Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

Dosya2025/5643 E. 2026/2657 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/1885 E., 2025/1069 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2022/20 E., 2022/522 K.

Dava, zilyetliğe dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir.

Davacı vekili; ... ili,... ilçesi, ... ( ...Mahallesi) 10 31... parsel nolu taşınmazın 55371/69928 payı imar uygulaması sonucu davalı ... adına tescil edildiğini,...payın ise müvekkili adına tapuda kayıtlı olduğunu, oysa dava konusu taşınmazın tamamının müvekkiline ait olduğunu, davacıya miras yolu ile intikal eden taşınmazda imar uygulamasından önce taşınmazın müvekkili tarafından imar ve ihya edilmek suretiyle malik sıfatıyla 20 yıldan fazla bir süreyle davasız ve aralıksız zilyet olarak kullanıldığını, benzer davalarda emsal kararlar verildiğini ve zilyetlikle mal edinme koşullarının müvekkili yararına oluştuğunu ileri sürerek davalı ... adına oluşturulan tapu kaydının iptali ile müvekkili davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... davaya cevap vermemiş, vekili tarafından yargılama aşamasındaki beyanlarında davacı lehine zilyetlikle mülkiyet edinim koşullarının gerçekleşmediğini, davaya konu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, kadastro çalışmalarının 17.09.1961 yılında kesinleştiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesince 20.06.2019 tarihli ve 2018/796 Esas, 2019/667 Karar sayılı davanın reddine ilişkin olarak verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 08.12.2021 tarihli ve 2019/2597 Esas, 2021/1766 Karar sayılı kararı ile; hükme esas bilirkişi raporlarının denetime uygun olmadığı, bu nedenle dosyanın jeodezi ve fotogrametri mühendisine tevdii edilerek 1948, 1975, 1985 tarihli stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelemesi yaptırılmak suretiyle taşınmaz bölümünün sınırını ve niteliğini, taşınmazın öncesinin taşlık, çalılık gibi imar-ihyaya muhtaç olan yerlerden mi yoksa boş (hali) nitelikte mi bulunduğunu, imar-ihya gerektirir yerlerden olması halinde imar-ihyanın ne zaman tamamlandığını, zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor alınması gerektiği belirtilip hükme esas alınan 1986 tarihli imar planı onama evrakları dosyaya getirtilip dosyanın fen bilirkişisine tevdii ile yörede 1986 yılında onandığı bildirilen nazım imar planı haritasında taşınmazın konumunu gösteren rapor alınarak karar verilmesi için istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılarak karar verilmek üzere yerel Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Kaldırma kararı sonrası İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla

; kaldırmaya ilişkin ilâmı uyarınca taşınmazın imar-ihyaya muhtaç olup olmadığı noktasında ek rapor tanzimi için dosyanın aynı bilirkişilere tevdi edildiği, dosya içeriğine göre dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde ilk tesis kadastro çalışmasının 17.09.1961 yılında yapılıp kesinleştiği ve taşınmazın tapulama harici bırakıldığının anlaşıldığı, ... Belediye Meclisi tarafından, 1986 tarihli uygulama imar planı kararıyla dava konusu taşınmazın imar planına alındığı, Mülga ... Belediye Meclisince son olarak 05.02.2014 tarihinde genel ilave revizyon nazım ve uygulama imar planı yapılarak onandığı, meri nazım ve uygulama imar planında karma kullanım alanında kaldığı, meri uygulama imar planında ise karma kullanım alanının kısmen yol olarak tanımlandığı ve imar uygulaması sonucu 29.01.2009 tarihinde 55371/69928 hisse oranıyla Hazine adına tescil edildiği, imar planı ve onama evrakının dosyamız içerisine alındığı, jeodezi bilirkişi raporunda hava fotoğraflarından, dava konusu 10 31... nolu parselin 1948 yılına ait hava fotoğrafında taşlık ve çalılık olarak kullanılmayan hali arazi bölgesinde kaldığı anlaşılmakla dava konusu taşınmaz bölümünün hali arazi özelliğini 1970 yıllına kadar devam ettirdiği, 1970'li yıllardan itibaren taşlık ve çalıların temizlenmeye başlandığı, sınırlarının belirginleşmiş olduğu ve içerisine bir adet ev inşa edildiği ve evin etrafının bahçe olarak kullanıldığı imar-ihyanın 1975 yılında tamamlanmış olduğunun mütalaa edilmesi karşısında taşınmazın imar-ihyaya muhtaç yerlerden olduğu ve imar-ihyanın 1975 yılında tamamlandığı sonucuna ulaşıldığı, bu durumda imar-ihyanın tamamlandığı 1975 yılından, taşınmazın imar planına alındığı 1986 tarihine kadar dava konusu taşınmazın imar-ihya suretiyle iktisaba ilişkin olarak 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17/2. maddesinde öngörülen koşulların davacı yararına gerçekleşmediği belirtilerek davanın reddine dair karar verilmiştir.

Karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yerel mahkeme hüküm gerekçesinde de ifade edildiği üzere imar-ihyanın tamamlandığı tarihten itibaren imar planı tarihine kadar yirmi yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı, hükmedilen vekâlet ücretinde de isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri kanunu'nun (6100 sayılı Kanun ) 353/1-b. (1) maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından adli yardım talepli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacı vekilinin adli yardım talebinin ve temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 3.033,70 TL temyiz başvuru harcı ve 732,00 TL bakiye onama harcı olmak üzere toplam 3.765,70 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

§