte imar-ihya ettiklerini açıklayarak dava konusu yerin davacı ile birlikte adlarına tescilini istemişlerdir.
Davalı Hazine vekili; dava konusu edilen taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, ...’ın daha önce aynı yer için 1999/216 Esas ile dava açtığını, daha sonra davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, bu dosyadan sonra 20 yıllık sürenin dolmadığını belirterek davanın reddini savunmuş, 15.03.2004 havale tarihli dilekçe ile dava konusu yerin Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... ile ...... davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemenin 04.07.2012 tarihli ve 2002/203 Esas, 2012/619 Karar sayılı kararı ile; kazanma koşullarının ve süresinin davacı ile asli müdahiller yararına gerçekleştiği gerekçesiyle ... mirasçıları dışındaki davacılar yönünden davanın kabulüne, ... mirasçıları yönünden işlemden kaldırılmasına karar verilmiş, kararın temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 24.12.2013 tarihli ve 2013/1378 Esas, 2013/19862 Karar sayılı kararı ile; yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli olmadığı belirtilerek çifte tapunun oluşumunun önlenmesi açısından dava konusu yerin tapuda kayıtlı yerlerden olup olmadığının tapudan sorulması, birleşik paftanın istenmesi, komşu parsellere ait kadastro tutanak ve dayanak belgelerin getirtilmesi, dava konusu yerin Mera Komisyonu haritasında belirtilen 17 no.lu mera parseli içerisinde kalıp kalmadığının sorulması, dava tarihinden en az 20 yıl öncesine ait iki ayrı zamanda çekilmiş hava fotoğraflarının getirtilmesi, yeniden mahallinde jeodezi ve fotogrametri mühendisi, ziraat yüksek mühendisi, yerel bilirkişiler ve tanıklar huzurunda keşif yapılması, dava konusu yerin imar ve ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığı, kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, imar ve ihyanın yaklaşık hangi tarihte tamamlandığı, dava konusu taşınmazın mera olarak tahsisinin yapılıp yapılmadığı hususlarında bilirkişilerden gerekçeli, denetime açık rapor sunulmasının istenmesi, komşu parsellere ait tapu ve vergi kayıtlarının dava konusu yeri ne gösterdiğinin üzerinde durulması; yerel bilirkişiler ve tanıklardan taşınmazın hangi tarihte kullanılmaya başlandığı, ne şekilde kullanıldığı, ne şekilde emek ve para sarf edildiği, imar-ihyanın ne zaman tamamlandığı konularında bilgi alınması, beyanlar arasında çelişki bulunduğu taktirde bu çelişkinin giderilmesi, 3402 sayı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde yer alan kuru-sulu sınırlamaları göz önünde tutularak miras bırakanlarının terekesinin paylaşım tarihinden itibaren davacı ile asli müdahillerin bağımsız 20 yıllık zilyetlikleri dolmadığından ...’ın babası ... ...ve...’nin babası ... ..., yargılama sırasında ölen ...’ın her biri için tek kişiymiş gibi kabul edilerek bunların her birinin en fazla sulu toprakta 40, kuru toprakta ise 100 dönüm alabilecekleri ilkesinin göz önünde bulundurulması, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca imar ve ihyanın tüm olumlu ve olumsuz koşullarının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde araştırılıp saptanması, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği açıklanarak bozulmuştur.
... mirasçıları yönünden tefrik edilen dosya 2012/563 Esasını almış, Mahkemenin 02.10.2012 tarihli kararı ile kazanma koşullarının ve süresinin davacılar lehine gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 24.12.2013 tarihli ve 2012/13851 Esas, 2013/19861 Karar sayılı kararı ile, ... mirasçıları yönünden tefrik kararının hatalı olduğu, anılan dosyanın eldeki dava ile birleştirilmesi gerektiği belirtilerek diğer dosya ile aynı gerekçelerle Mahkeme kararı bozulmuş, bozma sonrası dosya eldeki dava dosyası ile birleştirilmiştir.
Mahkemenin 17.07.2018 tarihli ve 2014/102 Esas, 2018/289 Karar sayılı kararı ile; bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda TMK'nın 713/1 ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14... . maddelerindeki zilyetlikle kazanım koşullarının davacı ve müdahiller lehine oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın temyizi üzerine Dairenin 24.11.2021 tarihli ve 2021/3649 Esas, 2021/7158 Karar sayılı kararı ile Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiş, Dairenin onama kararına karşı, davalı Hazine vekili ve davalı ...... vekili tarafından karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine bu kez Dairenin 20.06.2022 tarihli ve 2022/3164 Esas, 2022/4995 Karar sayılı kararı ile; davanın 25.04.2002 tarihinde açıldığı, Tarım Müdürlüğünün cevabi yazılarına göre davaya konu taşınmazın bulunduğu çalışma alanında mera tespit çalışmalarının 10.09.2000 - 15.11.2000 tarihleri arasında tamamlandığı, davaya konu taşınmazın mera olarak değerlendirilen alanda kaldığı, ancak mera tahdidi ve sicile kayıt işlemlerinin yargılama aşamasında tamamlandığı, davaya konu taşınmazın 309.805 metrekare yüzölçümüyle 28.12.2015 tarihli işlemle kamu orta malı olarak mera vasfıyla 1448 parsel numarası ile tescil edildiği, davacılar vekilinin 21.02.2018 tarihli dilekçe ile davaya konu edilen taşınmaz bölümünün mera parselinden ifrazı ile davaya mera tescil kararının iptali ve tescil davası olarak devam edilmesi yönündeki ıslah talebini bildirdiği ancak, Mahkemece bu husus dikkate alınmayarak davaya konu taşınmazın tescil harici olduğu yönündeki kabule göre hüküm kurulduğu, HMK’nın 297. maddesi uyarınca da kurulan hükmün açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekli olup somut olayda kurulan hükmün infazda tereddüt oluşturacağı, kabule göre de davacı ...’nin mirasçıları olduğu anlaşılan ve davacı vekiline vekalet veren davacılar ..., ...ve ...’ın da karar başlığında davacılar arasında gösterilmemesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle onama kararının kaldırılmasına ve Mahkeme kararının bozulmasına hükmedilmiştir.
Mahkemenin tarihi ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; bozma kararı uyarınca yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ne var ki; Mahkemece kazanım şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de hüküm kurmaya elverişli araştırma yapıldığını söyleme imkanı bulunmamaktadır. Şöyle ki, Mahkemece hükmüne uyulan Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 24.12.2013 tarihli ve 2012/13851 Esas, 2013/19861 Karar sayılı ve 24.12.2013 tarihli ve 2013/1378 Esas, 2013/19862 Karar sayılı bozma ilamlarında, mirasbırakanlarının terekesinin paylaşım tarihinden itibaren davacı ile asli müdahillerin bağımsız 20 yıllık zilyetlikleri dolmadığından ...’ın babası ... ...ve...’nin babası ... ..., yargılama sırasında ölen ...’ın her biri için tek kişiymiş gibi kabul edilerek bunların her birinin en fazla sulu toprakta 40, kuru toprakta ise 100 dönüm alabilecekleri ilkesinin göz önünde bulundurulması gerektiği hususu belirtilmesine rağmen ...., ... ... ve ... için ayrı ayrı senetsizden kazanım hesaplamasının denetime elverişli olarak yapılmadığı, her biri yönünden kazanımın ne kadar olduğunun tam olarak tespit edilmediği görülmüştür.
Hâl böyle olunca; öncesinde açılan her bir dava ile ve kadastro tespitinde senetsizden kazanılan yerlerin ...., ... ... ve ... için ayrı ayrı tespitinin yapıldığı denetime elverişli (her bir tespitin dayanaklarının dosya arasına alınması ve raporda özellikle belirtilmesi suretiyle) bilirkişi raporu alınması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalı Hazine vekilinin değinilen yön itibariyle yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın Gölbaşı (Ankara) 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 06.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.